Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/9509 E. 2025/3355 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9509
- Karar No
- 2025/3355
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2844-2024/1083 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/428-2022/114 Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurum ile davalının paydaşı bulunduğu taşınmazların ortaklığının satış yoluyla giderilmesi için dava açıldığını, mahkemece verilen kararın kesinleşmesi üzerine İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunca 2013/7 Satış sayılı dosyası üzerinden 27.01.2014 tarihinde açık arttırma suretiyle taşınmazların toplam 16.010.000,00 TL bedelle davalıya ihale edildiğini, davalı tarafın ihale bedelini süresinde yatırmaması üzerine ihalenin re'sen feshine karar verildiğini, 06.04.2015 tarihinde yapılan ikinci açık arttırmada taşınmazların toplam 6.779,550,00 TL karşılığında yeniden davalıya ihale edildiğini, davalının bedeli süresinde ödediğini ancak müvekkilinin davalının ilk ihalede belirlenen bedeli ödememesi nedeniyle zarara uğradığını belirterek iki ihale bedeli arasındaki fark nedeniyle müvekkili kurumun hissesi oranında uğranılan toplam 501.219,63 TL zararın davalının ilk ihalede sürdüğü pey üzerinden ve ihale bedelinin yatırılması gereken son günden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; satış memurluğunca 2004 sayılı İİK’nın 131. maddesi uyarınca tamamlayıcı ihale yapılmaksızın yeniden satış ilanı yapıldığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2018 tarihli 2023/2844 Esas ve 2024/1083 Karar sayılı ilk kararı ile hükme esas alınan ve denetime elverişli bulunan 17.04.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre iki ihale arasındaki bedel farkının 501.219,62 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 501.219,62 TL tazminatın ihale bedelinin yatırılması gereken son günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Hukuk Dairesinin 09.10.2020 tarihli 2018/1946 Esas ve 2020/1295 Karar sayılı ilamı ile iki ihale bedeli arasındaki farkın tahsili için davacının, dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı, davanın hukuki yarar (dava şartı) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, mahkeme kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi için dosyanın kararı veren İzmir 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Hukuk Dairesinin 09.10.2020 tarihli 2018/1946 Esas ve 2020/1295 Karar sayılı kararının, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen 25.01.2021 tarihli ek karar ile temyize konu 09.10.2020 tarihli asıl kararın HMK 353/1-a-4 maddesi kapsamında kesin olarak verilen karar olduğu ve temyiz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.06.2021 tarihli, 2021/1017 Esas sayılı ve 2021/2597 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2021 tarihli ek kararının onanmasına karar verilmiştir. Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi üzerine; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının zararının sonuç olarak iki ihale bedeli arasındaki farktan ibaret olduğu, bu fark ve temerrüt faizinin tahsili için 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 133/2. maddesinde yer alan "dairece tahsil olunur" hükmü uyarınca icra dairesi ya da satış memurluğundan talepte bulunulması yerine dava açılmasında hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iki ihale bedeli arasındaki fark nedeniyle oluşan zararı ve temerrüt faizinin tahsili amacıyla icra dairesi ya da satış memurluğuna başvurabilecekken dava açmasında hukuki yarar bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların ortaklığın giderilmesi davası sonucu satış memurluğu tarafından yapılan ihale ile satıldığını, satış işlemleri sırasında tamamlayıcı ihalenin yapılmadığını, davalının ilk ihalede teklif ettiği bedeli yatırmayarak ihalenin feshine neden olduğunu, ilk ihaleden bir yıl sonra taşınmaz bedeli artmış iken yeniden yapılan ihale ile taşınmazın gerçek bedelinin çok altında satıldığını, tamamlayıcı ihale yapılmadığından genel hükümlere göre dava açıldığını ve bu hükümlere göre dava açmakta hukuki yararın bulunduğunu beyan etmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; satış memurluğunca 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 133. maddesindeki usule uyulmaksızın ikinci kez ihaleye çıkarıldığını, iki ihale arasındaki farktan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiğini, ancak esasa ilişkin beyanların değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 133/2. hükmü gereğince iki ihale arasındaki fark nedeniyle alacak isteğine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.