Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6943 E. 2025/16246 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6943
Karar No
2025/16246
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/140 E., 2023/1456 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/3 15... /487 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nun ...Hastanesi Vakfı ve ...Faktoring A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu; davalı ...'in imtiyaz sahibi olduğu davalı ...'ın eser sahibi olduğu www....com internet sitesinde 01.07.2020 tarihinde yayınlanan "...ve ...'nun ..." başlıklı köşe yazısında müvekkilleri hakkında kullanılan söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek her bir müvekkili yararına 50.000,00 TL olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminatın 01.07.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber müştereken ve müteselsilen tahsilini, hukuka aykırılığın tespiti ve önlenmesini, düzeltme ve kararın yayınlanmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; patrik seçimlerinin arka perdesini kamuoyu ile paylaşmak amacıyla dava konusu köşe yazısının kaleme alındığını, davacılar hakkında daha önce yapılan haberler ve kulis bilgilerine dayanıldığını, köşe yazısında basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu köşe yazısında davacı ... hakkında kullanılan somut olgu isnadı niteliğindeki söz ve ifadelerle adı geçen davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... yararına 10.000,00 TL manevi tazminatın 01.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... yönünden davanın reddine, saldırı tehlikesinin önlenmesi ve yayın istemlerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yazının bir bütün halinde değerlendirilmesinde siyasal eleştiri yazısı olduğu; ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu, bu durumun demokratik toplumun gereği olduğu, kamu yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sağlamaya yönelik olduğu, doğrudan davacının kişilik haklarına saldırının hedeflenmediği, konu bütünlüğü içerisinde yapılan değerlendirme ve nitelemelerin tamamen yazarın kişisel değer yargısı olduğu, yer yer kullanılan ifadelerin kaba, incitici, sözler olduğu ancak kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin siyasi kimliğinin bulunmamasına rağmen yayının siyasi eleştiri yazısı olarak kabul edilmesinin oluşa uygun olmadığını, yazıda kullanılan sözler ve suç teşkil eden isnatlar nedeniyle eleştiri sınırlarının aşıldığını, müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkili şirketin ticari itibarının zarar gördüğünü, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; www....com internet sitesinde 01.07.2020 tarihinde yayınlanan "...ve ...'nun .... başlıklı köşe yazısı nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve önlenmesi, düzeltme ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davacı ... Faktoring A.Ş. yönünden temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı ...'na ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Manevi tazminat ile ilgili yasal düzenlemeler Türk Medeni Kanunu (TMK) 24. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58. maddesinde yer almaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58. maddesi; “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” Şeklindedir. Basın özgürlüğü ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Basın hürriyeti" başlıklı 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde düzenlenmiştir. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesinde; “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.” hükmü yer almaktadır. Basın özgürlüğü, kişinin dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren olay ve olgular hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamayı amaçlar. Bunun gereği olarak basın; haber toplamak, fikir ve kanaatleri izleyerek bunları çözümlemek, yorumlamak, eleştirmek ve sonuçta kamuoyunu ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermek hakkına sahip ve bununla görevlidir. Eş söyleyişle denetim, uyarma, eleştiri ve gerçekleri açıklama basının doğal görevleridir. Basın özgürlüğü ile bağlantılı kavramlar olarak Anayasa'da düşünce ve kanaat hürriyeti (m.25) düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (m.26) ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Basının kamu görevi yapmasında göz önünde tutulan amaç ile kişilik haklarına verilen zarar arasında açık bir oransızlık varsa, yayının hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir. Objektiflikten ayrılmak, haber sınırını aşmak, genişletici ve yanlış yorumlarda bulunmak, gerçek dışı haber vermek, yersiz şekilde onur kırıcı sözler kullanmak, dürüstlük kurallarına aykırı davranmak, kişisel nedenlerle salt sansasyon için yayın yapmak hukuka aykırıdır. Bu açıklamalardan sonra, denilebilir ki; basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayının haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayının hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi ancak açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan bir yayın bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır Yayınlanmasında kamu yararı bulunan, gerçek ve güncel bir haberin veya eleştirinin, özle biçim arasında denge kurulmak suretiyle verildiği durumlarda manevi tazminat sorumluluğunun temel öğesi olan hukuka aykırılık gerçekleşmeyeceğinden basının sorumluluğu da söz konusu olamaz. Basın objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle olay ve konu ile ilgili olan, görünen, bilinen her şeyi araştırma, inceleme ve olayları o anda belirlenen biçimi ile değerlendirme, yayma ve yayınlama yetki ve sorumluluğuna sahip olmakla birlikte, haberin verilişi sırasında özle biçim arasındaki dengenin bozulmaması gerekir. Haberde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, haberin içeriğine uygun düşmeyen, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı durumlarda, özle biçim arasındaki denge bozulmuş sayılır. Bu da hukuka aykırılığın varlığını kabule imkân sağlar. Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki, basının yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Basının manevi tazminat sorumluluğunun doğması TBK'nın 58 maddesindeki koşulların da gerçekleşmesine bağlıdır. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ile birlikte somut olay incelendiğinde; dava konusu köşe yazısında davacı ... hakkında kullanılan söz ve ifadeler incelendiğinde; değer yargısı olarak kabul edilemeyeceği, somut bir delile dayanılmaksızın davacıya olgu isnadında bulunulduğu, kesin yargı içeren haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeyeceği, hukuka aykırılık unsurunun oluştuğu, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı ... yararına TBK'nın 58 maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... Faktoring A.Ş. yönünden temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ...'na yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ... Faktoring A.Ş'ye yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6943, K. 2025/16246, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-6943-e-2025-16246-k-a7ae59c1eeb8