Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/623 E. 2024/5550 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/623
Karar No
2024/5550
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1500 Esas - 2022/2016 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/77 Esas - 2021/422 Karar Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı tarafından istenilmekle; 03.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Ceza davasına ilişkin dosyanın, dosya arasına alınması için mahalline geri çevrilmesi sonucunda eksikliğin giderildiği anlaşıldı. İşin incelenerek karar bağlanması için uygun görülen 30.05.2024 gününde dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket adına kayıtlı aracın (beton mikseri) sürücüsü ile davacı motosiklet sürücüsü arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını ve davacının sağ kolunun kesildiğini, dava konusu kazanın davalı şirkete ait sürücünün kusuru ile meydana geldiğini, davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın (geçici ve sürekli iş göremezlik) ve 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebini 8.242,26 TL'ye ve sürekli iş göremezlik talebini 476.027,04 TL'ye olmak üzere toplam talebini 484.269,30 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın, davacı tarafın iddiasının aksine tamamen davacının kusurlu davranışı neticesinde meydana geldiğini, davacı tarafından, davalı şirkete ait aracın kendisine arkadan çarpmak sureti ile kazaya sebebiyet verdiği iddia edilmiş ise de olayın iddia edildiği şekilde meydana gelmediğini, davacının öncesinde başka bir araca çarpması sonucunda motosikletin hakimiyetini kaybettiğini, sonrasında müvekkiline ait aracın sağ arka tarafına çarptığını, yere düşen motosikletin kayması sonucunda davacının kolunun zarar gördüğünü ve davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu kaza sonucu yaralandığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan 17.07.2020 tarihli maluliyet raporunda davacının geçirdiği trafik kazasına bağlı sağ kol (humerus) orta 1/2'den amputasyonu arızası nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının % 57 ve geçici iş göremezlik süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, 08.11.2016 tarihli Kaza Tespit Tutanağı'nda dava konusu kazanın oluşumunda sürücü beyanlarının farklı olduğu, kaza ile ilgili herhangi bir delile rastlanılmadığı için kaza ile ilgili kusur dağılımında bulunulamadığının tespit edildiği, davalı şirkete ait aracın sürücüsü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 16.05.2019 tarihli kusur raporunda davalı şirkete ait araç sürücüsü ...'in asli kusurlu, davacı sürücü ...'ün ise kusurunun bulunmadığının mütalaa edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 476.027,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 8.242,26 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 08.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; ilk derece mahkemesince avans faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmayan ve %78 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılan ve dava konusu kaza nedeniyle kolu kesilen 29 yaşındaki davacı lehine takdir edilen 20.000,00 TL manevi tazminat tutarının çok az olduğunu, dosya kapsamında bulunan ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan 09.05.2018 tarihli raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca davacının maluliyet oranını % 78 olarak belirleyen maluliyet raporu esas alınarak hüküm tesis edilmesi gerekirken Özürlülük Ölçütü sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca belirlenen %57 maluliyet oranı esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin çalışanı sürücünün kusurunun bulunmadığını, Kaza Tespit Tutanağındaki krokide, motosikletin, müvekkiline ait aracın arkasında yer aldığını, ceza mahkemesince alınan kusur raporunun hükme esas alınamayacağını, hukuk mahkemesi tarafından ayrı bir rapor alınması gerektiği yönündeki itirazların reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, ilk derece mahkemesi kararının dayanmış olduğu aktüerya hesabının hatalı olduğunu, kaza tarihinin 08.11.2016 olması nedeniyle PMF 1931 Yaşam Tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini ve davacı lehine takdir edilen manevi tazminat tutarının çok yüksek olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu kaza nedeniyle düzenlenen Kaza Tespit Tutanağında, sürücü beyanları farklı olduğundan, kaza ile ilgili kusur dağılımının yapılamadığının tespit edildiği, ceza yargılaması aşamasında, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 22.10.2018 tarihli ön rapor şeklindeki yazısı gereğince; olay yerinde keşif yapıldığı ve bu keşif sonucu düzenlenen 22.10.2018 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler, olgular ve veriler dikkate alınarak düzenlenen 16.05.2019 tarihli raporda; davalı şirkete ait aracın sürücüsü ...'in idaresindeki kamyon ile yerleşim yeri içerisinde seyir halinde iken yola gereken dikkati vermesi ve seyrini hareket-görüş alanını kontrol altında bulundurur vaziyette sürdürmesi gerekirken bahsedilen hususlara riayet etmeyip önünde aynı istikamete seyretmekte olan davacının idaresindeki motosiklete, fark etmeksizin çarpıp dava konusu kazaya sebebiyet verdiği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeniyle sürücü ...'in asli kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü davacı ...'ün kusursuz olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlandığı, aktüer bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği (kolunun kesilmesi), değerlendirildiğinde, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği ve çok az olduğu kanaatine varıldığı, ayrıca, kazaya sebebiyet veren davalıya ait araç ticari nitelikte (beton mikseri) olduğundan, avans faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin maddi tazminat davasına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, davalı vekilinin manevi tazminat davasına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine ve davacı vekilinin, maddi tazminata (uygulanan faiz türü yönünden) ve manevi tazminat davasına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi edilerek davanın kısmen kabulü ile 476.027,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 8.242,26 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 250.000,00 TL manevi tazminatın 08.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; karara esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, demografik bilgiler yanlış tespit edildiğinden, davacının uğramış bulunduğu zararın eksik hesap edildiğini ve bölge adliye mahkemesinin kararının kaldırılması durumunda asgari ücret artışları sebebiyle kazanılmış hakların korunmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin çalışanı sürücünün kusurunun bulunmadığını, davalı şirket çalışanının olayda kusurlu olduğunu kabul etmemekle birlikte kusurlu olduğunun kabulü halinde dahi bunun % yüzdesel olarak belirlenmesi için hukuk mahkemesince ayrı bir kusur raporu alınmadan dosyanın aktüerya bilirkişisine gönderilmesinin hatalı olduğunu, davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini, kaza tarihinin 08.11.2016 olması nedeniyle PMF 1931 Yaşam Tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacı lehine takdir edilen manevi tazminat tutarının çok yüksek olduğunu ve avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü ve 56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci, 89 uncu ve 90 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına, davacı motosiklet sürücüsünün yaralanmasının niteliği gözetildiğinde müterafik kusurlu sayılmasını gerektirir somut neden bulunmadığı anlaşılmakla bu nedenle tazminattan indirim yapılmayışında usulsüzlük görülmemesine, ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2024 tarihinde Üye ...'ın ve Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davalı şirket adına kayıtlı aracın (beton mikseri) sürücüsü ile davacı motorsiklet sürücüsü arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde davacının yaralandığı bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu ilk derece mahkemesince kusur raporu alınmadan Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesince alınan davalı şirkete ait araç sürücüsü ...'in asli kusurlu, davacı sürücü ...'ün ise kusurunun bulunmadığına ilişkin kusur raporu ile yetinilerek karar davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge adliye Mahkemesi; tarafların maddi tazminat davasına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, davalı vekilinin manevi tazminat davasına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine ve davacı vekilinin, maddi tazminata (uygulanan faiz türü yönünden) ve manevi tazminat davasına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi edilerek davanın kısmen kabulü karar vermiştir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) 49. maddesine göre;Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanun 50. maddeye göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır ve 51/1. maddesine göre; Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Görüldüğü gibi haksız fiillerde kusur sorumluluğun temelini oluşturmaktadır. Haksız fiilden sorumluluğun doğması için zarar gören kişi karşı tarafın kusurunun varlığını ve ağırlığını ispat etmesi hakiminde tazminatın kapsamını belirlerken tarafların kusurlarını belirleyerek kusurlarının ağırlığını dikkate almalıdır. Karayolları Trafik Kanunu 85/1. maddesi gereği bir motorlu aracın karayolu ve karayolu sayılan yerlerde işletilmesinden dolayı üçüncü kişiler zarar görmüş olması durumunda zarar ile kaza arasında illiyet bağı kurulması ile birlikte aracın işleteninin tehlike sorumluluğu doğmaktadır. Her ne kadar işleten KTK 86/1. maddesine göre kendisinin kusurlu olması durumunda aracının verdiği zararlardan sorumluluktan kurtulması mümkün değil ise de KTK 86/2. maddesine göre; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Hakimin bu indirimi uygulayabilmesi içinde tarafların kusur oranlarını belirlemesi gerekir. Bütün bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde trafik kazası nedeniyle zarar gören kişinin zararını ve ödenecek tazminatı belirlemek için tarafların kusurunun tartışmaya yer vermeyecek şekilde hukuk hakimi tarafından belirlenmesi gerekir. Somut dosyada kaza tespit tutanağı incelendiğinde dava konusu kazanın oluşumunda sürücü beyanlarının farklı olduğu, kaza ile ilgili herhangi bir delile rastlanılmadığı için kaza ile ilgili kusur dağılımında bulunulamadığının tespit edildiği, ceza mahkemesince Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporda ise polis memurunun olay yerinde yaptığı keşfe dayanılarak hazırlanan kusur raporunu esas alarak davalı araç sürücüsü hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de nihai olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. TBK 74. maddesine göre; Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Bu durumda Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesince aldırılan kusur raporunda varılan sonuç hukuk hakimini bağlamaz. Kaldı ki kaza tespit tutanağında tarafların beyanlarının çelişkili olması nedeniyle kusur dağılımı yapamamış ve mahkemece karara esas alınan kusur raporunun alındığı ceza dosyasında ise kesin bir hüküm tesis edilmemiş hükmün geri bırakılmasına karar verildiğine göre mahkemece,ceza mahkemesince alınan kusur raporu ile yetinmeyerek HMK 166 ve devamı maddelerine göre usulüne uygun bir şekilde konusunda uzman bilirkişilerden tazminat hukuku açısından trafik kazasının oluşumunda tarafların kusurlarının ağırlığının ve oranlarının belirlenmesine yönelik rapor alınması gerekirken ceza mahkemesince alınan ve bir polis memurunun tespitlerine dayalı kusur raporu ile yetinilmesi yukarıda belirtilen kanunlara aykırı olduğundan kararın bu gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken Sayın Çoğunluk tarafından kararın onanması yönünde verilen karara katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/623, K. 2024/5550, T. 30.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-623-e-2024-5550-k-97ab6242cd4a