Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8649 E. 2023/12229 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8649
Karar No
2023/12229
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/564 D.İş, 2021/507 K. HÜKÜM/KARAR : Davalının itirazının reddine Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.09.2017 tarihinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile sigortalı aracın, davacının sürücüsü olduğu motosikletle karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanarak %13 oranında malul kaldığını, davalıya yapılan başvuru sonucunda eksik ödeme yapıldığını, davalıya eksik ödeme nedeniyle yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirterek açılan belirsiz alacak davasında 6.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 06.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; bedel artırım dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talebini 106.223,72 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davacının sunduğu maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre düzenlendiğinin belli olmadığını, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlenmesi gerektiğini, kask kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi gerektiğini, sigorta tahkim başvurusu öncesi davacıdan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor istenildiğini, eksikliğin giderilmemesi neticesinde sulh görüşmeleri kapsamında %10 maluliyet oranı üzerinde mutabık kalınarak 05.03.2019 tarihinde 59.927,87 TL ödeme yapıldığını, buna rağmen huzurdaki başvurunun yapıldığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya 05.03.2019 günü ödeme yapıldığı, davacıyla orana yönelik mutabakatın ise 25.02.2019 tarihinde imzalandığı, bu nedenle 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, ödemenin yetersizliğinin alınan maluliyet raporuyla anlaşıldığı, hesap raporu alındığı, davacının kask takıp takmadığı kaza tespit tutanağında belirsiz olarak işaretli olup kanıtlanamayan müterafik kusur indirimi savunmasına itibar edilmediği, davacının sürücü belgesi bulunmamasının ise kazaya sebebiyet veren bir unsur olmadığı, alınan raporda kusur tespitinin yapıldığı, davalının 05.03.2019 tarihli ödemeyi %10 maluliyet oranı üzerinden yaptığı, her ne kadar yargılamada adli kurul raporu alınmışsa da söz konusu raporda belirlenen sakatlık oranı ile sigortacının ödemesine esas alınan %10.3 oran arasında anlamlı bir fark bulunmadığından ödeme tarihinde temerrüte düştüğünün kabul edildiği gerekçesiyle; başvurunun kabulü ile 106.223,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 05.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; zorunlu evrakların sunulmaması nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, geçersiz maluliyet raporu ile başvuru yapıldığını, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporunun düzenlenmesi gerektiğini, ancak davacının sunduğu maluliyet raporunun hangi yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğinin belirli olmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin kullanılması gerektiğini, davacının kazada asli kusurlu olduğunu, kask kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sulhen %10 oran üzerinden ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin yine yargılamada belirlenen %10.3 oran üzerinden gerçekleştiği nazara alındığında bakiye alacağın çıkmasının hukuka aykırı olduğunu, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılamada üç adli tıp uzmanı tarafından dosya üzerinden düzenlenen 29.03.2021 tarihli raporda da maluliyetin belirlendiği, hesap yönteminin yerinde olduğu, davacının kask kullanıp kullamadığın belirli olmadığı, davalı tarafından bu yönde bir delil sunulmadığı, yargılamada alınan kusur raporunda karşı sürücünün tam kusurlu bulunduğu, vekalet ücretinde hata bulunmadığı gerekçesiyle davalının itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının kullandığı motosiklet ile karıştığı 06.09.2017 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 266 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 06.09.2017 tarihinde meydana gelmiştir. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi, sorumluluk açısından zorunludur. Somut olayda; davacının başvuruya sunduğu Siverek Devlet Hastanesinin 21.09.2018 tarihli %13 oranlı maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre düzenlendiği belirli değildir. Davalı ise %10 maluliyet ve %75 kusur oranı üzerinden TRH 2010 Yaşam Tablosu-1.8 teknik faize göre hesaplanan tazminatın davacıya ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince üç adli tıp uzmanı tarafından dosya üzerinden düzenlenen alınan 29.03.2021 tarihli raporda; davacının 06.09.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sol femurunda şaft kırığı gelişip opere edildiği, bu kazadan 3 ay öncesinde de sol kalçasının kırıldığı, Çukurova Üniversitesinde yapılan muayenede sağ bacakta diz altından ampütasyon olduğunun belirtildiği, bu nedenle Çukurova Üniversitesinde tespit edilen ölçümler dikkate alınarak sol kalçadaki hareket kısıtlılığının 3 ay öncesinde trafik kazasına bağlı sol kalçasının kırılması ve 06.09.2017 tarihindeki kazada meydana gelen femur kırığının distale yakın olması nedeniyle kalça eklemindeki hareket kısıtlılığının muhtemelen eski kazaya bağlı olduğu değerlendirilerek, diğer arızaların dikkate alındığı belirtilerek Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre diz eklem kısıtlılığı nedeniyle maluliyet oranının %5 olduğu, aynı raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında maluliyet oranının %10.3 olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamında bulunan Siverek Devlet Hastanesinin 26.09.2017 tarihli epikriz raporunda, davacının eldeki davaya konu kazadan 3 ay öncesinde sol kalçasının kırıldığının yazılı olduğu görülmektedir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince ise kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik uyarınca belirlenen %10.3 maluliyet oranı hükme esas alınmıştır. Bu durumda hükme esas alınan raporda belirlenen maluliyet oranının, davaya konu kazayla illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda tereddüt hasıl olmuştur. Hükme esas alınan maluliyet raporu açıklanan nedenlerle açık ve denetime elverişli olmadığı gibi, kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerine göre belirlenen oranın hükme esas alınması da hatalı olmuştur. Maluliyetin davaya konu trafik kazasıyla illiyeti ile niteliği konusunun açıklığa kavuşturulması gereklidir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (daha önce meydana gelen kazayla ilgili tedavi evraklarının da temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek, davaya konu kazadan 3 ay önce de kaza geçirdiği ve sağ bacak altından ampüte olduğu da gözetilmek suretiyle, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı üzere yetkili sağlık kurulundan davaya konu kazadaki yaralanma nedeniyle maluliyet oluşup oluşmadığı, kaza ile illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti yönünde yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 2. 6100 sayılı Kanun'un 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında oluşan kazada her iki sürücünün kusurlu bulunduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 14.04.2021 tarihli kusur raporunda davacı sürücünün kusursuz, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak İtiraz Hakem Heyetince kaza tespit tutanağı ve 14.04.2021 tarihli rapor arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden, alınan rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi rapordaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. 3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası ve AAÜT’nin 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. 4. Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Değerlendirme bölümünün (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (4) numaralı bendinde gösterilen nedenlerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8649, K. 2023/12229, T. 20.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8649-e-2023-12229-k-6f6e56fde9ca