Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/956 E. 2023/7361 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/956
- Karar No
- 2023/7361
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/214 E., 2022/74 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin metrobüs durağında bulunduğu sırada rahatsızlanması sonucu dava konusu kazanın meydana geldiğini, davalı idarenin metrobüs duraklarında gerekli önlemleri almakla sorumlu olduğunu, bu nedenle davalı kurumun olayda hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun bulunduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kent içi ulaşım hizmetlerinden İETT Genel Müdürlüğü’nün sorumlu olduğunu, kazaya karışan metrobüsün müvekkili idare ile bir bağlantısının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/553 Esas, 2019/645 Karar sayılı kararıyla; tazminata konu olayın davalı kurumun hizmet kusuru kapsamında kaldığı ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi gereğince idari yargı yerinde ikame edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2020/89 Esas, 2020/109 Karar sayılı kararıyla; istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 08.06.2020 tarihli 2020/1708 Esas, 2020/1691 K sayılı kararı ile 01/09/2014 tarihinde davacının metrobüs durağında yaya geçidi üzerinde bulunduğu bir sırada rahatsızlanarak dengesini kaybetmesi sonucu metrobüs yolcu otobüslerinin kullandığı transit yol üzerinde bulunan ve o sırada yolcu indirip bindirmekle meşgul olan metrobüsün arka kısmına çarpması sonucu davacının yaralandığı, davalının hizmet kusuruna dayalı sorumluluğu nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu, bu durumda eldeki davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı yeri olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının metrobüs durağında yaya geçidi üzerinde bulunduğu bir sırada rahatsızlanarak dengesini kaybetmesi sonucu metrobüs yolcu otobüslerinin kullandığı transit yol üzerinde bulunan ve o sırada yolcu indirip bindirmekle meşgul olan metrobüsün arka kısmına çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olarak düzenlenen 11.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının %100 kusurlu olduğu, dolayısıyla eldeki davada haksız fiil sorumluluğunun kusura dayandığı, davalının da herhangi bir kusuru bulunmayıp somut dava bakımından kusursuz sorumluluk halleri de bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın aşamalarda da belirtildiği üzere metrobüs şoförünün şahsi kusurundan ziyade idarenin metrobüs durağında gerekli önlemleri almamasına, bu tür kazaları engelleyebilecek bir önlemin alınıp alınamayacağına, yani taşıyıcının sorumluluğuna dayandığını, mahkemece bu konuda alınan heyet raporuna itibar edilmediği gibi gerekçeli kararda da bu rapora değinilmediğini, dosyadaki delillerin de tartışılmadığını, dikkate alınmayacak bir rapor için bilirkişi heyetine ücret ödemesi yapılmasının adli yargılanma hakkı ve sürpriz karar verme yasağının ihlaline sebebiyet verdiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının işleteni olduğu aracın, davacı yayaya 01.09.2014 tarihinde çarpıp davacının yaralanması sonucu uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ilâ 76 maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13 üncü maddesinde, "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Mahkemece, davanın tümden reddine karar verilmiş olmasına göre, davalı lehine 10.400,15 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının (VI.C.3.2.) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “10.400,15 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “5.100,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2023 tarihinde Üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava konusu olayda, davalı ..., toplu taşıma denetim, kontrol ve toplu taşıma araçlarını işletme yetkisine sahip bulunmaktadır. Buna bağlı olarak taşıyıcı sıfatına haiz olan idare toplu taşıma araçlarını kullanan yolcuların sağlıklı ve güvenli bir şeklinde yolculuk yapmasını sağlamakla yükümlüdür. Davalı idarenin ve ona bağlı İETT Genel Müdürlüğü'nün taşıyıcı olarak yolcuyu sağ sağlim taşıma borcu turnikeden geçtiği anda başlayıp, varma yerinde yolcunun çıkış turnikesinden geçtiği yani istasyonu terk ettiği anda son bulacaktır. Davalı idare bu zaman aralığı içerisinde “ taşıyıcı sıfatına haizdir.” Taşıyıcı sıfatına haiz olduğu bu süre zarfı boyunca TTK’nın madde 914 ve KTK’nın madde 7’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmekle mükelleftir. Söz konusu yükümlülüklere aykırı bir davranış; yani yolcunun ölmesi, yaralanması ve bedenen herhangi bir zarara uğraması durumunda taşıyıcının akdi sorumluluğundan bahsedecektir. Buradaki sorumluluk kusursuz sorumluluk olup davacı taraf belediyenin kusursuz sorumluluğuna dayanarak iş bu davayı açmıştır. Bahsi geçen kusursuz sorumluluğun şartları dava konusu olayda mevcut olup mahkemece belediye yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu düşüncesiyle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.