Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/868 E. 2024/2675 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/868
- Karar No
- 2024/2675
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/936 E., 2016/107 K. DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 25.01.2012 HÜKÜM/KARAR : Davanın Usulden Reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların destekleri olan ...,...... ve...'ın yolcu olarak bulunduğu aracın tek taraflı kaza yapması sonucu vefat ettiklerini, kazanın, yol üzerindeki çöküntüden kaynaklandığının anlaşıldığını belirterek ... ...'ın ölümü nedeniyle eşi ... için 1.000,00 TL, oğlu ... ... için 500,00 TL, oğlu..... için 1000,00 TL, oğlu ... ... için 1000,00 TL, ...'ın ölümü nedeniyle baba ... için 1.000,00 TL... ...'ın ölümü nedeniyle baba ... için 1000,00 TL anne ... için 1000,00 TL,...'ın ölümü nedeniyle baba ... için 1000,00 TL, anne ... için 1000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, ...'ın vefatı nedeniyle 1000,00 TL, ... ...'ın vefatı nedeniyle 1000,00 TL cenaze ve defin giderinin ...'a,... ...'ın ölümü nedeniyle 1000,00 TL,...'ın ölümü nedeniyle 1000,00 TL cenaze ve defin gideri için ...ve ...'a olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.02.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle; ... ...'ın ölümü nedeniyle davacı eş ...için 157.676,00 TL, davacı Bekir için 254,00 TL, davacı ... için 6.908,00 TL, ...'ın ölümü nedeniyle davacı baba ...için 31.414,00 TL,... ...ın ölümü nedeniyle baba ...için 30.634,00 TL, anne Birgül için 47.147,00 TL,...'ın ölümü nedeniyle baba ...için 28.165,00 TL, anne Birgül için 45.128 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili; kazanın oluşumunda sürücünün kusurlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2013 tarihli ve 2012/34 Esas, 2013/285 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile destek ... ...'ın ölümü nedeniyle; davacı ... için 157.676,00 TL,..... için 254,00 TL, davacı ... ... için 6.908,00 TL, destek ...'ın ölümü nedeniyle; davacı ... için 31.414,00 TL, destek... ...'ın ölümü nedeniyle davacı ... için 30.634,00 TL, davacı Bilgül ... için 47.147,00 TL, destek...'ın ölümü nedeniyle; davacı ... için 28.165,00 TL, davacı ... için 45.128,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 04.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2015 tarih ve 2013/16830 Esas ve 2015/2825 Karar sayılı ilamı ile; ''Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan davalı ..., kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Olay idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunduğundan, zararın ödetilmesi istekleri 11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 2 nci bendi hükmünce tam yargı davasının konusunu oluşturur. Bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca, idare aleyhine idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur. Bu durumda mahkemece, davalı ... yönünden dava dilekçesinin yargı yolu (görev) bakımından reddi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın destekten yoksun kalma ve cenaze ve defin gideri alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, dava dilekçesinde yer alan olgular ile tazminat istemine konu iddianın ileri sürülüş biçimine göre; davacılar desteklerinin vefatı ile sonuçlanan trafik kazasında kamu hizmeti görmekle davalı ... aleyhine yolun yapımındaki bozukluk ve bakımındaki eksiklik nedeni ile hizmet kusuru iddiasında bulunulduğu, bu nedenle de 11.02.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetildiğinde; davaya bakma görev ve yetkisinin görevli ve yetkili İdare Mahkemesine ait olup Mahkemenin yargı yolu bakımından görevsiz olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 114/1-c .m. delaleti ile 115/2 m. gereğince dava dilekçesinin yargı yolu yönünden mahkemenin görevsizliği nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan Karayollarında yeterli tedbir alınmadığı için davalı idarenin kusurlu olduğunu, 2918 Sayılı yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110 uncu maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararları gözetildiğinde bahsi geçen kanun maddesinin karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanması ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısı ile karayollarında meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı içinde çözümlenmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; yol üzerindeki çöküntü nedeniyle meydana geldiği iddia olunan trafik kazasında davalı ...'nün kusurlu olduğu iddiasına dayalı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 saylı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Her ne kadar dava konusu olayla ilgili Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin yukarıda belirtilen kararı ile idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş ise de; göreve dair bozma kararları usulen müktesep hak oluşturmaz. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “…Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2, 125 ve 155 inci maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110 uncu maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.