Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/78 E. 2024/13258 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/78
Karar No
2024/13258
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1050-2022/1049 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından tanzim edilen ZMMS poliçesi ile sorumluluğu temin edilen aracın 22.07.2012 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile karıştığı kazada; davacının yaralanarak malul kalığını belirterek davacının artan maluliyetinden kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ile 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, aleyhe hüküm kurulması halinde vekâlet ücretinde 1/5 kuralına uygun hesaplama yapılması gerektiğini, bu nedenlerle başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; talebin kısmen kabulü ile 189.499,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1.292,21 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 19.09.2022 - K-2022/236738 kararına itiraz eden davalı vekilinin tüm itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kaza tespit tutanağında araçların maliki, kazadaki kusur durumu, sigortacısı açık bir şekilde belirtilmiş olup başvuru sahibinin tazminat sorumlularını kaza tarihinden itibaren iki yıl ve herhalde 8 yıllık ceza zamanaşımı süresince öğrenebilecek durumda olduğunu, davacı vekilince sunulan tedavi evrakları da 2012 tarihli olup dosyada kaza nedeniyle tedavinin devam ettiğini gösterir evrak bulunmadığını, bu nedenle davacı vekilinin zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak zarar görenin malul kaldığını öğrendiği tarihin esas alınması iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, başvuruya konu kaza 22.07.2012 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının kaza tarihinde geçerli Meslekte Kazanama Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre tespiti gerektiğini, davacının tek taraflı beyanlarıyla almış olduğu maluliyet raporuna göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaza tarihinde geçerli olan Genel Şart kapsamında %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 olarak verilmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi tanzim edilen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını, dosyada mevcut 30.03.2016 tarihli Konya Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen rapora göre davacının maluliyet oranının %8 olarak belirlendiğini ve davacıya % 8 maluliyet oranı üzerinden 34.208,63 TL ödeme yapıldığını, ancak sonrasında kaza nedeni ile davacının maluliyetinin arttığını beyan ederek 02.11.2021 tarihli Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Kurulu raporu ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre sürekli engellilik oranının %12,3 olarak belirlendiğini ve yapılan ödemenin yeterli olmadığını belirterek bakiye tazminat talebinde bulunmuştur. İtiraz Hakem Heyeti tarafından alınan hesap raporu ile yapılan ödemeye bağlı maluliyet oranının tenzili ile artan oran üzerinden hesaplama yapılarak bakiye tazminata karar verilmiştir. Davacı maluliyet artışı iddiasına dayanmakta olup, %8 oranında maluliyet oranı üzerinden yapılan ödeme sonrası maluliyetinin arttığını iddia etmektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından davacının %12,3 oranında maluliyeti olduğu kabul edilmiş ise de davacının kaza sonrasında Konya Eğitim Araştırma Hastanesi tedavi evraklarının incelenmesinde sol klavikula kırığına bağlı sol omuzda ağrı ve omuz hareket kısıtlılığı nedeni ile ameliyat edildiği anlaşılmaktadır. 02.11.2021 tarihli Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Kurulu raporunda Konya Eğitim Araştırma Hastanesi raporunun incelenerek davacıda artan maluliyet olduğu belirtilmişse de davacıda maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı hususunda yapılmış bir araştırma yoktur. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Dosyada mevcut raporlarda maluliyet oranının farklı olmasının uygulanan yönetmelik hükümlerinin farklı olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 6098 Sayılı Kanun'un 49 uncu maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72 inci maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 Sayılı Kanunun 109/1 inci maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi, 6098 sayılı Kanun 72 inci ve 2918 Sayılı Kanun' nun 109/2 inci maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. 2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazası 22.07.2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalı zamanaşımı definde bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Oysa ki; davaya konu kazanın 5237 sayılı Kanun' un 89/1 inci maddesinde düzenlenen ve Taksirle Yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının 5237 sayılı Kanun' un 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı Kanun' un 109/2 inci maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; Covid-19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler de dahil edilerek hesaplansa dahi davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 21.03.2022 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği açıktır. Zira haksız fiil nedeniyle geçici veya sürekli iş gücü kaybına uğrayan kişi sonradan gelişen durumlar dışında haksız fiil tarihinden itibaren bedensel zarara uğramıştır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zarar haksız fiil tarihi itibariyle doğmuş olup bu andan itibaren mağdur zarar görmeye başlamıştır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre davacı tarafça gelişen durum ispat edilemediği ve eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun' da öngörülen zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazlarının kabulü ile talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/78, K. 2024/13258, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-78-e-2024-13258-k-6a95dc74c7c7