Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/9072 E. 2026/6288 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9072
- Karar No
- 2026/6288
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/640 E., 2021/728 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 12.12.2023 gün, 2022/2423 Esas-2023/13415 Karar sayılı ilamıyla kararın onanmasına karar verilmiştir. Kararın düzeltilmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, karar düzeltme şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Daire kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanunun 30 maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, Aşağıda yazılı red harcının karar düzeltme isteyen davalıya yükletilmesine, Aynı Kanunun 442/3 ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1 maddeleri gereğince takdiren 3.760,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
30.04.2026 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Davacı, üç ayrı poliçe ile sigortalanan otellerinde, 12.01.2013 tarihindeki şiddetli yağış nedeniyle oluşan sel ve su baskınları sonucu ağır hasar meydana geldiğini, davalı tarafın 3.999.875,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını; daha sonra Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden yaptırılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporuyla, davacının zararının 8.400.000,00 TL olduğunun saptandığını davacı tarafından imzalanan mutabakatname ve ibranamelerin iptali ile gerçek zarar olan 4.400.124,71 TL'den şimdilik 2.000.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 31.12.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 4.400.124,71 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile 1.171.516,36 TL'nin 11.06.2013 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 19.02.2018 tarih ve 2016/185 03... /1060 Karar sayılı ilamı ile; Edimler arasındaki aşırı oransızlığın giderilmesini temin amacıyla, davacı tarafça gabin iddiasıyla dava açıldığı gözetildiğinde, gabinin objektif unsuru olan edimler arasındaki aşırı oransızlık şartının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için, davacının gerçek zarar miktarının doğru biçimde tespiti şarttır. Oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden, davacının hasar başvurusu sırasında davalıya sunduğu listenin, davalının aldığı eksper raporunun, tespit dosyasında alınan 12.03.2013 tarihli bilirkişi raporunun bir bütün olarak ele alınması ve hasar tarihinden önceki yıla ait ticari defter ve kayıtlar ile muhasebe belgeleri de incelenmek suretiyle, sel olayından önce mevcut olup da olay nedeniyle hasar gören sigortalı unsurların bedellerinin ayrıntılı biçimde tespiti, hasar gören unsurlara ilişkin olarak davacı tarafça sunulan liste ile eksper raporundaki belirlemelerin mukayeseli biçimde tablolar halinde tespitinin yapılması, poliçedeki muafiyet klozuna göre hasar bedellerinden gerekli indirimlerin yapılması, yine poliçedeki alternatif konaklama bedeline ilişkin klozun da dikkate alınmasıyla bu hasar yönünden belirlemeye gidilmesi konularında ayrıntılı, gerekçeli, mukayeseli ve denetime imkan sağlayacak bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm tesisi de yerinde olmamıştır gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkeme bozmaya uyarak aldırdığı bilirkişi raporu ile zararın 6.581.093,35 TL olduğunu yapılan 3.999.875,29 TL'lik ödemenin mahsubu ile bakiye 2.581.218,06 TL'nin 11.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar vermiş bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle karar Dairemizin 12.12.2023 tarihli kararı ile onanmıştır. Davacı karar düzeltme talebinde bulunarak, onama kararınınım kaldırılarak mahkemenin kararının davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık; sigortalı davacının sigorta şirketinden sigorta tazminatını alarak sigorta şirketini ibra etmesinden sonra gabine dayalı olarak verilen ibraların iptalinin talep edilip edilemeyeceği ve somut davada gabinin şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İbra, Türk Borçlar Kanunu 132. maddesinde düzenlenmiş olup, alacaklının borçluyla yaptığı bir sözleşmeyle alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi ve borçluyu borcundan kurtarmasıdır. İbra, borcu sona erdiren sebeplerden biridir. Bir ibra sözleşmesinin iptal edilebilmesi veya mahkemece geçersiz sayılabilmesi için genel borçlar hukuku kapsamında belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. İbra sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu'ndaki irade sakatlığı hallerine dayanılarak iptal edilebilir. İrade sakatlığı halleri ise hata, hile ve korkutmadır. Hata, alacaklının ibra ettiği alacağın miktarı, konusu veya şahsı hakkında esaslı bir yanılgıya düşmüş olmasıdır. Hile, borçlunun, alacaklıyı yanıltarak veya yalan beyanlarla kandırarak ibra sözleşmesi imzalatmasıdır. Korkutma ise, alacaklının veya yakınlarının canına, malına ya da namusuna yönelik bir tehditle zorla ibraname alınmasıdır. Bunun yanında TBK 28. maddesi gabin (Aşırı yararlanma) hallerinde de zarar görene, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilme hakkı tanımıştır. Gabin, sözcük anlamı itibarıyla "sömürme, alışverişte aldatma ve aşırı yararlanma" demektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesinde (eski 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 21) düzenlenen bu kavram, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşımıza çıkar. Kanuna göre; bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmişse, burada gabin hükümleri uygulanır. Hukuki niteliği bakımından gabin, doğrudan bir irade bozukluğu (hata, hile, korkutma) hali olarak düzenlenmemiştir. Yasa koyucu gabini, sözleşmenin kurulması sırasındaki adalet ve dürüstlük ilkelerinin ihlali olarak görmüş ve sözleşmenin kurucu unsurları arasında konumlandırmıştır. Bir hukuki işlemde gabinin varlığından söz edebilmek için kanunun aradığı objektif ve sübjektif unsurların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Bu unsurlardan biri eksik olursa gabin iddiası dinlenemez. Gabinin objektif Unsuru şartının gerçekleşmesi için; edimler arasındaki açık oransızlık bulunmalıdır. Edimler arasındaki aşırı oransızlık ise sözleşmenin taraflarının üstlendiği borçlar (edimler) arasında ekonomik açıdan göze çarpan, makul sınırları aşan ve ilk bakışta anlaşılabilen bir dengesizlik bulunmasıdır. Örneğin, piyasa değeri 1.000.000 TL olan bir taşınmazın, sahibinin sıkışık durumundan faydalanılarak 100.000 TL gibi sembolik bir rakama satın alınması durumunda objektif unsur gerçekleşmiş olur. Gabinin sübjektif unsuru ise; edimler arasında aşırı oransızlık yanında bu dengesizliğin, zarar gören tarafın müzayaka (zor durumda kalma) veya hiffet (düşüncesizlik/hafiflik) yahut tecrübesizlik (deneyimsizlik) gibi üç zayıf durumundan birinin sömürülmesiyle doğması gerekir. Müzayaka (zor durumda kalma); Kişinin ekonomik, manevi veya sağlıkla ilgili çok ağır bir sıkışıklık içinde bulunmasıdır. Acil ameliyat parası bulmak zorunda kalmak, tek bir eczanenin bulunduğu kasabada hastalığın tedavisi için o ilacı o tek eczaneden alacak olması gibi durumları ... gösterebiliriz. Hiffet (düşüncesizlik/hafiflik); Kişinin sonuçlarını yeterince tartmadan, aceleyle, önemsemeyerek veya safça kararlar alması durumudur. Tecrübesizlik (deneyimsizlik): Kişinin hayat tecrübesinin veya sözleşme konusu alandaki teknik bilgisinin yetersiz olması, işin uzmanı olmamasıdır. Gabinin tamamlanması için sözleşmenin diğer tarafının (sömürenin), zarar görenin bu zor, düşüncesiz veya deneyimsiz durumunu bilmesi ve bundan bilerek faydalanmayı amaçlaması (istismar kastı) şarttır. Bir başka anlatımla karşı tarafın zarar göreni sömürme kastı yoksa gabinin şartları oluşmamış demektir. Gabin hükümlerinin ticari sözleşmelere uygulanabilmesi mümkün ise de bir tacirin ticari işlerinde tecrübe ve bilgi sahibi olduğu asıl olduğundan, tecrübesizliğinden istifade edildiği yönündeki bir iddia karşısında daha temkinli olmakta fayda vardır. Bir tacirin müzayaka halinden (darda kalma) istifade edilmesi ihtimali daha fazladır. Bu nedenle, tacirin ticarî işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde tecrübesizliği söz konusu olamaz. Dolayısıyla, tacir, böyle bir sebebe dayanarak gabinle ilgili hükümlerden (BK. m. 21; TBK. m. 28) yararlanamaz. (ÖZKAYA, Eraslan, Gabin Davaları, Ankara 2000, s. 31; KALKAN, Burcu, Türk hukukunda Gabin, İstanbul 2004; ARKAN, s. 139; KARAHAN, s. 88.) Somut olayda; sigorta ettiren ve sigortalı davacıya ait oteller için sigorta şirketi ile üç ayrı iş yeri sigorta sözleşmesi yapıldığı davacıya ait otellerinde, şiddetli yağış nedeniyle oluşan sel ve su baskınları sonucu ağır hasar meydana geldiği iddiası ile sigorta şirketine başvurulduğu ve eksper incelemesi sonucu hazırlanan eksper raporuna göre davalı ... şirketinin davacı şirkete toplamda 3.999.875,00 TL tazminat ödediği davacı şirketin ise aldığı her bir ödeme sonucu “İş bu ödeme ile söz konusu zarar tamamen tazmin edilmiş olup, bu hasar dolayısı ile ... SİGORTA AŞ. Zimmetini her türü hak, alacak ve davadan kayıtsız şartsız ibra ettiğimizi beyan ve kabul ederiz” şeklinde yazılı ibranameyi imzalayarak verdiği anlaşılmaktadır. Davacı gabin nedeniyle verilen ibraların geçersiz olduğunu iddia etmektedir. Davacı tarafından verilen ibralar TBK 132. maddesi anlamına borcu tamamen sone erdiren ibranamelerdir. Davacı iradesini sakatlandığını ileri sürmemiş olup tamamen gabine dayanmıştır. Davacı tacir olup Türk Ticaret Kanunu 18/2 maddesi uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Bu nedenle davacının imzaladığı ibranamelerin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle geçersiz sayılabilmesi için sadece alınan tazminat ile iddia edilen zarar arasında aşırı oransızlık bulunması yeterli değildir. Gabinin varlığından bahsedebilmek için davacının objektif unsur olan aşırı oransızlık yanında subjektif unsur olan müzayaka yani zor dururumda kaldığı, hiffet yani düşüncesizlik/hafiflik içinde bulunduğu ve tecrübesiz yani deneyimsiz olduğu yanında davalı ... şirketinin davacıyı sömürme kastının bulunduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı yıllardır otelcilik yaptığı ve zarar gören mallarının bedelinin ne kadar olduğunu bilebilecek dururumdadır. Bu nedenle davacı tecrübesizlik ve bilgisizliğin olduğunu ileri süremez. Bunun yanında davacının müzayaka halinde olduğu da kabul edilemez. Zira sigorta şirketinin eksper incelemesi ve zarar raporları ve teklif edilen ödeme karşısında bu teklifi mutlak surette kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Gabinde müzayakadan yani zor dururumdan bahsedebilmek için sigorta şirketinin teklif ettiği tazminatı almaktan başka çaresi olmaması gerekir. Oysa davacının böyle bir zorunluluğundan bahsedilemez. Biz her tazminat ödemesi sonucu verilen ibraları müzayaka hali olarak gördüğümüzde ibranamelerin bir geçerliliği ve TBK 26. madde anlamında sözleşme özgürlüğünden bahsetmemiz mümkün olmayacaktır. Sigorta eksperleri inceleme yaparak bir zarar tespiti yapmış bu hem davalı ... hem de davacı tarafından kabul edilerek sigorta şirketi bu raporlara uygun olarak ödemesini yapmış ve davacıda özgür iradesi ile sigorta şirketini ibra etmiştir. Burada davacının müzayaka, bilgisiz ve tecrübesizliğinden bahsedilemeyeceği gibi davalı ... şirketinin davacı sigortalısını sömürme kastından da bahsedilemez. Zira zarar bağımsız sigorta eksperleri tarafından belirlenmiş olup bu taraflarca kabul edilmiştir. Yukarıda ki izah ettiğimiz nedenlerle davalının karar düzeltme talebinin kabul edilerek gabin şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar vermek gerekirken Sayın Çoğunluğun karar düzeltme talebinin reddine şeklindeki kararına katılmıyorum.