Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2008/16395 E. 2012/6510 K. – Görevi Kötüye
Konu: Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/16395
- Karar No
- 2012/6510
- Karar Tarihi
- Konu
- Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi kötüye kullanma HÜKÜM : 1 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkümiyetine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır. Köy muhtarı olarak görev yapan sanığın 2001-2006 döneminde köy gelir giderlerini geçerli belgeye bağlayıp geçerli defterlere kaydetmediği, başkanı olduğu ihtiyar heyeti toplantılarına katılarak kiralamada rayiç ve emsal değer almadan köyün taşınmazlarının kendisine kiralanmasına karar verilerek haksız kazanç sağladığı, 2003-2005 döneminde 7.671,00 TL kira geliri sağlamasına rağmen bu tutarı bankaya yatırmadığı, bu paranın geçerli olmayan tutanak ve belgelerle ne zaman nereye harcandığı belli olmayacak şekilde kullanıldığı iddiasıyla kamu davasının açıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sanık tarafından yapıldığı iddia edilen harcamalara ilişkin belgelerin fatura yerine geçmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, ancak dinlenen bazı tanıkların bu belgelere ilişkin harcamaların yapıldığını belirttikleri hususlarının anlaşılması karşısında; Söz konusu kira gelirlerine ilişkin kira sözleşmelerinin son olarak 01/10/2004 tarihli olması ve kira alacaklarının yarısının peşin olarak, yarısının ise ürün toplandıktan sonra ödendiğinin belirtilmesi de gözetilerek, öncelikle suç tarihinin kesin olarak belirlenmesi bakımından kira sözleşmesinde kiracı olarak adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenerek kira ödemelerini hangi tarihlerde ve ne şekilde yaptıklarının, ödeme sonrası herhangi bir belge alıp almadıklarının kendilerinden sorulması, sanık tarafından gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında ibraz edilen harcama belgelerinde adı geçen kişilerin tanık sıfatıyla dinlenerek bu belgelerde belirtilen işlemlerin gerçekten yapılıp yapılmadığının, bedellerinin alınıp alınmadığının kendilerinden sorulması, gerektiğinde bu işlerin gerçekte yapılıp yapılmadığının maliyet hesabıyla birlikte belirlenmesi için mahallinde keşif yapılması, bu eksiklikler giderildikten sonra köy gelirlerinin köyün ihtiyaçları için kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi bakımından yeniden bilirkişi kurulu raporu alınması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Hükümlerden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi ve 3. fıkradaki suç için ayrı bir ceza ihdas edilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Sanık hakkındaki temel ceza belirlenirken "suçun işleniş biçimi" şeklindeki gerekçeye de dayanılarak alt sınırdan uygulama yapılmasına rağmen zincirleme suça ilişkin 43. madde uygulanırken aynı gerekçeye dayanılarak alt sınırdan uzaklaşılması ve 2/4 oranında artırım yapılması suretiyle her iki gerekçe arasında çelişkiye neden olunması, Aleyhe temyiz olmamakla birlikte kazanılmış hakka konu olmaması da gözetilerek, hükmolunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak, sanık hakkında TCK'nın 53/1-2-3. maddesinin uygulanmasına karar verilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.