Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3565 E. 2023/7815 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3565
Karar No
2023/7815
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/279-2021/278 SAYISI : 2021/İHK-10545 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü/ İtirazın Reddi SAYISI : K-2021/6828 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.11.2017 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalı nezdinde ... poliçesi olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; artırım dilekçesi ile talebini 69.924,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın KTK’nun 111 inci maddesinde belirtilen 2 yıllık hak düşürücü süre sona erdikten sonra açıldığını, davalının tahkimden önce davacıya 03.09.2018 tarihinde 26.496,54 TL ödeme yaptığını, davacının ibranamede tüm maddi tazminat haklarından feragat ettiğini, davalının bakiye tazminat sorumluluğu kalmadığını, SGK tarafından davacıya rücuya tabi bir ödeme yapıldı ise araştırılarak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, kazanın trafik iş kazası olduğunu, başvuruya eklenen maluliyet raporunu kabul etmediklerini, tarafların kusur oranlarının uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının sunduğu EFT/Havale Ödeme Talimatı ve İbraname başlıklı matbu evrakta banka hesap numarası, adı soyadı hanelerinin doldurulup imzalanmış olduğu, tarih ve ödenecek tutarın yazılı olmadığı bu nedenle ibraname özelliği taşımadığı, davacının davalının 03.09.2018 tarihli kısmi ödemesinden sonra ek tazminat için davalı aleyhine iki kez tahkim başvurusunda bulunduğu, iki tahkim dosyasında da davacının sunduğu maluliyet raporlarının geçerli ve yeterli olmadığı gerekçesiyle dava şartı noksanlığından başvurunun usulden reddine karar verildiği, son olarak davacının üçüncü kez eldeki tahkim başvurusunu yaptığı, aynı uyuşmazlık için iki kez açılan ve usulden ret edilen davalar nedeniyle sürelerin duracağı, ayrıca 7226 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır.” hükmünün bulunduğu, buna göre sürelerin 13 Mart'tan 30 Nisan'a kadar durduğu, daha sonra 15 Haziran'a kadar durma sürelerinin uzatıldığı, eldeki tahkim başvurusunun yapıldığı 11.09.2020 tarihi itibariyle KTK'nun 111 inci maddesinde belirtilen iki yıllık sürenin dolmadığı, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davacının dosyaya sunduğu rapordaki % 20 maluliyet oranı üzerinden aktüer bilirkişi raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile 69.924,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 07.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davanın KTK’nun 111 inci maddesinde belirtilen 2 yıllık hak düşürücü süre sona erdikten sonra açıldığını, davalının tahkimden önce davacıya 03.09.2018 tarihinde 26.496,54 TL ödeme yaptığını, davacının ibranamede tüm maddi tazminat haklarından feragat ettiğini, davalının bakiye tazminat sorumluluğu kalmadığını, davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunun hatalı olduğunu, bu raporda davalının yaptığı ödemeye ilişkin maluliyetten farklı bir zarar tespiti bulunmadığını, başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, kusur raporu alınması gerektiğini, ceza dosyasındaki kusur raporuna ve kaza tutanağına göre kusur oranınının belirlenmesinin hatalı olduğunu, SGK tarafından davacıya rücuya tabi bir ödeme yapıldı ise bunun araştırılması gerektiğini, ödeme yapıldıysa tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, kazanın trafik iş kazası olduğunu, davacının kolluk ifadesinde; pazarda sebze sattığını, eve dönerken kazanın meydana geldiğini beyan ettiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ceza yargılaması sırasında şikayetten vazgeçme veya uzlaşma varsa davacının bunlara ilişkin belgeleri dosyaya sunması gerektiğini, faizin tahkime başvuru tarihi itibariyle işletilmesi gerektiğini, davalının temerrüde düşmediğini, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamaların ve ceza davası sırasında alınan kusur raporundaki kabulün isabetli olduğu, davaya konu kazanın iş kazası niteliğinde olmadığı, ... tarafından davacı lehine AAÜT'ye göre tam nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ... kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 111 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; tahkim başvurusunun KTK'nun 111 inci maddesinde belirtilen iki yıllık süre içerisinde yapılmış olduğu, davalının kısmi ödemesinin yetersiz olduğu, davalının bakiye tazminattan sorumlu olduğu, ceza davası sırasında alınan 10.04.2019 tarihli kusur raporuna göre kusur dağılımının tespit edildiği, kusur raporu ile kaza tespit tutanağının uyumlu olduğu, kazanın iş kazası niteliğinde olmadığı, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığının kaza tespit tutanağında belirlenmediği, davacının emniyet kemeri takmaması halinde yaralanmasının arttığına ilişkin dosyada somut bilgi ve belge olmadığı, bu nedenle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı, ceza davasında sigortalı karşı araç sürücüsünün mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, uzlaşmanın bulunmadığı, faiz başlangıç tarihinin doğru olarak tespit edildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, kaza sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 27.04.2020 tarihli raporunun Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. 12.11.2017 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir. İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden davacının güncel muayenesi yapılarak olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3565, K. 2023/7815, T. 12.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-3565-e-2023-7815-k-67a279a6adaf