Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9601 E. 2025/4394 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9601
Karar No
2025/4394
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1004 E., 2023/912 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/453 E., 2022/57 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşmanın gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ve davalılar ... ve ... vekili Avukat ... geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra uygun görülen 17.03.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ... arasında 02/03/2007 tarihli adi ortaklık anlaşması yapıldığını, davalı ...'ün sonrasında taraflar arasında imza edilen adi ortaklık sözleşmesine uymaması ve edimlerini yerine getirmemesi üzerine davacı tarafından şirketin feshi ve tazminat davası açıldığını, davalının 50.000,00 USD cezai şart ödemesine hükmedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davalıya karşı yapılan 2 adet ilamlı (kesinleşmiş) icra takibinden de bugüne kadar sonuç elde edilemediğini, davalının kendisine ait tüm gayrimenkullerini muvazaalı (BK/19) bir şekilde tanıdıklarına satmış gibi yaparak elinden çıkarttığını belirterek davalı ...'e ait iken muvazaa ile önce diğer davalı ... . San. ve Tic. Ltd. Şti.ne, sonrasında da bu şirketin sahibi diğer davalı ...'e muvazaalı şekilde satılan Bartın ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkii, 6 parsel sayılı gayrimenkulün (ifraz işlemi olmakla gayrimenkul 102 ada, 160 ve 161 parsel olmakla) aynına ilişkin olarak tapunun iptaline, davalılardan ilk malik ... adına kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'in teknik olarak işbu davanın tarafı olmasının mümkün olmadığını, davalı ... hakkında geçerli olarak başlatılan herhangi bir takip bulunmadığını, diğer davalı ... tarafından diğer davalı ... Gıda Ltd. Şti. arasındaki satışın gerçek bir satış olup, davacının idavayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bahse konu icra dosyalarından alınan herhangi bir aciz vesikasının söz konusu olmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ..... San. Ve Tic. Ltd. Şti.; davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın edinme tarihine göre değerinin 134.500,00 TL, olduğu, oysa ki tapu müdürlüğünde resmi satış senedine göre davalı/borçlu ... tarafından davaya konu taşınmazın 108.000,00 TL karşılığında, ... Balık şirketine devredildiği, dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle bilirkişi tarafından tespit edilen gerçek değerinin satış olarak gösterilen değerinden fazla olduğu, Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kesinleşmesi ile davacı vekilince başlatılan takipten sonra dava konusu taşınmazın 27.12.2013 tarih ve ... yevmiye nolu resmi senet ile... . San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı iken şirketi temsilen ...'e vekaleten ...'ün hissesinin tamamını 110.000,00 TL bedel ile ...'e satışının yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, Bartın ili ... ilçesi ... köyü ... mevkii 1 pafta 6 nolu parselde yer alan( ifraz işlemi neticesinde 102 Ada 160 ve 161 nolu parseller) tarla vasfındaki taşınmazın Bartın Tapu Müdürlüğünün 30.06.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı akit tablosu ile davalı ...'den davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti''e satışına ilişkin tasarruf işleminin iptaline, Bartın ili ... ilçesi ... köyü ... mevkii 1 pafta 6 nolu parselde yer alan ( ifraz işlemi neticesinde 102 Ada 160 ve 161 nolu parseller ) tarla vasfındaki taşınmazın Bartın Tapu Müdürlüğünün 27.12.2013 tarih ve 9496 yevmiye numaralı akit tablosu ile davalı ..... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nden davalı ...'e satışına ilişkin tasarruf işleminin iptaline, taşınmazın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 30.06.2009 tarihinde 108.000,00 TL bedelle ... Balıkçılık isimli şirkete satıldığı, aynı şirket tarafından bu kez davalı borçlunun vekil sıfatıyla ...'e 27.12.2013 tarihinde 110.000,00 TL bedelle satış yapıldığı ancak mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın satış işlemlerinden sonra ifraz görmesi ile 160 ve 161 parsel sayılı taşınmaza ayrıldığı, 2009 yılında her iki parselin toplam değerinin 524.747,36 TL, 2013 yılında ise 727.851,39 TL olduğu, resmi satış senedinden ve davalı şirketin ticari defterinde gösterilen bedeller arasında misli fark olduğu ve davalıların davacının alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla mal kaçırmak kastıyla hareket ettikleri gerekçesiyle davalıların bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin yerinde görülmediği, ancak Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali davalarında; davalıların danışıklı bir davranış içinde bulundukları tespit edildiği takdirde takip konusu alacağın tahsili için İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak tapu kaydının iptaline gerek olmadan davacının alacaklarını alabilmesi için dava konusu taşınmazların haczi ve satışı konusunda davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olarak cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekirken tapunun iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Bartın 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.02.2022 tarih ve 2018/453 esas, 2022/57 karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm tesisine, davanın kabulü ile, Bartın ili .... ilçesi ... köyü ... mevkii 1 pafta 6 nolu parselde yer alan (ifraz işlemi neticesinde 102 Ada 160 ve 161 nolu parseller) tarla vasfındaki taşınmazın Bartın Tapu Müdürlüğünün 30.06.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı akit tablosu ile davalı ...'den davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti'ne satışına ilişkin tasarruf işleminin iptaline, Bartın ili ... ilçesi ... köyü ... mevkii 1 pafta 6 nolu parselde yer alan (ifraz işlemi neticesinde 102 Ada 160 ve 161 nolu parseller) tarla vasfındaki taşınmazın Bartın Tapu Müdürlüğünün 27.12.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı akit tablosu ile davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nden davalı ...'e satışına ilişkin tasarruf işleminin iptaline, davacının İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2016/8657 Esas ve 2016/8658 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak kaydıyla davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; borcun doğum tarihinin taşınmazın devir tarihinden sonra olduğunu, davanın kanunun aradığı hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, satışın gerçek bir satış olduğunun kanıtlandığını, mahkeme tarafından alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında davaya konu taşınmazın devir tarihindeki değerinin 134.500,00 TL olarak tespit edildiğini, fakat işbu rapora ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, davaya konu olayda tespit edilen rakamlar arasında (134.500 TL ve 108.000 TL) misli bir fark olmadığını, pek aşağı bir fiyattan bahsetmenin de mümkün olmadığını, hal böyle iken yerel mahkeme tarafından salt muvazaa hukuksal nedeninin "gerçek değerin satış olarak gösterilen değerden fazla olması" gerekçesine dayandırılmasının maddi gerçeklikle çeliştiğini, yasa ve uygulamada ağırlık kazanan görüşe bütünüyle aykırılık teşkil ettiğini, mal kaçırmak kastıyla satın alınmış olduğu ve satışların kötü niyet ile yapıldığının ispatlanamadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Muvazaa davası; borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı iptal davasında davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. Bu yasal nedenle iptal davası, davacıya alacağını, açtığı davada tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu işlem veya tasarruf konusu malların aynı ile ilgili değildir. Davada incelenmesi gereken husus; davalılar arasında yapılan tasarrufların iptalinin gerekip gerekmediği, başka bir anlatımla BK.nın 19. maddesinde yazılı şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın 30.06.2009 tarihinde 108.000,00 TL bedelle ... Balıkçılık isimli şirkete satıldığı, aynı şirket tarafından bu kez davalı borçlunun vekili sıfatıyla ...'e 27.12.2013 tarihinde 110.000,00 TL bedelle satış yapıldığı, ancak mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın satış işlemlerinden sonra ifraz görmesi ile 160 ve 161 parsel sayılı taşınmaza ayrıldığı, 2009 yılında her iki parselin toplam değerinin 524.747,36 TL, 2013 yılında ise 727.851,39 TL olduğu, resmi satış senedinden ve davalı şirketin ticari defterinde gösterilen bedeller arasında misli fark olduğu ve davalıların davacının alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla mal kaçırmak kastıyla hareket ettikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Muvazaalı işlemin iptali için salt bedel farkı yeterli olmayıp işlemin iki tarafının da fikir birliği içinde olması gerekir. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin taşınmazın devrinde tapuda gösterilen değer ile taşınmazın gerçek değeri arasında misli fark olduğu yönündeki gerekçesine katılma imkanı yoktur. Bunun dışında, salt davalı borçlunun mal kaçırma amacı ile hareket etmesi de yeterli olmayıp, taşınmazı devralan davalı 3.kişi .... San. ve Tic. Ltd. Şti. İle davalı ...'in borçlunun bu amaçla hareket ettiğini bilen veya bilmesi lazım gelen şahıslardan ve borçluyla fikir birliği içinde olduğunun da ispatlanması gerekir. Dava konusu taşınmaz davalı 3.kişi .... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı 4.kişi ...'e devredilirken ... San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'e, davalı borçlu ...'ün vekillik etmiş olduğu anlaşılmış ise de, sadece dava konusu taşınmazın devri için verilmiş olan bu vekaletname davalı 3.ve 4.kişilerin borçlunun mal kaçırma kastını bildiğini göstermeyecek olup, dosya içeriğinden davalı borçlu ile üçüncü ve dördüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğu da ispat edilememiştir. Bu halde Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü ve dördüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ... ve ...'e iadesine, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekilli temsil olunan davalı ... ve ...'e verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9601, K. 2025/4394, T. 17.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9601-e-2025-4394-k-7fc726208688