Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3627 E. 2024/5599 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3627
- Karar No
- 2024/5599
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/438-2020/466 SAYISI : 2020/İHK-25150 HÜKÜM/KARAR: Başvurunun Kısmen Kabulü/ İtirazın Reddi SAYISI : K-2020/72058 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.12.2018 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan motosiklet ile bir otomobilin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 16.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 16.250,00 TL tazminatın 18.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle 254.923,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının 18.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınması, davacının araçta yolcu olması sebebiyle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davacının kaza esnasında koruyucu ekipman takmadığı ve alkollü sürücünün aracına bilerek binmesi sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan kusur raporuna göre kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan motosikletin sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, motosiklette yolcu olarak bulunan davacı ...'nun ise kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, davacının dosyaya sunduğu sağlık kurulu raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 28 oranında, geçici iş göremezlik süresinin ise 12 ay olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından tazminatın usulünce hesaplandığı, ceza soruşturma evrakına göre kaza esnasında motosiklet sürücüsü dava dışı ...’in 2,22 promil, davacı yolcu ...’nun ise 1,12 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, bu nedenle hesaplanan tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verildiği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile 203.938,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 204.188,40 TL tazminatın 01.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı lehine 22.743,19 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının tahkim başvurusundan önce davalıya yaptığı başvurusunda usulüne uygun hazırlanmış bir sağlık kurulu raporu sunmadığı ve hakem hastaneye başvurmadığını, bu nedenle başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davalının adli tıp raporu ücretinden poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, davacının söz konusu maluliyet tazminatı alacağını temlik ettiğini, davacının kolluk ifadesinde şikayetçi olmadığını belirttiğini, şikayet hakkının davacı tarafından kullanılmadığını, bu nedenle savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının şikayet hakkını kullanmayarak olaya ilişkin gerekli bilgilerin elde edilmesinin önüne geçtiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, tahkime başvuru tarihi itibariyle faiz işletilmesi gerektiğini, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulünce hazırlandığı, davalının adli tıp raporu ücretinden sorumlu olduğu, davalının alacağın temlik edildiğine ilişkin belge sunmadığı, bu nedenle davalı vekilinin alacağın temlik edildiğine ilişkin itirazının reddi gerektiği, davaya konu olayda hatır taşıması olduğuna ilişkin delil bulunmadığı, faiz başlangıç tarihinin doğru olarak tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının tahkim başvurusundan önce davalıya yaptığı başvurusunda usulüne uygun hazırlanmış bir sağlık kurulu raporu sunmadığı ve hakem hastaneye başvurmadığını, bu nedenle başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davalının adli tıp raporu ücretinden poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, davacının söz konusu maluliyet tazminatı alacağını temlik ettiğini, dava konusu tazminat alacağının 60.000,00 TL'sinin dava dışı Abdullah Yılmaz'a, 40.000,00 TL'sinin ise dava dışı ...'a devredildiğini, dosyada mevcut temliknameler incelendiğinde görüleceği üzere bu kişilerin davaya dahil edilmesi veya taraf olarak eklenmesi gerektiğini, temlik olan alacak bakımından davacının talep hakkı olmadığı için başvurunun husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kolluk ifadesinde şikayetçi olmadığını belirttiğini, şikayet hakkının davacı tarafından kullanılmadığını, bu nedenle savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının şikayet hakkını kullanmayarak olaya ilişkin gerekli bilgilerin elde edilmesinin önüne geçtiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, tahkime başvuru tarihi itibariyle faiz işletilmesi gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan motosiklette yolcu olduğu iddia edilen davacının, motosikletin karıştığı trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle talep edilen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 183 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının b bendi, aynı Kanunun 30 uncu maddesinin 12 ve 16 ncı fıkraları, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının b bendi. 3. Değerlendirme 1. 2918 sayılı KTK’nun 91 inci maddesinde motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Güvence Hesabına başvurulabilecek hallere ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesinde "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar" düzenlemesine yer verilmiş; aynı mahiyetteki düzenleme, ... Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle Güvence Hesabına husumet yöneltilebilmesi için, bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.6/b maddesi uyarınca ise hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışında bırakıldığı hüküm altına alınmış olup, bu nedenle davaya konu kazada sigortasız olan motosikletin sürücüsünün kim olduğu hususunun tereddüte yer vermeksizin saptanması gerekmektedir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde; 13.12.2018 tarihinde davacı ...'nun yolcu olarak bulunduğu kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan motosiklet ile bir otomobilin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, davaya konu sigortasız motosikletin sürücüsünün dava dışı ... isimli kişinin olduğunu, anılan sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu iddia ederek tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Kolluk görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağında; sigortası olmayan motosikletin sürücüsünün dava dışı ... olduğu, davacı ...’nun motosiklette yolcu olduğu, motosiklet sürücüsü ...’in kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun belirtildiği, davacı ...'nun 08.01.2019 tarihli kolluk ifadesinde; motosikleti dava dışı ...’in kullandığı, kendisinin yolcu olduğu, dava dışı sürücü olduğu iddia edilen ...'in 16.12.2018 tarihli kolluk ifadesinde ise; kaza tarihinde davacı ...’nun motosikleti ile kendisini ikametine bırakacağı sırada kazanın meydana geldiği yönünde beyanda bulunduğu, 20.01.2020 tarihli savcılık ifadesinde de; kaza tarihinde motosikleti kendisinin kullanmadığını, davacı ...’nun kullandığını belirttiği anlaşılmıştır. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/6727 sayılı soruşturma dosyası kapsamında Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğüne 28.04.2021 tarihinde talimat yazıldığı, her iki şüphelinin de motosikleti diğerinin kullandığını iddia ettiği, buna göre kaza anını gören kamera kayıtlarına ilişkin CD çözümleme tutanağı düzenlenmesi gerektiğinin belirtildiği, Seyhan Emniyet Müdürlüğü’nce anılan Savcılığa yazılan 24.05.2021 tarihli cevabi yazıda CD çözümleme tutanağının gönderildiği, polis memurlarınca düzenlenen 24.05.2021 tarihli CD Görüntü İzleme Tutanağında, kaza anını gösteren kamera görüntüleri izlendiğinde motosiklet ile otomobil arasındaki kazanın görüldüğü, motosiklet üzerinde bulunan iki erkek şahsın çarpışma sonrası yere düştüğü, ancak havanın karanlık olması ve kamera görüş açısının uzak olmasından dolayı motosiklet üzerindeki iki erkek şahsın teşhisinin mümkün olmadığının belirtildiği görülmüştür. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Seri Muhakeme Usulü Soruşturma Bürosu'nun 05.02.2024 tarihli yazısında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/6727 sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacı ...'nun müşteki sıfatıyla bulunduğu, şüpheliler (davacı ... ve dava dışı ...) hakkında yürütülen soruşturmanın devam ettiği ve dosyanın halen derdest olduğunun tespit edildiği hususunun bildirildiği anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, yukarıdaki ceza soruşturma dosyasının derdest olduğunun anlaşılmasına göre, davaya konu sigortasız motosikletin kaza tarihindeki sürücüsünün kim olduğunun sabit olmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de sürücünün kim olduğunun tespiti bakımından yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Şu durumda, kaza tarihinde davaya konu sigortasız motosikletin sürücüsünün kim olduğunun ceza soruşturma dosyasında tespit edilemeyip, ceza soruşturma dosyasının halen derdest olduğu, davacının kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin de teminat dışı bulunduğundan, sürücünün kimliğinin kanıtlanması bakımından, taraflara tüm delillerini sunma imkanı verilmesi ve bu delillerin değerlendirilmesi gerektiğinden, tüm deliller toplanmadan dosya üzerinden verilecek kararın adil yargılanma hakkına aykırı olacağı da gözetilmek suretiyle, belirtilen tüm bu işlemlerin genel yetkili mahkemeler huzurunda gerçekleştirilebilmesi için, dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir. 2. Kabule göre de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183 üncü maddesinde; “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez” düzenlemesi yer almıştır. Buna göre, alacaklının alacağını 3 üncü kişiye devredebileceği düzenlenmiştir. Temlik, borç doğuran bir akit değil, alacağı başkasına geçiren mücerret hukuki bir tasarruftur. Bu işlem ile temellük eden alacaklının halefi olmaktadır. Dolayısıyla, temlik eden kişinin temlik ettiği bedel üzerinde tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda; davacının başvuruya konu kaza kapsamında tahakkuk edecek tazminatın 60.000,00 TL’sini dava dışı Abdullah Yılmaz isimli kişiye, 22.01.2020 tarihli temlikname ile 40.000,00 TL’sini ise dava dışı ... isimli kişiye 30.04.2020 tarihli temlikname ile devrettiği, dosya arasında söz konusu temliknamelerin mevcut olduğu, söz konusu temliklerin eldeki tahkim başvurusundan önce yapıldığı, davalının bu hususta Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı itirazda bulunduğu, İtiraz Hakem Heyetince söz konusu itiraz reddedilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davalı tarafından dosyaya sunulan temliknameler hakkında temlikname ile devredilen kısım yönünden davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. 3. Kabule göre de; 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. 4. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2- Değerlendirme bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.