Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/148 E. 2026/4577 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/148
Karar No
2026/4577
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/944 E., 2025/1382 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İlinde 06.02.2023 meydana gelen depremde davalı nezdinde DASK sigortası bulunan taşınmazının artçı depremler ile birlikte ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, davalı kuruma hasarın ihbar edildiğini ancak bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 105.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 294.016,80 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; gerekli ödemenin yapıldığını, başkaca sorumluluğu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davacının dairesinin yaşanan depremde ağır hasar aldığı ve denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile binanın yapı eksikliğinden değil depremden dolayı zarar gördüğü tespit edildiği, poliçe limitine göre davacının ödenmeyen zarar miktarının 407.160,00 TL olarak hesaplandığı, muafiyet tutarı olan 8.143,20 TL mahsup edildikten sonra 399.016,80 TL olarak belirlendiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 399.016,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm altına alınan miktarın 105.000,00 TL'sine 11.04.2024 tarihinden, 294.016,80 TL'sine ıslah tarihinden (11.02.2025) itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı kurumun basiretli tacir gibi davranmadan sigorta poliçesini düzenlemiş olduğu, mahkemenin davanın kabulüne ilişkin verdiği kararın Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına uygun düştüğü gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yapılan tespitlere göre oluşan hasarların 06.02.2023 tarihinde 04:17:34'te .../ ...'ta meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremin etkisiyle meydana geldiğini, ancak sigortalının poliçesini hasardan sonra 31.07.2023 tarihinde yaptırılmış olduğunun tespit edildiğini, poliçenin hasar yapıcı etkisi olan ana depremden sonra düzenlenmiş olup oluşan hasarda müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafından konu binanın hasar durumunun doğru beyan edilmediğini, müvekkili kurumun sigorta sözleşmesi öncesinde taşınmazın hasar durumunu tespit etme şeklinde bir yükümlülüğü bulunmadığını, zira poliçenin sigortalının beyanları esas alınarak düzenlendiğini, müvekkili kurumun tacir sıfatına haiz olmadığını, davacının ve müvekkili kurumun iddia, talep ve itirazlarının incelenmesinin; ihtilaf bakımından sağlıklı yargılamanın yapılabilmesi için, bilirkişi heyetinin oluşturularak heyette jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta eksperlerine yer verilmesi suretiyle denetime elverişli yeni rapor alınması gerekmekte iken müvekkili kurum aleyhine tazminat hesaplaması yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu, 6100 sayılı HMK’nın 266 vd. maddeleri ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3 vd. maddeleri uyarınca, özel ve teknik bir inceleme içermeyen, varsayıma, tahmine dayalı olarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayacak şekilde hazırlanan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalının kasti olarak beyan yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeniyle müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığına ilişkin itirazları saklı kalmakla birlikte, mahkemenin aksi kanaatte bulunması durumunda dahi beyan yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı tazminattan en az %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan bina aşınma payı oranının sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra tenzil edilmesi gerektiğini, davacının talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması, bu hallerin mevcut olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta poliçesindeki deprem rizikosunun amacının riziko yani deprem nedeniyle oluşan gerçek zararın giderilmesi olup rizikonun yapının yapım eksikliği nedeniyle mi yoksa deprem nedeniyle mi meydana geldiğinin, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Zorunlu Deprem Sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 587 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince davalı ... (DASK) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/148, K. 2026/4577, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2026-148-e-2026-4577-k-d9d537366d2e