Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2594 E. 2025/13695 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2594
- Karar No
- 2025/13695
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/106E.,2020/298 K.
Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.02.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davalılar vekili Avukat ... ile davalı asıl ... geldiler. Davacı ve adına gelen olmadı. Davalı ... ve davalılar vekili sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için noksan ikmalinin ardından uygun görülen 07.10.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; davalıların kendisi ile birlikte aynı büroda çalıştıklarını, davalıların ortaklık iddiaları olmalarına rağmen kendileriyle ortak olmadıklarını, davalıların kendisine bağlı olarak çalıştıklarını, davalı ...'ün mesleğe başladığı tarihte kendisinin zaten 25 yıldır meslek mensubu olduğunu, davalı ...'ın stajının bitimi ile iş akdi ilişkisi içerisinde yanında mesleğe başladığını, gelinen son aşamada müvekkillerini etkileyerek kendisini azlettirdiklerini, böylece kendisine ait işlere ait ücretlerin davalılar tarafından alındığını, hatta davalı ...'in kendisi hakkında verdiği şikayet dilekçesinde davacıyı akılca malul ve deli olarak itham ettiğini, davalılarla aralarında ortaklık ilişkisi bulunmadığını, kendisiyle iş akdi kapsamında birlikte çalıştıklarını, ancak zamanla davalı ...'ün kendisini patron gibi görmeye başladığını, diğer davalının da ona uyduğunu, davalıların uyuşmazlığın patlak verdiği 11.11.2014 tarihinde hatta öncesinde organize olduklarını, vekaletnamelerde isimlerinin yazılmasının davalılara ortaklık sıfatı kazandırmayacağını, davalıların tavırları nedeniyle bürosunu terkettiğini ve dosyalarını davalılardan talep ettiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalarak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava şartları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiğini, davacının haksız olduğunu iddia ettiği azillerden kaynaklandığını beyan ettiği alacağının tam ve kesin olarak belirlemesinin mesleğin icabı olduğunu, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararın bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, tarafların bir dönem 1136 sayılı Yasa'nın 44/A maddesine uygun çalıştıklarını, davacının büroyu terk ederek ayrıldığını, birlikte çalışmayı sona erdirenin davacı olduğuna göre herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Dava iş mahkemesinde açılmış, iş mahkemesince taraflar arasında iş akti bulunmadığı gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının Yargıtay 7.Hukuk Dairesince onanması üzerine, yukarıda tarih ve sayısı yazılı, görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesince, davalıların davacı ile beraber çalıştıkları sırada edindikleri sır sayılan müvekkil bilgilerini, dürüstlük kuralına aykırı olarak kendi menfaatlerine kullandıkları, bu durumda davalıların, davacının uğradığı zararları tazmin etmeleri gerektiği, bilirkişiler tarafından davalı ... takip ettiği dosyalar yönünden karşı vekalet ücretinin toplamı 756.702,23 TL, icra vekalet ücreti 203.670,27 TL, icra müvekkil ücreti 203.670,27 TL, dava müvekkil ücreti 740.409,19 TL hesaplandığı, davalı ...'ın takip ettiği dosyalar yönünden karşı vekalet ücretinin toplamı 60.140,04 TL, icra vekalet ücreti 5.467,78 TL, icra müvekkil ücreti 5.467,78 TL, dava müvekkil ücreti 60.140,04 TL olarak hesaplandığı, iş davalarında ve genel olarak avukat, dava müvekkil vekalet ücreti + dava mahkeme vekalet ücreti ve icra vekalet ücreti alındığı, icra müvekkil vekalet ücreti alınmadığı, Yargıtay uygulamasına göre, kazançtan zorunlu giderlerin düşülmesi gerektiği, avukatlık işinde zorunlu giderleri avukatın harcadığı emek ve mesai, büro giderlerinin oluşturduğu, bu giderler için % 50 oranında indirim yapılması gerektiği bu suretle davacı asılın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunduğu, buna göre taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; maahkemenin gerekçesinde ne iş ilişkisini ne de ortaklık ilişkisini tartışmadığını, azilin haklılığının davalılardan önce müvekkilleriyle davacı arasında tartışma konusu olabileceğini, onlara karşı dava açılmadan davalılara karşı haksız azilden kaynaklı talepte bulunulamayacağını, mahkeme ortaklık ilişkisi bulunduğunu tespit etmiş ise de 1136 sayılı Kanun'un 44. maddesindeki ortaklık halinde daha özel olan vekalet hükümlerinin 1136 sayılı Avukatlık Kanun'una göre değerlendirilmesi gerektiğini, ortaklık ilişkisinde ortak gelir üçe bölündüğünde davacının en fazla alabileceği miktarın ortaklık sayısı 3 kişiden oluşmakla en fazla 1/3 olması gerektiği halde ücret olarak en fazla bu miktarı alabilecek iken gerekçesi dahi belirtilmeden alacağın tamamının davacıya ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, her bir azilin haklılığının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, tahsil edilen ücretleri davalılar vergi dairesine kesintileri yatırdığı halde yatırılan bu bedellerin hesaplamada hiç dikkate alınmayarak mükerrer ödemeye sebebiyet verildiğini, büro giderleri ve yapılan masrafların hesaplamada dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, birlikte avukatlık bürosunda çalışan davalıların, davacının hastalık döneminde rekabet ve ortaklık hukukuna aykırı davaranışları ile zarara uğramasına neden oldukları iddiasıyla maddi tazminat talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. maddesinde, tarafların bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu serbest muhasebeci mali müşavir, emekli banka müdürü ve hesap bilirkişiden oluşan kurulca hazırlanmıştır, ancak uyuşmazlığın niteliği gereği inceleme ve değerlendirmelerin tam olarak yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacının bazı dosyalardan kendisinin çekildiği iddia edildiğine göre, öncelikte talebe esas her bir dosya yönünden davacının dava dosyasından çekildiği ya da azledildiği yönünde tespit yapılması, dosyaya ibraz edilen vekaletname tarihi, yevmiye numarası ve hangi avukatların vekil tayin edildiği, azil varsa tarihi, ayrıca bazı dosyalarda davacının tahsilat yaptığı da iddia edildiğine göre, kimin ne kadar para tahsil ettiği, ortak vekalet alındığına göre tahsil edilen vekalet ücretindeki davacı ve davalılar payının ayrı ayrı tespitinin de yapılması gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersiz kaldığından içinde avukat bilirkişi de bulunan konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle taraf delilleri değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna ve dosya kapsamına göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. V. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.