Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6580 E. 2023/9650 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6580
Karar No
2023/9650
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/274 E.- 2022/468 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya direnilmiş, direnme kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının genişletilmiş nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının askerlik görevini yaptığı Hakkari Yüksekova 1. Hudut Taburu 3. Hudut Bölük Komutanlığında 11.11.2009 tarihinde gündüz nöbeti tutarken silahını elinden düşürdüğünü, ateş alan silahın diğer noktada nöbet tutan Piyade Er ... ...'i 5. derecede maluliyet yaratacak şekilde yaraladığını, davalının eyleminden dolayı müvekkili idarenin yaralanan ... ...'e 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun (2330 sayılı Kanun) gereğince 02.03.2011 tarihinde 20.599,71 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemenin davalıdan rücuen tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.599,71 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayın 11.11.2009 tarihinde saat 17.38 sıralarında nöbet mevziinde meydana geldiğini, müvekkilinin 10.11.2009 tarihinde 12 saat süren nöbetini devredip 5 saat uyuduktan sonra aynı gün saat 12.00'de bir kez daha 6 saat sürecek gündüz nöbeti tutmaya başladığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin son 24 saatinin 18 saatini nöbette geçirmesinin etkili olduğunu, nöbet süreleri ile ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Yönetmeliğinin 636 ncı maddesindeki düzenlemeye uyulmadığını, müvekkilinin olay günü mevzide nöbet tutmakta iken telsiz anonsundan gelen emir ile nöbet yerini terk ederek boya ve badana malzemelerini başka bir yere taşımak zorunda kaldığını, olayda tüm sorumluluğun müvekkilini nöbet yerini terk etmeye zorlayan üstlerine ait olduğunu, müvekkilinin mevziden ayrıldığı sırada tüfeğinin duvara takıldığını ve yere düşerek patladığını, silahın ateş alması sonucu yaralanan ... ...’in olay sırasında bu mevziin içinde bulunduğunu, mevziin dar fiziki koşullarının kazanın meydana gelmesinde etkisinin olduğunu, müvekkilinin kastı ve kusuru olmaksızın meydana gelen bir kaza nedeniyle yaralanan askere ödenen tazminatın müvekkilinden tahsil edilmesinin adalet ve hakkaniyet kuralları ile bağdaşmadığını, müvekkilinin Anayasa’nın 72 nci maddesi gereğince zorunlu askerlik görevini ifa ettiğini, bu hizmeti karşılığında herhangi bir ücret almadığını, Yargıtayın istikrarlı içtihatlarına göre kusurlu olsa bile hakkaniyet ilkesi uyarınca tazminatın tümünden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan güvenliğin sağlanması ile ilgili hizmetlerden kast dışında meydana gelen zararların hizmet kusuru ilkesi uyarınca idarece karşılanması gerektiğini, rücuen tazminat davalarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 50 nci maddesinin hâkimin takdirini ... aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.07.2011 tarihli ve 2011/428 Esas, 2011/452 Karar sayılı kararı ile; davalının anayasal bir görevi herhangi bir ücret almadan yerine getirdiği, dolayısıyla hakkaniyet ilkesi uyarınca tazminatın tümünden sorumlu tutulamayacağı, davalının askerlik ödevini ifa ettiği yerin mevcut koşulları ve askerin psikolojik durumu, olayın meydana geldiği günde davalının 18 saat nöbet tutarak amirlerinin bilgisi dahilinde nöbet yerinden ayrılıp boya ve badana işine yardım ettiği hususları da göz önüne alındığında tazminattan sorumlu tutulmasının hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 26.12.2012 tarihli ve 2012/690 Esas, 2012/20015 Karar sayılı kararıyla "Hakkaniyet, kapsam belirlemede etkin ise de; kusur onun ile birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalının Anayasanın 72. maddesi gereği askerlik ödevi sırasında hizmetin karşılığında ücret almaması ve Anayasal ödevde bulunması, dolayısı ile onun tazminattan sorumlu tutulmaması kusur öğesinin kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Şu durumda davalının olaydaki kusuru belirlendikten sonra tazminat hesabı yapılmalı, mahkemenin ret gerekçesi de indirim nedeni olarak nazara alınmalıdır. Bu nedenlerle eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozulmasını gerektirmiştir” şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Direnme Kararı Mahkemenin 14.05.2013 tarihli ve 2013/169 Esas, 2013/321 Karar sayılı kararı ile davalının bulunduğu kurumda ast üst ilişkisi hiyerarşisine göre ast konumunda olup verilen emirleri yerine getirmek zorunda olduğu, emirleri yerine getirmemesi hâlinde kusurlu sayılacağı, yine TSK İç Hizmetler Yönetmeliği’nin 636 ncı maddesinde nöbetin 4 saati geçemeyeceği belirtilmiş ise de kurumun kendi çıkartmış olduğu yönetmeliklere aykırı olarak yönetmelikte belirlenen süreden fazla nöbet tutturup, yine nöbeti sırasında kurallara aykırı olarak davalıyı amirlerinin bilgisi dâhilinde boya badana işine yardım etmekle görevlendirdikten sonra oluşan zarardan sorumlu tutulmasının hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle ve önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2019 tarihli ve 2017/4-1493 Esas, 2019/386 Karar sayılı ilâmı ile "somut olayda dava dışı askerin yaralanması suretiyle meydana gelen zarardan, haksız fiil faili olan davalının, haksız fiil kurallarınca; davacı idarenin ise 2330 sayılı Kanun gereğince olmak üzere iki değişik nedenle müteselsilen sorumlu oldukları, bu nedenle de 2330 sayılı Kanun gereğince ödemekle yükümlü olduğu tazminatı zarar görene ödeyen davacı idarenin ödediği tazminatın haksız fiil faili olan davalıdan rücuen tazminini isteme hakkına sahip olduğu hususlarında kuşku bulunmamaktadır. Ancak, hâkim rücu kapsamını takdir ederek birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmak durumundadır. Hakkaniyet tazminatın kapsamının belirlenmesinde etkin ise de; kusur onunla birlikte değerlendirilmesi gereken ögelerdendir. Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemece işin esasına girilerek öncelikle davalının haksız fillin gerçekleşmesinde kusuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, kusurunun bulunduğunun anlaşılması hâlinde kusur oranına göre rücunun kapsamının belirlenmesi, davanın reddine gerekçe olarak gösterilen hususların ise hakkaniyet gereğince yapılacak olan indirime esas olarak alınması gerekmektedir. O hâlde, yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, Özel Daire bozma kararında davalının kusurlu olup olmadığının nasıl belirleneceği, gerekli olan araştırmanın nasıl yapılacağı konusunda yeterli açıklamaya yer verilmediği dikkate alınarak, bozma kararında yer alan 'davalının olaydaki kusuru belirlendikten sonra tazminat hesabı yapılmalı, mahkemenin ret gerekçesi de indirim nedeni olarak nazara alınmalıdır.' ifadesinin metinden çıkarılmak suretiyle değişiklik yapılarak yerine 'davalının olay tarihindeki nöbet saatleri araştırılarak Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği’nin 636. maddesindeki düzenlemeye uyulup uyulmadığı belirlenmeli, davalı askere silah ve diğer teçhizatın kullanımı ile ilgili gerekli eğitimlerin verilip verilmediği araştırılmalı, olay ile ilgili ceza dosyası getirtilerek incelenmeli, bu suretle haksız fillin gerçekleşmesinde kusurlu olup olmadığı belirlendikten sonra kusurlu olduğunun tespit edilmesi hâlinde kusur oranına göre rücu edilecek tazminat hesabı yapılmalı, mahkemece davanın reddine gerekçe olarak gösterilen hususlar ise hakkaniyet gereğince yapılacak olan indirim nedeni olarak nazara alınmalıdır.' ifadelerinin eklenmesi gerektiği kabul edilmiştir" gerekçesiyle direnme kararının açıklanan bu genişletilmiş nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı dikkate alınarak ceza mahkemesince verilen kararın dosya kapsamına alındığı, davalı askere silah ve diğer teçhizat kullanımı ile ilgili gerekli eğitimlerin verilip verilmediğinin araştırıldığı, davalının 4 saatten fazla nöbet tutarak amirlerinin bilgisi dahilinde nöbet yerinden ayrılıp boya badana işine yardım ettiği, kurumun yönetmeliklere aykırı olarak belirlenen zaman diliminden fazla nöbet tutturduğu, askerlik hizmeti karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle hakkaniyet ögesi kapsamında dikkate alınması gerektiği, kusurun belirlenmesinin hâkimin takdirine bırakıldığı, tazminatın tümünden askerlik ödevini yapan davalının sorumlu tutulmasının da hakkaniyet ögesi kapsam belirlemede dikkate alındığı, tarafların eşit oranda kusurlu kabul edildiği ve davalının ödenen tazminatın yarısından sorumlu tutulmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.299,85 TL'nin ödeme tarihi olan 02.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının tam kusurlu olduğunu, davanın tümden kabulü gerektiğini davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesini kabul etmediklerini, hükmedilen yargılama giderine eksik hükmedildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulması talebinde bulunmuştur. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bozmada yer alan eksikliklerin yerine getirilmediğini, davalıya yönetmelikte belirlenen sürenin üzerinde nöbet tutturulduğunu, davalıya askeri eğitim verilmediğini, davalının hem boya malzemelerini hem de silahını taşımak zorunda kaldığını, mevziin fiziki koşullarının kazanın meydana gelmesine etkili olduğunu, zorunlu askerlik hizmeti karşılığında ücret ödenmediğini, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, tüm delillerin davanın reddini gerektirdiğini belirterek Mahkeme kararının bozulması talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'dan (2330 sayılı Kanun) kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2330 sayılı Kanun'un 3/b maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 43, 44, 50 ve 51 inci maddeleri, TSK İç Hizmetler Yönetmeliği'nin 636 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44 üncü maddelerinden (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 52 nci maddeleri) kaynaklanan hakkaniyet indirimi ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyecek olması nedeniyle kararın vekalet ücreti bakımından düzeltilerek onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6580, K. 2023/9650, T. 25.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-6580-e-2023-9650-k-43d283648ecb