Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2008/7119 E. 2011/988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/7119
- Karar No
- 2011/988
- Karar Tarihi
Zorla ırza geçme, zorla kaçırıp alıkoyma ve zorla kaçırıp alıkoyma suçuna iştirak suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’un yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’nın atılı zorla kaçırıp alıkoyma suçuna iştirakten beraetine, sanık ...’nın ırza geçme, ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından, diğer sanıkların zorla kaçırıp alıkoyma suçuna iştirakten mahkümiyetlerine ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul kısmen reddine dair, Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.07.2006 gün ve 2003/96 Esas, 2006/106 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi; Sanıklar ..., ... ve ...’a tayin edilen cezaların süresine göre müdafiin duruşma isteğinin CMUK.nun 318. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Müsaderesine yer olmadığına karar verilen 58 ... 727 plaka sayılı araç siciline şerh verilen takyidatla ilgili mahallinde her zaman bir karar verilmesi olanaklı kabul edilmiş, ırza geçme suçunda uygulanma olanağı bulunmadığı halde lehe yasanın tespitinde sanık ... yönünden teşebbüs hükümlerinin tartışılması sonuca etkili görülmemiş, hükmün gerekçesinde anılan suç nedeniyle 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğu ve uygulanması gerektiği ifade edilmiş ise de en lehe uygulama halinde dahi anılan yasanın aleyhe olması ve uygulamanın 765 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılmış olması nedeniyle gerekçedeki anlatım bozma nedeni yapılmamıştır. Delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle verilen beraet hükmünün usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanıklar ..., ..., ... ve ...’un tutuklulukta geçirdiği sürelerin 765 sayılı TCK.nun 40. maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi gereğince de mahsup kararı verilmesi, sanık ... hakkında lehe kabul edilen ırza geçme eylemi nedeniyle 765 sayılı Kanunun 31, 33. maddelerinin tatbiki yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 53. maddesinde belirlenmiş haklardan sanığın, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun kalmasının mahkümiyetin yasal sonucu olduğunun tayin ve tespitine dair hüküm kurulması, katılanlar ... ve ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken vekalet ücreti ve yargılama giderinin sanıklardan müteselsilen tahsiline dair hüküm tesisi, Kanuna aykırı; katılanlar vekili ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarındaki “5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi gereğince hükmedilen ceza tutarından mahsubuna, sanık ... hakkında hükmedilen bu hürriyeti bağlayıcı ceza nedeniyle, Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10.11.2005 tarih ve 2005/6746 Esas, 2005/ 8599 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; lehe yasanın tespitinden sonra tedbir, erteleme ve hapis cezasının yasal sonucu olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hükümleri düzenleyen 647 sayılı Yasa ile 765 sayılı Yasanın konuya ilişkin hükümleri ile 5237 sayılı Yasanın infaza ilişkin 50-60. maddeleri karşılaştırılmak suretiyle, bu konudaki lehe hükmün belirlenmesi gereği olup, bu durumda da sanık hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasında zorunluluk bulunması gözetilerek, 765 sayılı Kanunun 31, 33. maddelerin tatbikine dair kararın kaldırılarak, şartlı tahliyeden sonra bihakkın tahliye tarihine kadarki dönemde kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanma hakkı ayrık olmak üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 53. maddesinde belirlenmiş haklardan sanığın, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun kalmasının mahkümiyetin yasal sonucu olduğunun tayin ve tespitine,” ibarelerinin çıkartılması hüküm fıkralarına sanık ... hakkındaki ırza geçme suçundan kurulan kısmın sonuna gelmek üzere “TCK.nun 31. maddesi uyarınca sanığın müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, TCK 33. maddesi uyarınca 4721 sayılı Kanunun 471. maddesi de gözönüne alınarak, sanığın hapis halinin sona ermesine kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına” zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan kısmın sonuna gelmek üzere “765 sayılı TCK.nun 20 ve 31. maddeleri uyarınca 3 yıl süreyle kamu hizmetlerinden yasaklanmasına” ibarelerinin eklenmesi, hüküm fıkralarındaki "YTL" ibarelerin "TL" olarak, "müteselsilen" ibarelerinin "eşit" olarak ifade edilmesi suretiyle delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle verilen sanık ...'nın beraetine sair yönleri usul ve kanuna uygun olan sanıklar ..., ..., ..., ...’un mahkümiyetlerine ve manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddine dair hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Sanıklar ... ve ... haklarında kaçırıp alıkoyma suçuna iştirakten kurulan hükümlere yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Hükümlerden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükümlerin açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.