Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9603 E. 2024/6742 K. – Haksız İhtiyati

Konu: Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9603
Karar No
2024/6742
Karar Tarihi
Konu
Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Maddi Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1268 E., 2023/1078 K. DAVA TARİHİ : 23.12.2020 HÜKÜM/KARAR : Ret/ Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/451 E., 2022/145 K. Taraflar arasındaki haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar tarafından müvekkili aleyhine Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/196 Esas sayılı dosyası ile muvazaa olgusuna dayalı tapu iptal ve tescil aksi halde tenkis istemli dava açıldığını ve dava konusu olan Gümüşhane Merkez Yeni Mahalle İnönü Caddesi 196 Ada 5 Parsel sayılı taşınmaz üzerine 11.06.2013 tarihinde ihtiyati tedbir konulduğunu, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, 11.06.2013 tarihli ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunu, müvekkilinin tedbire konu olan taşınmazı tedbir tarihinde satma niyetinde olduğunu, müvekkilinin Gümüşhane Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/300 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilen Gümüşhane Merkez 197 ada 2 parsel sayılı taşınmazın açık arttırmasına girdiğini ve açık arttırmada en yüksek bedeli vererek taşınmazın müvekkiline 04.06.2013 tarihinde ihale edildiğini, müvekkilinin tedbire konu olan taşınmazın satışından elde edilecek bedele güvenerek açık arttırmaya girdiğini, ancak davalıların haksız ihtiyati tedbiri nedeniyle müvekkilinin açık arttırma bedelini ödeyemediğini, haksız olan ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin zararının söz konusu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaza ilişkin ihalenin 04.06.2013 tarihinde yapıldığını ve bedelin ödenmesi için 10 günlük süre verildiğini, buna göre bedelin en geç 14.06.2013 tarihi mesai bitimine kadar ödenmesi gerektiğini, ihtiyati tedbirin ise 11.06.2013 tarihinde icra edildiğini, dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının tedbire konu olan taşınmazın rızai satışını önleme etkisinin 4 gün ile sınırlı olduğunu, davacının ortaklığın giderilmesi davasında ihaleye girerken ihale bedeli ve ihaleye bağlı diğer yan ödemeleri karşılayacak nakit varlığını hazır etmesi gerektiğini, bu durumda davacının ihale bedelini karşılayacak nakit varlığını hazır etmemesinde kendisinin kusurlu olduğunu, ihale bedelini tedbire konu taşınmazın satışından karşılayacak olması halinde ise ihale tarihinden önce tedbire konu taşınmazı satışa arz etmesi gerektiğini, ancak davacı tarafından bu hususta delil sunulmadığını, davacının ihale bedelini ödemesi gereken 10 günlük sürenin ilk 6 gününde tedbire konu taşınmazın satışını gerçekleştiremediğini, bunun olağan bir hareket tarzı olmadığını, davacının iddiası ile zarar arasında nedensellik bağı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/196 Esas sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay tarafından onanarak 01.07.2020 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde ihtiyati tedbirin haksız olduğunun kesinleştiği, ancak tazminata hükmedilebilmesi için haksız ihtiyati tedbir nedeniyle bir zarar meydana gelmesi ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında illiyet bağının bulunması gerektiği, davacının 04.06.2013 tarihinde gerçekleşen ihaleye katılması ve 283.000,00 TL satış bedeli teklif etmesi gözetildiğinde bu ihale bedelini karşılayacak maddi gücünün bulunması gerektiği, yine davacıya verilen 10 günlük ihale bedelinin yatırılması süresinden başlayarak ihtiyati tedbirin tesis edildiği 11.06.2013 tarihi arasındaki 7 günlük süre içerisinde ihale bedelinin karşılanmasının mümkün olduğu, ayrıca 04.06.2013-11.06.2013 tarihleri arasındaki süreci de kapsar şekilde davacının ayrıca aynı mahalde 197 ada 6 parsel sayılı taşınmazının da mevcut olduğu, söz konusu taşınmazın 04.06.2013 tarihi itibarı ile rayiç değerinin ihale bedelinin de üzerinde bir tutar olan 456.098,13 TL olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının söz konusu 197 ada 6 parsel sayılı taşınmazını da satarak ihale bedelini karşılama imkanının mevcut olduğu, yine davacı tarafça söz konusu açık arttırma tarihinden sonraki süreçte 197 ada 5 parsel sayılı taşınmazını 3. kişilere satış yolu ile devredeceğine ilişkin herhangi bir yazılı belge veya taşınmaz satış/satış vaadi sözleşmesi mevcut olduğunun ispat edilemediği, bu hususta yalnızca tanık deliline başvurulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere 197 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile 197 ada 5 parsel sayılı taşınmaz arasında ihale, dava ve güncel rayiç değerler yönünden fahiş bir farkın mevcut olmadığı, davacının maliki olduğu 197 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, davacının ihale yolu ile satın almak istediği 197 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan rayiç değerler yönünden daha üstün bir değer taşıdığı ve davacının 197 ada 5 parsel sayılı taşınmazın halen maliki konumunda bulunduğu, bu kapsamda haksız ihtiyati tedbir nedeniyle davacının herhangi bir zarara uğradığından bahsedilemeyeceği gibi davacı tarafından iddia edilen zarar ile davalılar tarafından davacı aleyhine ikame edilen tapu iptal ve tescil davası kapsamında tesis edilen ihtiyati tedbir arasında uygun bir illiyet bağı bulunduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Gümüşhane Belediyesinin 19.02.2016 tarihli yazısında belirtilen hususların ihtiyati tedbir uygulanan 197 ada 5 parsel sayılı taşınmazın değerini düşürdüğünü, ortaklığın giderilmesi davasına konu 197 ada 2 parsel sayılı taşınmazın haksız ihtiyati tedbir uygulanan taşınmazdan daha değerli olduğunu, müvekkilinin kendisine ait imarsız artık arsayı satarak daha değerli olan taşınmazı satın almak istediğini, ihaleye girmek için bedelin nakit olarak hazır bulundurulmak zorunluluğu olmadığını, müvekkilinin 05.06.2013 tarihinde taşınmazı satışa çıkardığını, davalılar tarafından da aynı gün tapu iptal ve tescil davası açıldığını, müvekkilinin satış için gazeteye ilan da verdiğini, müvekkilinin ihale bedelini ödeyememesi ve ihalede ikinci sıradaki alacaklı olan davalı ...'nun taşınmazı satın almaması üzerine müvekkilinin 150.000,00 TL ceza ödemek zorunda kaldığını, bu hususun kötü niyeti gösterdiğini, taşınmazın satışı için anlaşıldığının tanık beyanları ile de sabit olduğunu, müvekkilinin zararı ile ihtiyati tedbir arasında illiyet bağı mevcut olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminata hükmedilebilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunmasının gerektiği, her ne kadar somut olayda haksız ihtiyati tedbirin diğer koşullarının varlığı ispat edilmiş ise de meydana geldiği ileri sürülen zarar ile (davacının kendisine ait olan 197 Ada, 5 Parseli satamaması ve bu suretle ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle satışa çıkartılan 197 Ada, 2 Parseli satın alamaması nedeniyle oluştuğu ileri sürülen) davalıların eylemi (haksız ihtiyati tedbir) arasında tazminata hükmedilmesini gerektirir nitelikte ve doğrudan doğruya uygun illiyet bağının varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/196 Esas sayılı dosyasında dava konusu olup davacıya ait olan taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbirin haksız olduğu iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 399 uncu maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9603, K. 2024/6742, T. 01.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9603-e-2024-6742-k-ffa6176f0e27