Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4889 E. 2023/9782 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4889
- Karar No
- 2023/9782
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/103 E., 2022/461 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 06.05.1996 tarihinde İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesinde dünyaya gelen ...'ın hastanede tedavisi devam ederken İzmir Kızılay Derneğinden alınan ve adı geçene verilen bir ünite kanda HIV virüsü tespit edildiğini, AIDS hastalığına yakalanması nedeniyle anne ve babanın...'in hakkının ihlal edildiğine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yaptıkları başvuru sonucunda devlet tarafından hayatı boyunca ücretsiz ve tam kapsamlı tıbbi sigorta sağlanmasına ve tüm sağlık masraflarının hayatı boyunca devlet tarafından karşılanmasına karar verildiğini, söz konusu karar gereğince...'in sağlık hizmet sunucularından kendisine tanınan AİHM statüsüyle sağlık hizmeti aldığını ancak sistem sorgulamasında ilgilinin mezkur hastalığının tedavisine yönelik ilaçlarda katılım payı tahakkuk etmekle birlikte bu hastalık dışındaki tedavisinde verilen ilaçlara yönelik ilaç katılım payı ve muayene katılım payı tahakkuk ettiğini, AİHM'in "tüm sağlık giderleri devlet tarafından karşılanır" kararı karşısında nasıl bir işlem yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığını, davacı kurumun genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin sağlık hizmetlerini 5510 sayılı Kanun ve Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) doğrultusunda karşılamakta olduğunu, adı geçen çocuğun tedavilerinde ise gerekli katılım paylarının alındığını, ayrıca SUT'ta yer almayan sağlık hizmet bedellerinin kurumca karşılanmasına imkan bulunmadığını, AİHM kararında ise tüm sağlık masraflarının hayatı boyunca devlet tarafından karşılanması gerektiğinin belirtildiğini, davalı kurumun devlet adına vatandaşlarının sağlık sigortasını sağlamakla görevli kurum olduğunu, adı geçene HIV virüslü kan verilmesinde Sağlık Bakanlığının kusurlu olduğunu, davalı ... tarafından HIV virüsü taşıyan kanın hastaneye verilmesi ve Sağlık Bakanlığına bağlı hastanenin de gerekli kontrolleri yapmadan çocuğa vermesinin her iki kuruluşun da sorumluluğunu doğurduğunu, Yiğit'in davacı kurumla sözleşmeli, sözleşmesiz sağlık hizmet sunucuları tarafından sağlanan söz konusu hastalığı ile ilgili doğrudan veya dolaylı tedavi giderlerinin davacı kurumca karşılanması, davacı kurum mevzuatı gereği karşılanmaması gereken sağlık hizmetlerine ilişkin giderlerin de davacı kurumca karşılanarak daha sonra olaya sebep olan ilgili kişi ya da kurumlardan tazmin edilmesi için davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek açılan belirsiz alacak davasında 54.681,41 TL'nin sarf tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; AİHM kararının T.C. Devleti aleyhine verildiğini ve mali yönden de devlet tüzel kişiliğinin Maliye Hazinesi tarafından temsil edildiğini, ... açısından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, kan toplama işlevini üstlenen kurumun Kızılay olduğunu, kanı kullanıma sunmadan önce mevzuatta belirtilen tarama testlerini yapmakla yükümlü olduğunu, Kızılay'dan temin edilen kanı hastasına kullanan kurumun serolojik testleri yapılmış bir kan bileşenini tekrar test etme yükümlülüğü bulunmadığını, ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından görevlendirilen müfettişçe düzenlenen inceleme raporuna esas bilirkişi raporunda doktorların bebek Oyal'a Antı-HIV müspet olan kandan üretilen plazma verilerek AIDS bulaştırılmasında kusurları olmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; zamanaşımının dolduğunu, AİHM kararı ile mahkum edilenin T.C. Devleti olduğunu, sağlık giderleri bakımından derneğe rücu edilmesinin mümkün olmadığını, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/1048 Esas 1998/598 Karar sayılı tazminat davası neticesinde tazminat ödemeye mahkum edildiğini, tazminatın yeterli bulunmaması üzerine AİHM'e taşınan davada mahkemenin T.C. Devletini bebek Oyal'ın ömür boyu tedavi giderlerini karşılamaya mahkum ettiğini, tazminat yükümlülüğünü yerine getiren kurumun aradan 15 yıl geçtikten sonra devlet aleyhine hükmedilmiş olan giderlerden sorumlu tutulmasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.12.2014 tarihli ve 2013/267 Esas, 2014/622 Karar sayılı kararıyla; davalı ... aleyhine açılan davanın yargı yolu nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 54.681,41 TL'nin harcama tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 05.03.2019 tarihli ve 2018/5285 Esas, 2019/1185 Karar sayılı ilamıyla; "Eldeki davada; AİHM'in 4864/05 başvurulu numaralı ve 23.06.2010 tarihli kararı gereğince, dava dışı hak sahibinin tüm sağlık giderlerinin devlet tarafından karşılanmasına karar verildiğinden, davacı kurum tarafından dava dışı hak sahibinin tedavisi için yapılan ödemelerin davalılardan rücuen tahsili istenmektedir. Davaya konu uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 ve 62. Maddeleri (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddeleri) uyarınca müteselsil sorumluluk esasına dayanmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca, idari yargıda açılabilecek davalar tam yargı ve iptal davalarıdır. İdari yargı yerinde rücu davası açılamayacağından davanın görülme yeri adli yargıdır (Uyuşmazlık Mahkemesinin 22/10/2008 tarih, 2018/609 esas ve 605 sayılı kararı). Şu durumda, davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gözetilmeden davalı ... hakkındaki davanın yargı yolu bakımından reddine kararı verilmesi doğru görülmemiş; verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Ayrıca; dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, rücu davalarında kural, kişilerin kusurları oranında sorumlu tutulmaları esasıdır. Davacı, davalının kusuru oranında ödediği miktarın tazminini isteyebilir. Talebe uygun, fakat genel kurala aykırı olarak davalıların kusur oranı belirlenmeden, davalı ...'nin zararın tamamından sorumlu tutulması doğru değildir. Şu durumda; davalıların, dava konusu olaydaki kusur durumları belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik tahkikata dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün taraflar yararına bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiş; davalılar vekillerinin karar düzeltme isteğinin Dairemizin 03.02.2020 tarihli ve 2019/1628 Esas, 2020/306 Karar sayılı ilamıyla reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporunda dava dışı ...'a HIV virüsü içeren kan nakli yapılmasında davalı ... Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve sağlık çalışanlarının kusurunun tespit edilemediğinin bildirildiği, davalıların sorumluluğunun kusura dayalı olacağı, davalılara atfı kabil kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zarar görenler tarafından açılan davada verilen ve kesinleşen karar ile davalıların sorumluluğunun açık olduğunu, ortaya çıkan ve yapılması gereken tedavi giderlerinden davalıların sorumlu olduğunu, bahse konu tedavi giderlerinin karşılanması hususunda Kurum mevzuatı gereği imkan bulunmadığı hususunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı kişiye HIV virüsü içeren kan nakli yapılmasından dolayı AİHM başvurusu neticesinde ömür boyu sigortalı sayılması, tüm sağlık masraflarının ve tedavi giderlerinin karşılanmasına yönelik hüküm kapsamında davacı kurum mevzuatı gereği karşılanmaması gereken sağlık hizmetlerine ilişkin giderlerin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.