Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3979 E. 2024/11156 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3979
- Karar No
- 2024/11156
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/602 E., 2024/29 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketten İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2015/28050, 2015/28132 ve 2015/27284 sayılı icra dosyaları ile İstanbul 36. İcra Dairesinin 2015/27471 sayılı icra dosyasında toplam 90.276,26 TL alacaklı olduğunu, dosyalar kapsamında hacze gidildiğini, haciz mahallinde borca yeter mal bulunamadığını, ancak davalı borçlunun Şişli ilçesinde bulunan mesken niteliğindeki taşınmazını 133.000,00 TL bedelle, Tuzla ilçesindeki 2 adet villayı da 744.000,00 TL bedelle devrettiğini, taşınmazların her üçünün de üzerinde yüklü miktarda ipotek bulunmasına rağmen davalı ...'ın bu taşınmazları devraldığını, bu sebeple devralan davalının borçlunun aciz halinde olduğunu bilebilecek kişilerden olduğunu, davalıların kötü niyetli olup, mal kaçırmak amacıyla hareket ettiklerini bildirerek bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazları yatırım amacıyla aldığını, bütün işlemlerin kanun ve nizamlar çerçevesinde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin ipotekleri kaldırarak kendi bankasından kredi kullandığını, tüm kredi ödemelerini düzenli olarak yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı şirket; davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 2015/414 Esas, 2017/410 Karar sayılı kararıyla;davalı ... tarafından dosyaya sunulan ödeme belgeleri, kredi sözleşmeleri, ödeme planları ve diğer belgeler nazara alındığında, davalının söz konusu Tuzla ilçesinde bulunan taşınmazları yatırım amaçlı olarak satın aldığı, ancak ipotek fekki sırasında ortaya çıkan değer artışı nedeniyle bu kere davalı borçluya ait Şişli ilçesinde bulunan taşınmazı da hem üzerindeki ipoteğin kaldırılması hem de fazla ödenen kapora bedeli karşılığı satın almak zorunda kaldığı, davalının davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar vermek kastını bilecek durumda olmadığı, öncelikle taşınmazlar üzerinde bulunan ipotekleri kaldırmak üzere ödemelerde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2020 tarihli ve 2019/1179 Esas, 2020/4119 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamında bulunan ödeme belgeleri, banka kredi kayıtları, kredi ödeme planları, tarafların iddia ve savunmaları bir arada değerlendirildiğinde davacının davalıya ait taşınmazlardaki ipotek bedellerini ödeyerek satın aldığı, davacının satış bedeli ve ipotek bedellerine ilişkin kendi bankasından kredi kullandığı, kredilerin ödenmesinin dava sırasında da devam ettiği, bu yönüyle satışların gerçek bedel üzerinden yapıldığı hususunda tereddüt bulunmadığı, davalının, davacıya ait ......'da bulunan 656 Parsel, A blok Zemin Kat 3 ve 4 bağımsız bölümü almak niyetiyle hareket ederken ve bu taşınmazlar üzerinde bulunan yabancı para cinsinden ipoteği ödeyerek satın almak düşüncesindeyken, kur artışından dolayı ipotek bedelinin ödemesi için gereken miktarın ipotek sahibi banka tarafından artırılınca zaruri olarak davalı borçluya Tuzla'da bulunan 2 gayrimenkul için göndermiş olduğu güvence parasını kurtarabilmek amacıyla Şişli'de bulunan taşınmazı da satın almak durumunda kaldığı, davalı ...'ın bu yöndeki savunmasının dosya kapsamı ile örtüştüğü, davacı alacaklı firma tarafından davalı alıcı ...'ın davalı borçlunun aciz halinde olduğu ve alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini bildiğine dair somut bir ispat vasıtasının da getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 28.03.2022 tarihli ve 2021/25211 Esas, 2022/5996 Karar sayılı ilamı ile; "... Dava konusu taşınmazlar davalı borçlu şirket tarafından davalı 3. kişi ...’a devredilmiş olup mahkemece dava konusu taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek değerlerinin bilirkişi raporu alınarak belirlenmesi ve buna göre bedel farkı bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken bilirkişi raporu alınmadan bedel farkı bulunmadığı sonucuna varılması doğru görülmemiştir. 2-İİK’nin 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur, karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir hükmü gereğince ticari işletme devri yönünden tasarrufun değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda, davalı borçlu ......Değerli Madenler Geri Dönüşüm ve Gıda İnş.Tic.A.Ş. şirkete ait olan ve üzerinde yüklü miktarlarda ipotek bulunan dava konusu 3 adet taşınmazı davalı 3. kişiye devrettiğine göre, mahkemece şirketin sermayesinin ne kadar olduğunun ve şirket adına kayıtlı malvarlığının tespiti ile dava konusu tasarrufların ticari işletmenin mühim bir kısmının devri niteliğinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı şirketin davacı şirkete olan borcu nedeniyle yapılan haciz sırasında haczi kabil mal bulunmadığı tespit edilse de taşınmazların devir tarihinde davalı şirket adına kayıtlı 13 adet taşınmaz olduğu, davalı ... tarafından dosyaya sunulan ödeme belgeleri, kredi sözleşmeleri, ödeme planları incelendiğinde yapılan ödemelerin alınan bilirkişi raporuyla devir tarihi değeriyle uyumlu olduğu, taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin davalı ... tarafından kaldırılarak satın alındığı, davalının, davalı borçlu şirketin içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında davalı borçlu Ege Değerli Madenler Geri Dönüşüm ve Gıda İnş.Tic.A.Ş.'nin sermayesinin ne kadar olduğunun ve şirket adına kayıtlı malvarlığının tespiti ile dava konusu tasarrufların ticari işletmenin mühim bir kısmının devri niteliğinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılarak karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu karara istinaden İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden celbedilen ilgili evraklarda davalı borçlu şirketin sermayesinin 100.000,00-TL olduğunun görüldüğü, dosyada mübrez rapora göre dava konusu devir işlemlerinin gerçekleştiği 2015 yılında toplam değerleri 2.000.000,00 TL'yi aşan taşınmazların davalı borçlu şirketin sermayesinin 100.000 TL olduğu dikkate alındığında ticari işletmesinin mühim bir kısmını oluşturduğunun açık olduğunu, bu nedenle dava konusu tasarrufların İİK 280/3'e göre de iptale tabi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.