Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3713 E. 2023/6803 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3713
Karar No
2023/6803
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/482 Değişik İş - 2022/482 Karar SAYISI : KIT/2022/350 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü SAYISI : K-2019/59136

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (...) ile sigortalı olan aracın 04.04.2018 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 100,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 206.520 TL’ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartının yerine getirilmediğini, sigortalı aracın sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre yeniden maluliyet oranının hesaplanması gerektiğini, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin poliçe kapsamı dışında olduğunu, tazminatta müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödeme olması halinde bu ödemenin tazminattan indirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. ... KARARI ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının %12 oranında sürekli malul olduğunun anlaşıldığı, konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporuna göre sigortalı araç sürücünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlendiği, davacı polis memuru olduğundan geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmadığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 206.470,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 04.10.2019 tarihli ve 2019/İHK-11368 Karar sayılı kararıyla; zararın belirlenmesi için yeterli belgeler ile davalıya başvurulduğu, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olduğu, davacının müterafik kusurlu olduğunun ve SGK tarafından yapılan ödemenin ispatlanamadığı, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinde isabetsizlik olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 25.10.2021 tarihli, 2021/5970 Esas ve 2021/7428 Karar sayılı kararı ile; "...Eldeki dosyada; kaza sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 18/01/2019 tarihli maluliyet raporunda, hangi yönetmelik hükümleri gözetilerek raporun hazırlandığına ilişkin açıklamaya yer verilmemiştir. Bu hali ile rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. O halde İtiraz Hakem Heyetince; davacının kaza tarihi ve sonrasındaki tüm tedavi evrakları da eklenerek davacıya ait İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen maluliyet raporu da irdelenmek suretiyle, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, ATK 3. İhtisas Kurulundan ya da Üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından rapor alınıp sonucuna göre temyiz eden davalı lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacının polis memuru olduğu, başvuru sırasında hesaplamaya esas olması yönünde bir kısım maaş bordrolarının sunulduğu, karara esas alınan 10/07/2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan maaş bordroları esas alınarak dönemsel TÜFE artış oranları gözetilerek davacının aktif dönem zararının hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ancak hesap tarihine kadar davacının elde ettiği gelir tespit edilebilir bir husustur. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının olay tarihinden sonraki tüm maaş bordrolarının sunulması yönünde davacı vekiline süre verilmesi, bilinen aktif dönem tazminat hesabının maaş bordroları esas alınarak hesaplanması, bilinmeyen aktif dönemde ise davacının elde ettiği gelirin asgari ücrete oranı bulunup bu oran esas alınarak bilinmeyen aktif dönem hesabının yapılması hususlarında bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. Somut olayda, ... Uyuşmazlık Hakem Heyetince; 206.470,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 18.338,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş; davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazı İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 13. fıkrasına "(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi ve davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan maluliyet raporuna göre davacının %14 oranında sürekli maluliyeti olduğu, davacının maaş bordroları üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının zararının ilk kararda hükmedilenden daha yüksek hesaplandığı, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar nedeniyle davalı aleyhine daha yüksek tazminata hükmedilemeyeceği gerekçeleriyle başvurunun kısmen kabulüne, 206.470 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 50 TL geçici iş göremezlik tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada mevcut maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunda davacının maluliyetinin yüksek hesaplandığını ve raporun yönetmeliğe aykırı olduğunu, davacının zararının belirlenmesine yönelik hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek ... kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından ... ile teminat altına alınan araç ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir.

Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”

Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk derece mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. İlk derece mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.

Davacı tarafından başvuru sırasında sunulan ve İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 18.01.2019 tarihli maluliyet raporunda davacının %12 oranında sürekli maluliyeti olduğu belirlenmiş ve Dairenin bozma ilamından önce Hakem Heyetlerince de bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin yukarıda anılan bozma ilamı ile olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde maluliyet raporu alınması gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine ise usulüne uygun şekilde düzenlenen maluliyet raporunda bu kez davacının %14 oranında sürekli maluliyeti olduğu belirlenmiştir. İtiraz Hakem Heyetince de bozma ilamına uyularak davacının %14 oranında sürekli maluliyeti olduğu kabul edilerek zarar hesaplanmıştır. Ancak Uyuşmazlık ve İtiraz Hakem Heyetlerince verilen ilk kararlar davacı vekili tarafından temyiz edilmediğinden davacının %12 oranında maluliyeti olduğu davacı yönünden kesinleşmiş ve bu yönde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. İtiraz Hakem Heyetince davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde davacının %14 maluliyet oranına göre davacının zararının belirlenmesi yerinde değildir.

Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle ilk kararı temyiz etmeyen davacı aleyhine kesinleşen %12 maluliyet oranı esas alınarak davacının zararının belirlenmesi yönünde daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklara aykırı şekilde davacının %14 maluliyeti üzerinden başvurunun kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ... kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,22.05.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3713, K. 2023/6803, T. 22.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-3713-e-2023-6803-k-9ab942f58b70