Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/7537 E. 2025/6827 K. – boşanma

Konu: boşanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7537
Karar No
2025/6827
Karar Tarihi
Konu
boşanma

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1615 E - 2024/522 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/201 E- 2023/90 K

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte Davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalı ... adına gelen olmadı. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 29.04.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ile anlaşmalı boşandığını, boşanma davası neticesinde davacıya ödenmesi gereken tazminatlar ve nafaka bedelleri olduğunu, boşanma sonrasında davalı borçlu ile beraber yaşadıklarını, boşanma öncesinde davalı borçlunun alacaklılarından mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı gayrımenkulü davacının kardeşi olan ...'e ipotek kaydı ile bedelsiz olarak anlaşmalı devrettiğini, ipotek bedelinin davalı borçlu tarafından ödendiğini, davalı ...'ın davalı borçlunun yakın arkadaşı olduğunu, davalı borçlunun talebi ile dava konusu gayrımenkulün ...'a devredildiğini, söz konusu gayrımenkulde davacının aralıksız oturmaya devam ettiğini, yapılan satışların muvazaalı olduğunu bildiğini, davalı borçlunun boşanma davası neticesinde ödemesi gereken tazminat ve nafaka bedellerini ödemediğini beyan ederek, dava konusu gayrımenkulün ...'na devrinin muvazaalı olduğunun tespiti ile tapu kaydının iptali ve dava konusu taşınmazın davalı borçlu ... adına tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2023 gün, 2022/201 E- 2023/90 K sayılı ilamı ile "davacı ile davalı ... arasında Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.09.2013 gün ve 2013/257 E., 20138/258 K. Sayılı dosyasında görülen boşanma davasının olduğu, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın 17.09.2013 tarihinde kesinleştiği, bu dosya nedeni ile davacının maddi ve manevi tazminat alacağının bulunduğu ve davayı açmakta hukuki yararının mevcut olduğu, davaya konu tasarrufun davaların açılış tarihinden sonra olması, davalılar arasında yakın arkadaşlık bağı olması, taşınmazın devir tarihindeki değeri ile resmi senetteki bedel arasında mislini aşan fark olduğu hususlarının tamamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... ve istinaf ilamı doğrultusunda davaya dahil edilen ... arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğu, ... ve ... arasında gerçekleşen satış işleminde tarafların iyi niyet kuralına aykırı hareket edildiği, mahkememizce tasarrufun iptali şartlarının oluştuğu kanaatine varılarak, davanın kabulüne" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2024 gün, 2023/1615 E- 2024/90 K sayılı kararı ile "davanın TBK'nun 19. maddesine göre muvazaa nedeniyle açıldığı değerlendirildiğinde; tasarruf tarihi 13.06.2013 olmasına karşın takibe konu davacı ile davalı borçlu ... arasındaki boşanma davasının 09.09.2013 tarihinde açıldığı, 17.09.2019 tarihinde anlaşmalı boşanmaya karar verilerek aynı tarihte ilamın kesinleştiği, taraflar arasında anlaşmalı boşanma olduğundan, haksız fiil tarihinin de daha önceye dayandırılamayacağı gözetildiğinde borcun doğumuna ilişkin ön koşul gerçekleşmediğinden İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeple davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davacının ön koşul bulunmadığından usulden reddine " karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; muvazaa davalarında işlemin ne zaman yapıldığının bir önemi olmadığını, davalıların arasında arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu, düşük bedel ile devredilmiş olduğunu, boşanmaya sebep olan olayların davalı borçlunun mal kaçırma iradesinde olduğunu, beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 19. maddesi gereğince muvazaaya dayalı satış işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu borcun anlaşmalı boşanma davası neticesinde doğmuş olmasına, dava konusu gayrımenkulün ise boşanma davası öncesinde, davacının bilgisi dahilinde yapılmış olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ve ...'ya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre muvazaa üçüncü kişilere karşı yapılmış haksız fiil niteliğindedir. TBK’nın 19. maddesi gereğince muvazaalı işlemler geçersizdir. Bu geçersizlik hali hukuki yararları bulunmak koşuluyla herkes tarafından ileri sürülebilir. Hiç şüphesiz alacaklılar da bu kapsamdadır. Alacağını tahsil edemeyen alacaklı mal kaçırma iradesiyle hareket ettiğini düşündüğü borçlu ve borçlu ile hukuki işlemde bulunan kişilere karşı şartları varsa İİK’nın 277 ve devamı maddelerine göre ya da TBK 19. madde uyarınca tasarrufun iptali davası açabilir. İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan davalar bakımından borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olması gerektiği içtihat edilmiş ise de muvazaa davaları yönünden böyle bir durumun dava şartı olarak kabul edilmesi doğru değildir. Her ne kadar bir kişinin borç doğmadan gelecekte borç doğacağı öngörüsüyle müstakbel alacaklısını zarara uğratmak kastıyla muvazaalı işlem yapmayacağını kabul etmek çoğu durumda bizi doğru sonuca götürür ise de bunun aksi de mümkündür. Örneğin husumetli olduğu kişiye haksız fiil de bulunmayı planlayan bir kişi haksız fiil dolayısıyla ortaya çıkabilecek borçtan kurtulmak için pekala haksız fiil öncesinde bütün mal varlığını muvazaalı bir şekilde başkalarına devredebilir. Öte yandan, muvazaalı işlem ile zarar verilmek istenen kişi veya kişilerde farklı olabilir. Yani esasen iptali istenen muvazaalı işlem davacı alacaklının alacağını engellemek için değil de başka sebeplerle de veya başka kişilerden mal kaçırmak amacıyla da yapılmış olabilir. Bu durum davacı alacaklının muvazaalı işlemin iptalini istemesine engel değildir; olmamalıdır. Bir başka ifade ile alacaklının böyle bir durumda da muvazaalı işlemin iptal isteminde hukuki yararı vardır. Açıklanan bu sebeplerle işin esasının incelenmesi için BAM kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönünde tezahür eden görüşlerine iştirak edemiyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/7537, K. 2025/6827, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-7537-e-2025-6827-k-8f75a98a837b