Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4439 E. 2023/8020 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4439
- Karar No
- 2023/8020
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/328 E., 2020/328 K. SAYISI : KIT/2020-262 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Reddine/İtirazın Kabulü İle Başvurunun Kabulüne SAYISI : K-2017/10754 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sevk ve idaresindeki araç ile plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 23.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile toplam talebini 98.690,01 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; plakası tespit edilemeyen aracın kazaya kusuru ile sebebiyet verdiğinin somut delillerle ispatlanamadığını, trafik kazasına plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiğine ilişkin tek delilin başvuru sahibinin iddia ve beyanları olduğunu, maluliyet ve kusuru kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının meydana gelen kazada yaralanmasına rağmen kolluk güçlerine başvurmadığı, tutanak tutturmadığı, daha sonra verdiği ifadede zarar verenden şikayetçi olmadığı ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün yakalanmasını engellediği, böylece davalı ... Hesabının ödediği tazminatı rücu etmesini engellediği gerekçesi ile başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; müvekkilinin yaşamış olduğu kazanın şoku nedeniyle bedensel zarara uğradığını anlayamadığını, kaza anında yaralandığını hissedememesi nedeniyle kazaya sebebiyet veren araç hakkında bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, müvekkilinin, şikayetçi olmamasının haksız fiili hukuka uygun hale getirmeyeceğini, müvekkilinin 25.12.2015 tarihli ifadesinde sürücüden şikayetçi olmadığını beyan etmişse de tazminat hakkından vazgeçmediğini, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararın ... tarafından tazmin edilmesinin gerekli olup aksinin karşı tarafça ispat edilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İtiraz Hakem Heyetinin 04.07.2017 tarihli 2017/İHK-2364 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2020 tarih 2018/190 Esas 2020/102 Karar sayılı kararı ile; davacının dava konusu kazadan yaklaşık bir yıl sonra davalı ... Hesabına başvurarak kazayı bildirdiği, hazırlık soruşturmasında şikayetçi olmadığını belirtmiş ise de tazminata ilişkin haklarından vazgeçtiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı, Güvence Hesabına başvuru için hazırlık soruşturmasında şikayetçi olunmasının gerekmediği, davacının iddiası ile örtüşmeyen veya davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu gösteren başka bir emare bulunmadığı, davalı tarafından kazaya karışan aracın sürücüsü veya işleteninin tespiti halinde rucü hakkının zamanaşımı süresince kullanılmasının mümkün bulunduğu, yine davacının bu anlamda rucü hakkının kullanılmasının engellendiğinden bahsedilemeyeceği göz önünde tutulduğunda davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile davacının delillerinin toplanmamış olması nedeniyle İtiraz Hakem Heyetinin 04.07.2017 tarih 2017/İHK-2364 K sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstinaf Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğunun kabul edildiği, davacının sunduğu raporda maluliyet oranının % 10 olarak tespit edildiği ve bu raporun karara esas alındığı; TRH 2010 Yaşam Tablosu tekniğiyle tazminatın hesaplandığı aktüer raporunun benimsendiği gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile 98.690,01 TL tazminatın 22.11.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta kurumundan tahsil edilerek başvurana ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; plakası tespit edilemeyen aracın kazaya kusuru ile sebebiyet verdiğinin somut delillerle ispatlanamadığını, somut olayda kaza tespit tutanağının bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiğine ilişkin tek delilin başvuru sahibinin iddia ve beyanları olduğunu, kusur raporu alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre düzenlendiğinin anlaşılamadığını, geçici iş göremezlikten doğan zarardan sorumluluklarının bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin ancak başvuru tarihi olabileceğini vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı 24.12.2015 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü ve 30 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14 üncü maddesi (2) numaralı fıkrasının (a) bendine göre “sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar” için Güvence Hesabına başvurulabilir. Dosyanın incelenmesinde, davacının 34 BZ 1638 plakalı aracın sürücüsü olup davacı sürücünün polis merkezi amirliğinde verdiği ifadesinde özetle; 24.12.2015 saat 12.00 sıralarında Artvin yolu üzerinde Paluri Hotel önüne geldiğinde aracının arkasından bir başka aracın vurduğunu, çarpmanın etkisi ile başından yaralandığını, çarpan araç sürücüsünün yanına gelerek bir şeyi olup olmadığını sorduğunu, kendini iyi hissettiğini söylediğini, sürücü ile aracın maddi hasarını konuştuklarını, daha sonra araçlarına binerek olay yerinden ayrıldıklarını, aynı gün saat 17.00 sıralarında baş dönmesi nedeniyle Hopa Devlet hastanesine gittiğini, çarpan araç sürücüsünün plakasını ve telefonunu almadığını, şahıstan şikayetçi olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14 üncü maddesi (2) numaralı fıkrasının (a) bendine göre “sigortalının tespit edilememesi durumunda" davanın ... aleyhine açılabileceği düzenlemesinin bulunduğu, dosyada mevcut diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde kazaya karışan araç sürücüsünün ve plakasının tespit edilebildiği ve davacı ile aralarında araçta oluşan hasar durumuna ilişkin sözlü anlaşmaya varıldığı, davacı tarafça dava dışı araç sürücüsünün bilgileri ve araç plakasının alınmadığı, bu hali ile tarafların olay yerinden ayrıldıkları hususu davacının beyanı ile sabit olup bu husus tartışmasızdır. Şu durumda; yukarıda izah olunan yasal düzenleme ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davalı ...'nın sorumluluğunun “sigortalının tespit edilememesi durumunda" söz konusu olduğu, dava konusu edilen olayda ise bu halin gerçekleşmediği, bu nedenle davalı ...'na husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve ... kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın saklama kararını veren mahkemeye gönderilmesine, 15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.