Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/894 E. 2024/13856 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/894
Karar No
2024/13856
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/852 E., 2022/852 K.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 20.05.2016 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu aynı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını ve sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 200,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 20.05.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 189.128,11 TL ve geçici bakıcı gideri yönünden 541,94 TL olmak üzere toplam 189.670,05 TL’ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken teknik faiz yönteminin esas alınması gerektiğini, faiz talebinin haksız olduğunu, 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... şirketinin sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olduğu, aktüer bilirkişi raporu ile maluliyet raporunun denetime elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 189.128,11 TL ve geçici bakıcı gideri yönünden 541,94 TL olmak üzere toplam 189.670,05 TL tazminatın 04.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olduğu, alınan kusur ve hesap raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu, ancak davacı lehine maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının itirazının vekalet ücreti yönünden kısmen kabulüne ve kararın düzeltilmesine, diğer itirazların reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun düzenlenmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, kusur tespiti yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, faiz belirlemesinin hatalı olduğunu, uzlaşma olup olmadığının tespiti gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirleme için ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Somut olayda Balıkesir Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.12.2022 tarihli raporda, davacının omurga yaralanması nedeniyle %13 oranında maluliyeti olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından söz konusu raporun geçerli olduğu kabul edilerek tazminata karar verilmiş, davalının karara yaptığı itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine karar verilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu maluliyet raporununun kaza tarihinde (20.05.2016) yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmediği, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan arazlar dikkate alınarak kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde uzman hekimlerin de bulunduğu en yakın üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir. 3- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, meydana gelen kaza nedeniyle kaza tespit tutanağının düzenlendiği, buna göre davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun belirlendiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince kusur raporu alınmadan davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu kabulüne göre tazminata karar verildiği, davalı tarafından ise kusura itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden kusur oranları arasında oluşabilecek çelişkiyi de giderecek mahiyette, oluşa uygun, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir. 4- Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; dava konusu olaya ilişkin soruşturma dosyasında yer alan ifadelerden sigortalı aracın servis aracı olduğu, davacının iş yeri servis aracının karıştığı kazada yaralandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava konusu olay aynı zamanda iş kazası niteliğindedir. Davalı tarafça davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması talep edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyetince bu hususta bir araştırma yapılmamıştır. Şu durumda, davaya konu kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/894, K. 2024/13856, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-894-e-2024-13856-k-1f1d221a77bc