Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4229 E. 2024/10534 K. – Maddi Tazminat
Konu: Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4229
- Karar No
- 2024/10534
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1281 E., 2022/1720 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red/ Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/540 Esas 2021/441 Karar Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.11.2017 tarihinde davacının yolcusu olduğu aracın, kırmızı ışık ihlali yapan Zorunlu Trafik Sigortası olmayan araç ile çarpışması ile meydana gelen kazada davacının yaralanarak malul kaldığını iddia ederek 100,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, taleplerini bedel artırım dilekçesi ile 330.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kendilerine usulüne uygun bir başvuru yapılmadığı, geçerli sağlık raporu sunulmadığı, kusur ve maluliyet oranının usulünce tespiti gerektiği, sorumluluklarının işletenin kusuru, poliçe limiti ve kapsamı ile sınırlı olduğu, geçici iş görmezlik zararının sorumluluk kapmasında olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin belirlenen tazminattan mahsubunun gerektiği, müvekkilinden dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile trafik kazasının meydana gelmesinde dava dışı karşı araç sürücüsü ...'nın asli kusurlu olduğu, araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının kusuru bulunmadığı, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda %40,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybı olduğu ve geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, tazminat bilirkişi tarafından Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 esas, 2020/40 karar sayılı iptal kararı göz önüne alınarak PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre davacının toplam iş göremezlik zararının 348.226,92 TL olduğunun hesaplandığı, sigorta teminat limiti 330.000,00 TL olduğundan, davacının da bu miktar ıslah dilekçesi verdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 330.000,00 TL iş göremezlik tazminatının 31.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili Güvence Hesabına davadan önce usulüne uygun bir başvuru yapılmadığı, sunulan raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmekle uygun olarak Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen hastaneden alınması gerektiği, yine yargılama sırasında aynı yönetmeliğe uygun olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmadan ve dosyaya sunulan raporla arasındaki çelişkiler giderilmeden eksik inceleme ile hüküm verildiği, müvekkilinin geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığı, maluliyet tazminatı hesabında TRH-2010 Yaşam Tablosunun kullanılması ve % 1,8 tekniz faiz oranının dikkate alınması gerektiği, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden önceki bir tarihe göre faiz uygulanmasının doğru olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin tazminattan mahsubu gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru şartının sağlandığı, kullanılan hesap yönteminde hata olmadığı, davalının maluliyet raporuna ve bu rapora göre yapılan hesap bilirkişi raporuna yargılama aşamasında itiraz etmediği dikkate alındığında itirazların bu aşamada ileri sürülemeyeceği, temerrüt tarihinde hata olmadığı gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi olmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 88, 89, 90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesaplama yönteminde hata olmamasına, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılmadığının anlaşılmasına, bordrolara göre esas alınan gelir durumunda hata olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 28.11.2017 tarihinde meydana gelmiştir. Bu durumda davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek dosya içerisinde Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.08.2020 tarihli maluliyet raporunda davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı %28 olarak tespit edilmiştir. Aynı hastanenin 24.04.2019 tarihli raporunda ise davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetme hükümlerine göre %40 oranında maluliyetinin oluştuğu belirlenmiştir. Mahkemece kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuat hükümlerinin esas alındığı maluliyet raporuna itibar edilmiştir. Olay tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlenen 20.08.2020 tarihli Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine karın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2024 tarihinde Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY HMK'nın 281. maddesi "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir." hükmünü haizdir. Dosya kapsamından, davacı tarafça sunulan maluliyet raporunda davacının maluliyet oranının % 40,2 olduğu, yargılama sırasında alınan raporda ise % 28 olarak tespit edildiği, hesap raporunda % 40,2 oranının hesaplamaya esas alındığı, hesap raporunun davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilince iki haftalık yasal süre içerisinde rapora itiraz edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı vekilince yargılama aşamasında kendisine tebliğ edilen rapora ve bu doğrultuda % 40,2 oranındaki maluliyete itiraz edilmediğinden kararın doğru olduğunu düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.