Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/12961 E. 2026/3733 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12961
- Karar No
- 2026/3733
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3355 E., 2024/3398 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; esas değerin maddi ve manevi tazminat 700.000,00 TL olduğunu, davalıların karısını kaçırdıklarını, eşine el koyduklarını, sonra kendisine deli raporu almanın peşine koştuğunu, eşinin miras haklarına el konulduğunu, sonra kendisine karşı hainlik yapacaklarını, mahkemede yalancı tanıklık yaptıklarını, kendisine iftira ettiklerini, davalıların miras kaçırdıklarını, eşine sosyal yardım parası çıkardıklarını, kendisine rıza verdikleri için eşi adına yatan sosyal yardım parası olduğunu, kendisini gasp ettiklerini, eşi adına yeşil kart çıkardıklarını, fakirlik, muhtaçlık belgesi çıkarttıklarını, eşine özürlü raporu çıkartmak istediklerini, kendisini tuzağa çekip "... bizi gasp etti evi bastı" diye hainlik yapacaklarını, ...'ın, ...'un kendisine tecavüz ediyor diye üstünü başını yırtıp mahalleyi ayağa kaldırıp mahalleyi şahit tutacaklarını, kendisini gasptan haneye tecavüzden cezaevine sokturacaklarını, bu tazminatı net olarak ikisinin de ödemesi gerektiğini, eşinin ailesinin kendisine tuzak kurduğunu, eşini özürlü gösterip rapor alıp hem para çıkartıp hem de İETT Kartını çıkartacaklarını, adamını bulamadıklarını, sonra eşinin boşanma davası açmadığı için kendisini evden kovduğunu, karısını kaçırdıklarını, yani kendisini haklarından mahrum bıraktıklarını, eşinin miras kaçırdığını, abilerine haklarını izinsiz teslim ettiğini, eşinin Devlete kendini mağdur gösterdiğini, kendisine nasıl tuzak kurduklarını, şüphelilerin kendisini binaya eve çekip üstünden kapıyı kitleyip koşun komşular ... evi bastı, bizi öldürecek, bizi gasp ediyor diye mahalleyi şahit tutup polis çağıracaklarını, avukatla önceden tuzak kurduklarını, ... ve ...'ın mahkemede doğru şahitlik edip üstüne bomba atacaklarını, yani 20 yıl cezaevinde yatacağını beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili ve ailesi aleyhine farklı farklı altı Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı ve/veya benzer konulara ilişkin olarak davalar açtığını, bu davaların dört tanesinin 2020 esaslı dosyalar olduğunu, davacı hak aramaktan ziyade, hak arama hakkını kötüye kullandığını, davacının bu tutumu yargı organlarına ve çalışanlarına gereksiz iş yükü yüklediğini, usul ekonomisine ters düştüğünü, davacı tarafın, dava dilekçesinde soyut ve anlaşılması çok da mümkün olmayan bir takım iddialarda bulunduğunu, öncelikle davacının soyut ve anlaşılmaz iddialarını, anlaşılır hale getirdiği taktirde bu iddialara ilişkin cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, davacının, müvekkillerinin davacıya deli olduğu yönünde iftira attıklarını iddia ettiğini, davacı ile eşi ... (müvekkilinin kız kardeşi) arasında ... ... 7.Aile Mahkemesi 2018/140 E. Sayılı dosyada görülmekte olan boşanma davası bulunduğunu, işbu davanın 16.10.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında davacının duruşmada sergilemiş olduğu hal-tavır ve sarf ettiği sözlerden dolayı Mahkeme Hakimince kanuni mevzuat gereği ''Re'sen Adli Tıp Kurumu'' ndan akıl sağlığının yerinde olup- olmadığı, kısıtlılığı gerektirir bir durumun araştırılması hukuki saiki ile tensip buyrulduğunu, bu gelişen olayda müvekkilinin en ufak bir müdahalesi olmaksızın re'sen verilmiş olan karar olmasına rağmen davacı tarafın bu durumu bir türlü kabullenememiş ve akabinde sadece huzurdaki dava değil başkaca davalarda sürekli bu durumu ileri sürmeye devam ettiğini, davacının miras kaçırdılar yönündeki iddiası ise davacıya kalan bir miras olmadığını, davacıya kalmış bir miras var ise de müvekkillerin davacının mirasını kaçırması söz konusu dahi olmadığını, davacının bu iddiasını da somut olarak ispatlaması gerektiğini, davacının ipe sapa gelmez itham ve iddiaları bu güne kadar müvekkili tarafından, davacının içinde bulunduğu psikolojik durumu sebebi ile bir yere kadar hoş karşılandığını, ancak davacının gerek müvekkili aleyhine gerekse müvekkilinin yakın akrabalarına karşı aynı ve/veya benzer konulu 6 ayrı mahkemede 6 ayrı tazminat davası açtığını, işbu davalarda da müvekkilinin eşine karşı çirkin ithamlarına devam ettiğini, davacı huzurdaki davada ve açmış olduğu diğer tazminat davalarında, müvekkilinin eşi olan ...'ın kendi üstünü yırtarak, davacının kendisine tecavüz ettiğini söyleyerek, davacıya iftira atacağını itham ve iddia ettiğini, bu iddiaların hiç bir hukuki zemininin olmadığını, hayal ürünü iddialar olduğunu, artık bu durumun hoş karşılanır bir tarafının olmadığını, dava dilekçesinde "kahpelik yapıyorlar" diyerek hakaret suçunu da alenen işlediğini, işbu konulara ilişkin olarak ayrıca savcılığı suç duyurusunda bulunulacağını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Davacı tarafından ileride doğacak olduğunu iddia ettiği ve dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarı ile ileri sürülen " ... ın üstünü başını yırtıp tecavüz ediyor diye kendisine ileride iftira atacaklar, mahalleyi ayağa kaldıracaklar..." şeklindeki iddialar yönünden haksız fiil henüz gerçekleşmeden ve gerçekleşme varsayıma dayalı tazminat verilemeyeceği, Kaldı ki açılan maddi ve manevi tazminat talebinin ... ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından karara bağlandığı, aynı olaylara ve tarafları kapsar veya başka tarafları da ekleyerek bu ve benzer iddalara dayalı olarak adli yardımdan faydalanmak suretiyle birden fazla ve çok sayıda maddi ve manevi tazminat davaları açtığı ,manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi sebebiyle talep edilemeyeceği, ayrıca davanın esasına girmeye engel teşkil eden ve kamu düzenine ilişkin derdestlik dava şartı dikkate alındığında kısaca özetlenen pek çok dava ve ... ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/500 Esas sayılı dosyasının istinafta olduğu, dava şartlarınn yargılamanın her aşamasında tarafların itirazları ile bağlı olmaksızın resen ele alınması gerektiği, HMK 114/1-ı maddesi gereği aynı davanın daha önce açılmış ve halen görülmekte olmamasının dava şartı olduğu, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit ettiği anda HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar vereceği, ayrıca maddi ve manevi zararlarını her ne kadar ispatlayamamışsa da öncelikle dava şartı yokluğundan ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi ve daha önceden açılmış davalar dikkate alınarak dava şartı eksikliğinden ve dahi dava dilekçesindeki eksikliklikler de hukuka ve usule uygun şekilde giderilmediği anlaşılmakla; davacının davasının HMK 114/1-ı maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, ..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; red kararının hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; haksız fiil nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Bilindiği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinde; “(1) Dava şartları şunlardır: … ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Yine aynı Kanun'un “Dava Şartlarının İncelenmesi” başlıklı 115. maddesinde ise; “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu kapsamda doktrin ve Yargı içtihatlarında da ifade edildiği üzere aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise, aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Zira aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir menfaati yoktur. Bu nedenle tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir dava ikinci kez açılırsa, ikinci davada bu husus re’sen veya talep üzerine dikkate alınır ve ikinci dava, dava şartı yokluğundan esasa girilmeksizin reddedilir. Somut dava bu bilgiler doğrultusunda değerlendirildiğinde; derdestliğe esas alınan ve dosyada mevcut ... ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/500 E, 2021/481 K sayılı kararından davanın işbu dava tarihinden sonra 24.08.2020 tarihinde açıldığı gözetildiğinde derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi kararı usul ve yasaya uygun düşmediğinden mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.