Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/271 E. 2026/4595 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/271
Karar No
2026/4595
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/5644 D. İş, 2017/5644 K.

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazının kabulüne, davalının itirazının reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırıldığından ve bu kararın dayanağı olan İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı davacı vekili ve davalı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu temyiz başvurusu olarak değerlendirilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.06.2016 tarihinde, davacının eşi yayaya, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yapılan aracın çarpması sonucu yayanın vefat ettiğini, davacının destekten yoksun kaldığını, zararın giderilmesi için sigorta şirketine başvurulduğunu ancak olumlu yanıt alınamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalının yayayı kasten aracı ile elektrik direği arasına sıkıştırarak öldürmesi sebebiyle yayanın vefat ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1477. maddesinin "sigortacı, sigortalının sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmaz" hükmü gereğince sigortacının sorumluluğunun doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun sigortalıya karşı kasten adam öldürme suçundan dava açılmış olduğundan ve 6102 sayılı Kanun' un 1477. maddesine göre sigortacı sigortalının sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davalı ... şirketinin sorumluluğunun kapsamını belirleyen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, talebin teminat dışı sayılmadığı, sadece genel şartların Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı, B.4.a bendi hükmüne göre, kasten meydana getirilen zararlar bakımından sigortacının sigortalıya rücu hakkının belirlendiği, bu durumda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmesinde isabet olmadığı..." gerekçesi ile davacı vekilinin itirazının kabulüne, itiraz aşamasında temin edilen ve PMF-1931 Yaşam Tablosu ile progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplamanın doğru bir hesaplama olduğu, davacı kadının evlenme olasılığının da %27 olarak belirlenmesinde bir yanılgı bulunmadığı görüşünden hareketle, davacının ıslah ve faiz talebinin de bulunmadığı gözetilerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kabulüne, 40.100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun talebin davalı ... şirketinin sorumluluğunun dayanağını oluşturan poliçenin teminatı kapsamında kalması sebebiyle reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise "...40.100,00 TL bedel üzerinden yatırılan başvurma harcı ile sadece ... tarafından tahkim komisyonuna başvurulduğu, başvuru formuna göre, diğer hak sahibi olduğu ileri sürülen kişilerle ilgili herhangi bir istekte bulunulmadığı anlaşıldığına, uyuşmazlık hakem heyetince başvuru sahibi ... bakımından verilen karara yönelik olarak itiraz hakem heyeti nezdinde yapılan itiraz başvuru formunda da sadece ...'ın adının gösterilmiş olduğu anlaşıldığına göre; usulüne uygun talepte bulunmayan kişiler bakımından herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamasında herhangi bir yanılgı tespit edilememiştir...3-Davacı ...'ın talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğuna ilişkin iki farklı hesap yöntemine göre düzenlendiği anlaşılan 06.10.2017 günlü aktüer bilirkişi raporunun davacı tarafa tebliğ edilmesinden sonra verilen 13.10.2017 günlü itiraza ilişkin dilekçede, ıslah veya bedel arttırımı bakımından süre istenilmediği ve usulüne uygun şekilde harçlandırılarak yapılmış bir arttırımda bulunulmadığı görülmüştür. Tahkim komisyonunun ıslah veya bedel arttırma bakımından davacı tarafı uyarma gibi yasal bir yükümlülüğü de olmadığından, taleple bağlı kalınarak karar verilmesinde de, hatalı bir uygulama bulunmamaktadır...4-Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararına dayanak teşkil eden ve Avukat ... tarafından düzenlenen 06.10.2017 günlü aktüer raporda, davacının talep edebileceği en az tazminat miktarının 186.728,57 TL olduğunun bildirilmesi ve rapora vaki davacı itirazı nedeniyle bu rapordaki belirleme ve değerlendirmelerin fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasıyla açılan böyle bir davada, hüküm altına alınan 40.100,00 TL'nin üzerindeki haklar ve tazminat miktarı bakımından davacı aleyhine bağlayıcı bir niteliği olduğundan da söz edilemeyeceğine ve davacının evlenme olasılığının fazla belirlendiğine ilişkin savunmasını açılacak ek bir davada her zaman ileri sürmesinin de mümkün bulunmasına göre, tahkim komisyonunca taleple bağlı kalınarak 40.100,00 TL tazminatın hüküm altına alınmasında da herhangi bir yanılgı tespit edilemediğinden" gerekçeleri ile esastan reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın sadece ... için açılmadığını, çocukları ve annesi içinde açıldığını, bu müvekkilleri yönünden karar verilmemesinin yerinde olmadığını, 06.10.2017 tarihli aktüer raporda diğer davacılar yönünden değerlendirme yapılmamasının yerinde olmadığını, murisin çocukları ve annesi içinde destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerektiğini, aktüer bilirkişi raporuna karşı itiraz ettiklerini, itirazları değerlendirilmeden ve davayı ıslah imkanı tanınmadan karar verilmesinin yerinde olmadığını, evlilik ihtimalinin %27 olarak AYİM tablosu kullanılmak suretiyle belirlendiğini, evlilik ihtimaline ilişkin başkaca bir araştırma yapılmadığını, oysa bu hususta tüm kanıtlar toplanarak bu kanıtlara göre oran belirlenmesi gerektiğini, raporda davacının evlilik ihtimalinin kaza tarihindeki yaşına göre belirlendiğini oysa rapor tarihi itibariyle bulunduğu yaşa göre evlilik ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalının kasten verdiği zarardan sigortacının 6102 sayılı Kanun'un 1477. maddesi gereğince sorumlu olmadığını, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)'ne göre belirlenen rakamın 1/5 olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının desteği yayaya çarpması sonucu desteğin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Davacı destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, bilirkişi tarafından iki seçenekli olarak hesaplama yapılmıştır. Birinci seçenekte TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü ile hesaplama yapılmış, ikinci seçenekte ise PMF-1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılmıştır. İtiraz Hakem Heyetince taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuş ancak kararın gerekçe kısmında PMF-1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant ile yapılan hesaplamaya itibar edildiği açıklanmıştır. Davacı aktüer raporuna itiraz etmiş ve itirazlarının değerlendirilmemesini temyize getirmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu yerine PMF-1931 Yaşam Tablosunun kullanılması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı için, TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılmak suretiyle tazminatın belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. b. Davacıya bilirkişi raporu tebliğ edilip ıslah için imkan tanınmadan karar verilmesi de yerinde olmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemeye göre ıslah tahkikat bitinceye kadar her aşamada yapılabilir. Eldeki uyuşmazlıkta davacı vekilinin itirazı üzerine itirazı inceleyen İtiraz Hakem Heyeti tarafından aktüer bilirkişi hesap raporu alınmış, yapılan hesap neticesinde davanın, dava dilekçesindeki miktarlar üzerinden kabulüne karar verilmiş ise de davacı vekiline ıslah için süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. Kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3.Davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a.Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, herşeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; ölenin eşi sıfatıyla destek alan kişinin yeniden evlenmesi halinde, bu kişinin desteğinden yararlandığı eşinin yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Davaya konu kazada ölen ...'ın eşi olan davacı ...'nın ölen eşinin desteğinden yoksun kaldığı iddiası ile tazminat talep ettiği; davacının 25.12.2024 tarihinde yeniden evlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Hükme esas alınan 06.10.2017 tarihli hesap raporu ile davacının 1987 doğumlu olduğu ve 2052 yılı sonuna kadar destek alacağı kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Oysa, destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda ifade edilen amaç ve kapsamı; somut gerçeğin bulunduğu durumda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı; destek alacaklısı davacı eşin ancak eşinin ölümü ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığındaki dönem için tazminata hak kazanabileceği gözetilip hesaplama yapılması gerekirken 2052 yılı sonuna kadar hesaplama yapılması hatalıdır. b.5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Yukarıda (2-a, 2-b) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin, (3-a, 3-b) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Dosya kapsamından, dava konusu olayın destek ...'a, sigortalı araç sürücüsü ...'in önce çarparak yere düşürmesi, maktülün kalkarak cama vurması üzerine de aracını hızlandırarak maktulü direk ile araç arasına sıkıştırarak öldürmesi suretiyle meydana geldiği, sürücü ...'in aracı silah olarak kullanmak suretiyle destek ...'ı kasten öldürme nedeniyle ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/3 28... /73 Karar sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği; hükmün, Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.07.2019 tarihinde onanarak kesinleştiği, kazaya karışan aracın ise dava dışı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'in öldürme eylemi, "bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazası" niteliğinde bulunmamakta; sürücünün aracı işletilme kavramından bağımsız ve silah olarak kullandığı kasıtlı bir eylem vasfını taşımakta olup 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamına girmediğinden ve olayın işletenin de bilgisi dahilinde meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı ... şirketinin zarardan sorumlu tutulma imkanı bulunmamaktadır. Sigortacı, sigortalı işletene düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde sorumlu tutulabileceğinden, dava konusu olayda işletenin bilgisi dahilinde olmayıp sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden ve olay dava dışı sürücünün kasten eylemi neticesinde meydana geldiğinden davalı ... şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu haliyle davanın reddi gerektiği hususundaki temyiz itirazının kabulü ile kararın bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun 1. bentteki temyiz itirazlarının reddi kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/271, K. 2026/4595, T. 01.07.2019, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2026-271-e-2026-4595-k-8e91705ae25c