Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/1272 E. 2026/6316 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1272
- Karar No
- 2026/6316
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/859 Değişik İş-2024/855 Karar
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.07.2022 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında sigortalı araçta yolcu olan müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 15.000,00 TL talep etmiş, yargılama sırasında talebini 958.123,74 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılamayacağını, başvurunun usulden reddi gerektiğini, başvuranın iddialarını ispat edemediğini, maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, medikal rapor ile de çelişkili olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur bulunduğunu, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, teminat limiti ile sınırlı şekilde sorumlu olunabileceğini ve vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirtmiştir. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 958.123,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 27.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV.İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, bilirkişi raporlarına itiraz için taraflarına 2 haftalık yasal süre verilmemiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, davacı davasını ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğini, davacının şikayetçi olmayarak olayın kolluk ve savcılık tarafından araştırılmasına engel olduğunu, kusura ilişkin bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması bulunduğunu, araç sürücüsü ile davacının arkadaş olduklarını, maluliyet raporları çelişkili olup çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, adli tıp uzmanlarının rapor düzenleme yetkisi olmadığını, araç sürücüsü/maliki ve SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının esas alınması ve AGİ'siz asgari ücrete göre hesap yapılması gerektiğini, teminat limiti dikkate alınmadan karar verildiğini, faizin tahkime başvuru tarihinden işlemeye başlaması gerektiğini, aynı trafik kazasına bağlı taleplerin farklı tahkim başvuruları ile ileri sürülmesinde davacının hukuki yararı olmayıp bu nedenle diğer dosyada hükmedilen vekalet ücretinin bu dosyada hükmedilecek vekalet ücretinden tenzili gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, her ne kadar geçici iş göremezlik tazminatı poliçedeki sürekli sakatlık teminat limiti içinde ise de işbu dosyada hükmedilen sürekli iş göremezlik tazminat miktarı ile diğer tahkim dosyasında hükmedilen geçici iş görmezlik tazminat miktarı toplamının poliçedeki sakatlık teminat limitini aşmıyor olmasına göre davalı vekilinin aşağıda yer alan bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87/1 maddesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasından; kaza sırasında araçta yolcu olarak bulunan davacının ve sigortalı aracın sürücüsünün ifadelerinden, davacı ile sürücü ...'ın arkadaş oldukları anlaşılmaktadır. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu, sürücü ile davacının arkadaş oldukları anlaşılmakla, davacının bu taşıma için sürücüye ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı ... şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.