Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8236 E. 2023/13908 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8236
- Karar No
- 2023/13908
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN İHBAR OLUNAN : 1- Kalyon İnş San Tic. A.Ş. 2- ... DAVA TARİHİ : 17.09.2008 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından konut sigorta poliçesiyle sigortalanan bulunan meskenin 13.11.2007 tarihinde meydana gelen su baskını sonucu zarar gördüğünü, ekspertiz görevlendirildiğini, anılan meskenin bulunduğu bölgenin sular altında kaldığını, bunun üzerine yaptırılan inceleme sonucunda sigortalıya toplam 28.820,00 TL ödeme yapıldığını bilahare davalıya rücu edildiğini, davalının ödeme talebini kabul etmemesi üzerine bu kez İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2008/17739 sayılı dosyasıyla takipte bulunulduğunu itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı İski Genel Müdürlüğü vekili; göreve ilişkin itirazda bulunduklarını, derelerin bakım ve ıslahından İSKİ'nin sorumlu olmadığını 2560 sayılı Kanun gereği kurulan bir idare olduğunu İski'nin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek için kurulduğunu derelerin ıslahı ve imar planının uygulanması konusunda doğrudan bir görev ve sorumluluğunun olmadığını, derelerin ıslahı görevinin 4373 sayılı Yasa ile Devlet Su İşlerine (DSİ) verildiğini, imara kapalı olması gerektiği yerde imar izni veya inşaat yapılmasına izin veren ilgili belediyenin sorumlu olduğunu 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/r maddesine göre derelerin ıslahı görevini Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu, bu bakımdan husumetin kendilerine düşmeyeceğini açıklayarak davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İstanbul 28. Asliye Ticaret (kapatılan İstanbul 7. Asliye Ticaret) Mahkemesinin 18/05/2010 gün ve 2008/550 Esas, 2010/213 Karar sayılı kararı ile dere ıslahı çalışmalarının İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz talebinde bulunulmuş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, hasarın derenin taşması sonucu oluşmadığının, derenin taşması ile kanalizasyonun geri tepmesi ve klozetin taşması sonucu bodrum kata su basması ve taşan suların temiz su tesisatını da patlatarak su basması sonucu oluştuğunun ileri sürülmesi nedeniyle İski Genel Müdürlüğü'nün meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadığının karar yerinde tartışılarak belirlenmesi gerektiğine değinilmiş ve hükmün bozulmasına karar verilmişttir. 2. İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/03/2013 tarihli ve 2013/32 Esas, 2013/77 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli ve 2016/596 Esas, 2018/705 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda esastan yapılan yargılama sonucunda hasardan İSKİ Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2008/14739 esas sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak 28.820,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 faiz uygulanmasına, işlemiş faize yönelik talebin temerrüde ilişkin ihtarname tebliğ belgesi sunulamadığından reddine, asıl alacağın %40'ı oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 4. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz talebinde bulunulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2018/6321 Esas, 2020/5546 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...Somut olayda mahkemece, sadece kusur yönünden rapor alınmış, davacı tarafından yapılan ödemeye ait hesaplamanın doğruluğuna ilişkin rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişilerden davacı ... tarafından sigortalı konutta oluşan hasar nedeniyle yapılan ödemeye ait hesaplamadaki rakamlarının tartışılarak doğruluğuna ilişkin rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek ve kabule göre de davacı tarafça talep edilen tazminat miktarınin likit olmadığı, yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile davalı tarafından İstanbul 11. İcra Dairesinin 2008/14739 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, işlemiş faize yönelik talebin temerrüde ilişkin ihtarname tebliğ belgesi sunulamadığından reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin alacağın likit olmaması ve tazminat alacağının yargılamayı gerektirmesi nedeni ile yasal şartları oluşmadığından (tashihle düzeltilerek) reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, davalı idarenin kusuru bulunmadığını, hasarın meydana geldiği tarihte böyle bir ihmal ve tedbirsizliğin varlığının ispatlanamadığını, davalı idarenin mevcut bütçe ve yatırım imkânları dâhilinde dere ıslahı ve işletme çalışmalarına devam etmekte olduğunu, idarenin çalışmaları ile ilgili olmayan münferit su baskınları sebebiyle uğranılan ekonomik zararlardan sorumlu olmadığını, su baskınına sebebiyet veren yerde davalı idarenin herhangi bir çalışması olmadığını, bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre uyuşmazlık konusu dava, konut sigortası kapsamında davacı ... tarafından sigortalı konutta oluşan hasar nedeniyle yapılan ödemenin rücuen tahsiline yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu ve devamı maddeleri, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1301 inci maddesi. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Davalı 788,00 TL 0.H. 493,00 TL P.H. 295,00 TL Kalan