Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7449 E. 2023/12375 K. – Sigorta Tahkim
Konu: Sigorta Tahkim
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7449
- Karar No
- 2023/12375
- Karar Tarihi
- Konu
- Sigorta Tahkim
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/762 E., 2021/760 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/Davalı vekilinin itirazının reddi Davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü-Davanın kabulü Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetice davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili ve davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.03.2019 tarihinde davalıya zorunlu tarfik sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda, davacının yaralandığını, sigorta şirketine yapılan başvuruda eksik ödeme yapıldığını, miktarı belirsiz olan sürekli iş göremezlik zararından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 16.000,00 TL'nin ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 24.06.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 57.176,00 TL'ye yükseltmiş; 05.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 119.274,00 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartının yerine getirilmediğini, davanın zamanşımına uğradığını, 04.08.2020 tarihinde 56.741,00 TL ödeyerek borçtan kurtulduklarını, sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını medikal eksper mütalaasında %8 oran belirlendiğini, çelişki olduğunu, sigortalının kusuru oranında sorumlu olduklarını, davacının müterafik kusurlu olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, davacı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin nispinin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kısmen kabulü ile 41.176,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A.İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun belirsiz alacak davası şeklinde yapılmış olması sebebiyle yapılan ikinci ıslah işleminin dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi ek raporuyla belirlenen tutar üzerinden başvurunun kabulune karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; alınan rapor ile uzman görüşü arasında bulunan çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun yetkili kurumdan alınmadığını, maluliyetin tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na (ATK) gönderilmesi gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, başvuranın müterafık kusuru sebebiyle tazmınattan indirim yapılması gerektiğıini, davacı lehine 1/5 oranında vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuran tarafın başvuru aşamasında 16.000,00 TL olarak belirlediği talep miktarını, daha sonra 57.176,00 TL olarak artırdığı, ardından bilirkişi raporunun tebliği üzerine taleplerini 119. 274,00 TL olarak ıslah ettiği, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından iki kez ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle 41.176,00 TL üzerinden hüküm kurulduğu, davanın fazlaya ilışkin haklar saklı tutulmak suretiyle kısmi dava olarak açıldığı, davacı tarafça eksik harç yatırılmak suretiyle yapılan ilk işlemin ıslah mahiyetinde olduğu, davacının talebini ikinci kez ıslah etmesine yasal olanak bulunmadığı, itiraza konu kararın bu yönüyle usul ve yasaya uygun olduğu, ancak davacının Hakem Heyetince dikkate alınan ıslah dilekçesinde 16.000,00 TL olan ilk talep tutarını 41.176,00 TL ilavesiyle 57.176,00 TL'ye yükselttiği nazara alınması gerekirken, hatalı değerlendirmeyle 41.176,00 TL üzerinden hüküm kurulmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı itirazının kısmen kabulune, davalı ....'nin tüm itirazlarının reddine, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, buna göre; başvurunun kabulüne, 57.176,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ....'den alınarak başvurana verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçinde; itirazında belirttiği sebepleri tekrarla İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusuru kabul etmediklerini, alacağa ticari faiz uygulanması gerektiğini, davanın belirsiz alacak olarak ikame edildiğini, ilk dilekçelerinn bedel artırım olduğunu fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuklarını, ikici verilen dilekçesinin ıslah dilekçesi olduğunu, buna göre karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün maddi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, başvuruda sunulu maluliyet raporunun kararda benimsenmesinde hata edilmemesine, davacının yaralanmasının baş bölgesinden olmadığı gözetildiğinde tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olmasına, hesaplama yönteminin Dairenin içtihatlarına uygun olmasına, itiraz kanun yolunda ileri sürülmeyen sebeblerin kesinleşmesi karşısında, temyiz aşamasında ileri sürülememesine, aracın hususi otomobil olduğu gözetildiğinde, alacağa uygulanan yasal faizin yerinde olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 Sayılı HMK'nın "Belirsiz Alacak Davası" başlığı altındaki 107/1 inci maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” hükmüne, aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda hakim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek 2 haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yasanın 176 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, 2 nci fıkrasında aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, Yasanın 177 nci maddesinde de ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar sözlü ya da yazılı olarak yapılabileceği belirtilmiştir. Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde, harca esas değer 16.000,00 TL olarak gösterilmek suretiyle, davasını 6100 sayılı HMK'nın 107 nci maddesi gereği belirsiz alacak olarak açmış ve belirlenecek maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 24.06.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 57.176,00 TL'ye yükseltmiş, sonra maddi tazminat talebini 05.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de 119.274,00 TL'ye yükseltmiştir. Bu durumda, davacı vekilinin 24.06.2021 tarihli dilekçesi HMK'nın 107/2 nci fıkrası uyarınca belirtilen dilekçesi niteliğinde olup, 05.07.2021 tarihli dilekçenin ise aynı Yasanın 176 ncı maddesi anlamında ıslah dilekçesi olduğu açıktır. Davacı taraf miktar belirleme dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğuna göre ikinci dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunun kabulü gerekir. O halde; İtiraz Hakem Heyetince, davacı vekilinin 05.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi göz önünde tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirilme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Değerlendirme bölümünün (2 ) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin, (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi