Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/442 E. 2025/16006 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/442
- Karar No
- 2025/16006
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/568 E., 2022/2761 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/84 E., 2020/441 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ailesinin çocuklarını zor şartlarda okuttuklarını ve lise bitince de müvekkilinin ... Üniversitesi'ni kazandığını, hiçbir cemaat ya da grubun içerisinde yer almadığını, ancak adına kayıtlı olduğu iddia edilen hatta Bylock olduğu iddiası ile 2017 Haziran ayında tutuklandığını, müvekkilinin ısrarla böyle bir hattının olmadığını savunduğunu, bununla alakalı olarak Seydişehir Cumhuriyet Savcılığı'na müvekkilinin kimlik bilgilerini kullanarak hat açanlar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak Savcılığın yetkisizlikle dosyayı ...'ye gönderdiğini ve 2019/3321 Esas sayılı iddianame hazırlandığını ve ... 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/545 Esas sayısı ile kamu davası açıldığını, sanık ön ödeme ihtarına uyduğu için düşme kararı verildiğini, tüm bu hususlara davalıların işlemlerinin sebebiyet verdiğini, müvekkili hakkında açıldığı iddia edilen ve Bylock olan hattın davalılardan ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'ye ait ait olduğunu, hattın açılması işlemini yapanın da diğer davalı ... olduğunu, dolayısıyla davalıların yapmış olduğu hatadan dolayı müvekkilinin üniversite öğrencisi iken tutuklandığını ve 82 gün cezaevinde tutuklu kaldığını, bu tutuklanma nedeniyle öğrenim gördüğü bölümle ilgili stajını yapamadığını ve ayrıca müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin haksız yere tutuklu kalma, soruşturma geçirme nedeniyle maddi kaybı bulunduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın müvekkilinin haksız şekilde gözaltına alındığı tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazı uyarınca davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde belirtilen ve davacının zarar gördüğünü iddia ettiği eylemleri gerçekleştirenin müvekkili şirket olmadığını, bayilerin veya üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylemlerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulması ve müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirketin hukuka aykırı ve kusurlu bir eylemi olmadığını, sahte evrakla hat açıldığının tespitinin özel ve teknik bilgiyi gerektirmekte olduğunu, müvekkili şirketin buna dayalı olarak sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, davacı adına suça konu hatta Bylock yüklenerek kullanılması eyleminde müvekkili şirketin bir dahli bulunmadığından bu kapsamda da müvekkili şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, huzurdaki davada tazminat talebinde bulunulması için gereken şartların oluşmadığını ve talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 7. bölümünde "koruma tedbirleri nedeni ile tazminat" konusunun düzenlendiği, anılan yasanın ilgili bölümünde yer alan 141/1-e bendinde ''Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen'' kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebileceğinin öngörüldüğü, husumetin CMK'nın 141. maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde Devlete yöneltilmesi gerektiği, davacı hakkında verilen takipsizlik kararında da bu hususun davacıya ihtar edildiği gerekçesiyle davanın her iki davalı yönünden de pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın başından sonuna müvekkilinin haksız tutukluluğundan ve de hapis yattığından dolayı tazminat istemediklerini, bununla alakalı olarak Devletten tazminat aldıklarını, müvekkilinin isminin ve T.C. kimlik numarasının kullanılarak sahte hat açıldığını, sahte hat açanların davalılar olduğunu, sahte hatla bylocka girildiğini ve bundan dolayı müvekkilinin tutuklandığını, hapis yattığını, olayın anlaşılması üzerine davacının serbest bırakıldığını, davanın nedeninin sahte hat açılımı olduğunu, müvekkilinin cezaevinde yattığı için tazminat davası açılmadığını, sahte hat nedeniyle müvekkilinin tutuklanması, cezaevinde yatması sahte hat açılımının ağırlaştırıcı nedeni olduğunu bu nedenle tazminat miktarının yüksek olması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı adına bilgisi ve rızası dışında telefon hattı açılması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı ...'a ait ... bayisinde davacının kimlik bilgilerinin kullanılarak davacı adına 15.12.2014 tarihli ... abonelik sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme ile açılan telefon hattında Bylock tespit edilmesi nedeniyle davacının 16.06.2017- 05.09.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/10035 sayılı dosyasıyla yapılan soruşturmada hattın davacı tarafından kullanılmadığının tespit edildiği, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 19.02.2018 Uzmanlık Raporunda; "... adına kayıtlı telefon hattı için düzenlenmiş 15.12.2014 tarihli ... abonelik sözleşmesindeki “...” adına atılı imzalar ile ... isimli şahsın mevcut mukayese imzaları, Belge İnceleme Laboratuvarında doküman inceleme cihazları ve diğer optik aletler yardımıyla karşılıklı olarak incelenmiş ve neticede; inceleme konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... isimli şahsın elinden çıkmış olduğunu gösterir nitelikte ve yeterlilikte ortak kaligrafik ve grafolojik bulgular tespit edilememiştir." tespitinin yapıldığı, 28.11.2018 tarihinde davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu bakımından delil yetersizliği nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusunun, davacı adına sahte evrakla abonelik sözleşmesi düzenlenerek telefon hattı açılması eylemi neticesinde davacının tutuklu kalması ve soruşturma geçirmesi nedeniyle kişilik hakkına saldırıda bulunulduğu gözetilerek TMK 25. ve TBK’nın 49. maddeleri değerlendirilmek suretiyle işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.