Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8234 E. 2025/3036 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8234
Karar No
2025/3036
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/960 E., 2023/831 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/345 Esas - 2021/187 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 20.02.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.11.2014 tarihinde 5 farklı aracın karıştığı trafik kazasında dava dışı ... sevk ve idaresindeki araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve ömür boyu bakıma muhtaç hale geldiğini, gerçekleşen kazada araç sürücüsü davalı ...'nın asli kusurlu olduğunu, davacının zararının bir kısmının davalı şirket adına kayıtlı kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı tarafından karşılandığını açıklayıp belirsiz alacak olarak 200,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının, 2.200,00 TL bakıcı giderinin ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kaza nedeniyle açılan ceza davasında davalı ...'nın kusursuz kabul edilerek beraatine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, kesinleşen bu kararın maddi vakıa olarak mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olduğunu, dava dışı aracın sigorta edeni sigorta şirketine karşı açılan davada müvekkiline kusur atfedilmiş ise de, müvekkilinin bu dosyada taraf olmadığını, bu nedenle kesin hüküm mahiyetinde ve mahkemeyi bağlayıcı niteliğinin bulunmadığını, olayda kusuru bulunmayan müvekkilinin maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile "...davaya konu olayda 5 farklı aracın karıştığı trafik kazası meydana geldiği, ceza dosyasında beyanları temin edilen 16 ... 28 plakalı minibüs sürücüsü ..., 16 ... 350 plakalı araç sürücüsü ..., 16 ... 28 plakalı minibüste yolcu olarak bulunan ..., ..., ... ve ..., 35 ... 1148 plakalı araç sürücüsü ..., bu araçta yolcu olarak bulunan ...'ın beyanları ve maddi vakıa olarak mahkemeyi bağlayıcı niteliği haiz olan ceza mahkemesi kararı ile buna dayanak ATK raporu da dikkate alındığında; dava dışı ... yönetimindeki 26 ... 492 plakalı kamyonetin direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu karşı yol bölümüne geçerek, karşı yoldan gelen araçlar ile çarpışması neticesinde olayın gerçekleştiği, kazanın oluşumunda ...'in asli ve tam kusurlu, 41 ... 353 plakalı araç sürücüsü ... ve diğer araç sürücülerinin kusurlarının bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davalı sürücü ...'yı kusurlu bulduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı ve buna dayanak rapora itibar edilmesini talep etmiş ise de; davalıların Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında taraf olmamaları ve o dosyada hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun olayın oluşuna ilişkin ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararına uygun olmaması nedeniyle davacı vekilinin bu yöndeki iddiasına ve diğer mahkeme dosyalarındaki davalı sürücü ...'nın kusurlu olduğuna dair bilirkişi raporlarına itibar edilmemiş olup, bu haliyle kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'nın kusurunun bulunmaması nedeniyle sürücü ve işleten olan davalıların, davacının maddi ve manevi zararından sorumlu olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olayla ilgili Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/23 Esas - 2018/245 Karar sayılı dosyasında “…Mahkememizce yapılan keşif neticesinde dosyanın trafik bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporun dosya kapsamında bulunan diğer bazı raporlarla örtüşmediği anlaşıldığından dosya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin hazırlamış olduğu raporda iki ihtimalden birincisinde sanık ...'in asli kusurlu olduğu, ikinci ihtimalde ise sanık ...’nın asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu raporu üzerinden yapılan kusur değerlendirmesinde katılan ...'nin ... Firmasına ait araçta yolcu olduğu ve yargılamanın tüm aşamalarında karşı taraftan birinin kendi araçlarına çarptığını belirtmiş, ayrıca sanık ... yargılamanın tüm aşamalarında kazanın karşı yolda meydana geldiğini karşı şeritten kendi aracına bir aracın çarptığını belirtmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık ... yönetimindeki kamyonetin direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu karşı yol bölümüne geçerek karşı yoldan gelen araçlar ile çarpışması neticesinde olayın gerçekleştiği kabul edilmiştir. Kaza nedeniyle katılanlarda meydana gelen yaralanmaların niteliği ile suç nedeniyle ortaya çıkan zarar birlikte değerlendirildiğinde suçu sabit görülen sanık hakkında ceza tayininde bulunulurken alt sınırdan uzaklaşılmış ve hüküm fıkrasında belirtildiği şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle davalı (sanık) ...’nın CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine, sanık ...’in ise mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve itirazın reddi ile, mahkumiyet kararının ise istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edip, ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı halde ve verilen beraat kararı da TBK’nın 74. maddesi kapsamında hukuk mahkemesini bağlayıcı mahiyette değilse de, ceza dosyası kapsamındaki beyanlar ile dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde davalı-sürücü ...’nın davacının yaralanmasına neden olmadığı yönünde ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgunun hukuk mahkemesini bağlayacağı, dolayısıyla davalıların dava konusu zarardan sorumluluklarının bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur durumunun hatalı belirlendiğini, ceza yargılamasının sonunda hükmün Açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğini, bu nedenle kesinleşmiş maddi olgudan söz edilemeyeceğini, daha önce trafik sigortacısı aleyhine açılan davada davalıların tam kusurlu olduğunun belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle bakiye maddi tazminat (sürekli iş göremezlik ve sürekli bakıcı gideri) ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, meydana gelen çok araçlı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp karşı aracın sürücüsü ve işleteni aleyhine tazminat talebinde bulunmuştur. Kazaya ilişkin olarak kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'nın sevk ve idaesindeki 41 ... 353 plakalı kamyonu ile sağ şeritten sol şeride kontrolsüz şekilde şerit değiştirdiği esnada arkasından sol şeritte aynı yönde giden dava dışı sürücü ...'in idaresindeki aracın ön sağ kısmı ile kamyonun ön sol kabin alt kısmına çarpması ve kavşak içinde çarpmanın etkisiyle karşı istikamete girmesi neticesinde davacının yolcusu olduğu aracın sürücü dava dışı ...'in kullandığı 26 ... 492 plakalı kamyonet ile karşılıklı kafa kafaya çarpışması neticesinde, ... idaresindeki aracın motor kısmının yerinden koparak sol şeritte kalması, yine dava dışı sürücü ...'nin kullandığı araç ile motor parçasına çarpması, sürücü ...'in aracının sürtünme ile kavşak içinde orta refüjde bulunan refüj başı levhasına çarparak karşı şeride geçtiği sırada dava dışı sürücü ... idaresindeki araçla çarpışması şeklinde kazanın gerçekleştiği, bu kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'nın şerit izleme değiştirme kuralına uymamak, sürücü ...'in hız kuralını ihlal ettiği, diğer sürücüler ..., ... ve ...'nin kural ihlalinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince araç sürücülerinin kusur durumlarının tespitine yönelik olarak Karayolları Genel Müdürlüğünden alınan üç kişilik bilirkişi heyetinin 28.09.2020 tarihli raporunda; kazadan sonra yürütülen soruşturma dosyasında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapor, daha önce ticaret mahkemelerinde alınan bilirkişi raporları ile ... Üniversitesi bilirkişilerince düzenlenen rapor ve olay sonrası alınan tanık ve şüpheli ifadeleri, kaza tespit tutanağında gösterilen çarpışma noktaları, araçların hasarlı kesimleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı sürücü ...'nın idaresindeki kamyon ile sağ şeritten seyri sırasında arkasından sol şeridi takiben gelen taşıt trafiğini dikkatle kontrol etmeden ani ve kontrolsüzce sol şeride doğru manevra yaptığı sırada sol şeridi takiben gelen ve yakın gerisinde bulunan sürücü ...(dava dışı) idaresindeki otomobilin sağ ön kesimine, davalının idaresindeki kamyonun sol yan ön kesimi ile çarpmasının akabinde ...'in otomobilinin çarpışmanın etkisiyle sola savrularak olay yerindeki refüj aralığından karşı yol bölümüne geçtiği ve bu sırada karşı yönden gelen davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsü ... idaresindeki kamyonet ile karşılıklı çarpıştığı, çarpışmanın etkisiyle ...'in sürücüsü olduğu aracın motorunun yerinden çıkarak yol bölümün sol şeridinde kaldığı ve bu sırada bu yönde seyrden dava dışı sürücü ... yönetimindeki araç ile motor parçasına çarptığı, davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsü ...'in de karşı yol bölümüne geçerek dava dışı ... idaresindeki araca çarpması şeklinde kazanın gerçekleştiği, davalı sürücü ...'nın meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince 08.12.2020 tarihli ara karar ile "Bilirkişi heyeti tarafından kendi kanaatine göre raporun düzenlendiği anlaşılmakla, ceza mahkemesindeki maddi olgu olan sanık Muhammet'in aracı ile karşı yola geçerek kaza olduğu belirlemesi ihtimaline göre kusuru bulunanlar ve kusur oranlarının belirlenmesi hususunda ek rapor alınması"na karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 29.01.2021 tarihli ek raporda ; mahkemenin kararı gereği, ceza dosyasındaki maddi olgu olan sanık ...'in aracı ile karşı yola geçerek kaza olduğu belirlenmesi ihtimaline göre kusur tespiti yapılması belirtildiğinden bu olgunun kabulü halinde davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsü ...'in tam kusurlu, kazaya karışan diğer araç sürücülerinin kusursuz olduğu belirtilmiş, mahkemece de anılan rapor karara esas alınarak davalının meydana gelen kazada kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Eldeki davada karara dayanak yapılan ceza yargılamasında "Trafik İhtisas Dairesi 27.12.2017 tarihli raporunda iki ihtimalli olarak kusur durumlarını belirlemiştir. İki ihtimalde de sanık ..., ... ve ...'in kazada kusursuz oldukları belirlenmiştir. Kusursuz olduğu belirlenen sanıkların hüküm fırkasında belirtildiği şekilde beraatlerine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin hazırlamış olduğu raporda iki ihtimalden birincisinde sanık ...'in asli kusurlu olduğu, ikinci ihtimalde ise sanık ... Akkayanın asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu raporu üzerinden yapılan kusur değerlendirmesinde katılan ...'nin ... Firmasına ait araçta yolcu olduğu ve yargılamanın tüm aşamalarında karşı taraftan birinin kendi araçlarına çarptığını belirtmiş, ayrıca sanık ... yargılamanın tüm aşamalarında kazanın karşı yolda meydana geldiğini karşı şeritten kendi aracına bir aracın çarptığını belirtmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık ... yönetimindeki kamyonetin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı yol bölümüne geçerek karşı yoldan gelen araçlar ile çarpışması neticesinde olayın gerçekleştiği kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık ... yönetimindeki kamyonetin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı yol bölümüne geçerek karşı yoldan gelen araçlar ile çarpışması neticesinde olayın gerçekleştiği kabul edilmiştir. " gerekçesiyle sanık ...'in(davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsü) taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer ...'nın (davalı) yüklenen suçun unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmiştir. 2918 sayılı Kanun’un ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerine göre düzenlenen kaza tespit tutanağının, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir resmi belge niteliğinde olduğu izahtan varestedir. Bu sebeple kaza tespit tutanağı bilirkişi incelemelerinde de esas alınacaktır. Buna karşın tutanaktaki bilginin aksinin tanık anlatımları ve diğer delillerle kanıtlanması mümkündür. Ceza yargılamasında kabul edilen maddi olgunun (davacının sürücüsü ...'in karşı şeride geçtiğine dair) dayanağı olan tanık ... ifadesinde; "aracın arka kısmında oturuyordum, önümüzde bir tır ilerliyordu, siyah renkli araç karşı şeritten geldi önümüzde ilerleyen tıra vurdu, ardından da bu araç bizim yolcu olduğumuz araca vurdu, daha sonra bir araç daha içinde bulunduğumuzu araca vurdu" şeklindeki beyanları, araçların çarpışma noktaları, araçlardaki hasar durumları dikkate alındığından kaza tespit tutanağının aksini ispatlar nitelikte tek başına yeterli değildir. Karayolları Genel Müdürlüğü bilirkişi heyetince düzenlenen 28.09.2020 tarihli rapor, araçtaki hasar durumları, çarpışma noktaları ve tüm ifadelere göre düzenlenmiş olup bilimsel verilere uygun, kaza tespit tutanağını doğrular niteliktedir. Buna göre mahkemece meydana gelen kazada davalı ...'nın %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı vekilini temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KADIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8234, K. 2025/3036, T. 20.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8234-e-2025-3036-k-36d067b3385e