Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3437 E. 2024/4386 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3437
- Karar No
- 2024/4386
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/64 - 2022/62 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-2375 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü/ Davalının İtirazının Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/145024 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat .... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 08.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.12.2013 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın yaya konumunda bulunan davacıya çarpması suretiyle gerçekleşen kazada davacının yaralandığını, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi tarafından düzenlenen 10.02.2021 tarihli rapora göre davacının maluliyet oranının %100 olarak belirlendiğini, davalıya yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik tazminatı için 4.000,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için 500,00 TL ve bakıcı gideri tazminatı için 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 09.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini toplam 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, usule uygun başvuru bulunmadığını, kesin hüküm nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğini, plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ve kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, kusur ve maluliyeti kabul etmediklerini, raporda belirtilen arazların başvuruya konu kaza ile illiyet bağı bulunmadığını, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve rapor ücreti talebinin teminat dışı olduğunu, hesaplama yapılması durumunda yeni genel şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, SGK tarafından ödeme yapılması halinde bu tutarın hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, temerrüt oluşmadığından ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini ve başvuran lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; STK'nın 2020.E.26474 esas sayılı dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporunda belirlenen kusur oranının kazanın oluş şekline uygun olduğu, buna göre plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %30 kusur oranı ve davacının %100 maluliyet oranı esas alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda ve taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, 192.927,00 TL sürekli iş göremezlik ve 57.073,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 250.000,00 TL'nin 29.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin 500 TL talebin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, usule uygun başvuru bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen aracın varlığının, kusurunun ve (ZMSS) poliçesi yaptırma yükümlülüğünün somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, raporun usule uygun hazırlanmadığını, yönetmelikteki şartları taşımadığını, maluliyet raporunda incelenen evraklar arasında bulunan 12.08.2015 tarihli raporda davacının hafif mental reterdasyon arazlarına bağlı olarak %60 fonksiyon kaybı olduğunun belirtildiğini, bu durumun ve tip 2 diabet rahatsızlığının trafik kazası ile illiyet bağı bulunmadığını, %70 maluliyet oranı altındaki maluliyetlerde sürekli bakıcı giderine hükmedilemeyeceğini, fiilen bakıcı tutulduğuna dair delil sunulmadığını, bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, kusur raporu alınmaksızın karar verilemeyeceğini, hesaplamada PMF Yaşam Tablosu kullanılması gerektiğini bu talebin kabul edilmemesi durumunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 faiz oranı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, usule uygun başvuru bulunmadığından temerrüt oluşmadığını, bu nedenle temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, başvuran lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; STK 2020/E.26474, 2020/K.58130 sayılı 09.07.2020 tarihli karara konuda dosyadaki tarafların, ileri sürülen vakaların ve netice-i taleplerin aynı olduğu fakat dosyada mübrez maluliyet raporunun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (anılan Yönetmelikte ilgili Cetvel olmadığından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) esas alınarak tanzim edilmesi gerektiği için davacının hastaneye sevk edildiği ve fakat rapor dosyaya sunulmadığı için davanın usulden reddine karar verildiği, bu nedenle, işin esasına girilmediği için maddi anlamda kesin hükmün olmadığı, plakası tespit edilemeyen aracın varlığına yönelik yapılan incelemede gerek STK 2020.E.26474 sayılı dosyada ve gerekse iş bu dosyadaki belgelere göre şaibe uyandıracak bir belge bulunmadığı, kaza tarihi dikkate alındığında hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümleri esas alınarak hazırlandığı ve usule uygun olduğu, güncel Yargıtay kararları gereği TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak yapılan hesaplamada isabetsizlik bulunmadığı, STK 2020. E. 26474 sayılı dosyasında kusur incelemesi yaptırıldığı ve davalının %30 oranında kusurlu bulunduğu ve aksi kanaat uyandıracak belge olmadığı, geçici bakıcı gideri hesaplamasının net asgari ücret üzerinden yapıldığı, yasal mevzuat ve düzenlemeler gereği tam vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87 ,89, 90 ve 91 inci maddeleri, ... Yönetmeliği. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Somut olayda; hükme esas alınan ve Sütçü İmam Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 10.02.2021 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası epidural kanama, opere +organik beyin sendromu nedeniyle sürekli iş göremezlik oranı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (İlgili cetvel olmadığından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) hükümlerine göre maluliyetinin %100 olduğu belirtilmiş, Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır. Ancak dosya kapsamı incelendiğinde davacının davaya konu kazadan önce kısıtlı olduğu, eşinin beyanından kazadan önce de bir takım rahatsızlıklarının bulunduğu anlaşılmakta olup hükme esas alınan raporda bu durum değerlendirilmediğinden yapılan yargılama eksik incelemeye dayalıdır. Davacının sürekli iş göremezliğinin ne kadarının dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Buna göre illiyet bağına ilişkin 10.02.2021 tarihli sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda, davacının kaza öncesi ve kaza sonrası tüm tıbbi bilgi ve evrakı temin edildikten sonra, dosyada bulunan 10.02.2021 tarihli adli muayene raporu da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde ( davacının maluliyeti dikkate alınarak gerekli hekimlerin bulunduğu) yetkili sağlık kurulundan davacının davaya konu trafik kazasından kaynaklanan maluliyet oranını belirleyen gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. 3.5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.