Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3032 E. 2024/8346 K. – Trafik Kazasında

Konu: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3032
Karar No
2024/8346
Karar Tarihi
Konu
Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1979 Esas 2022/1810 Karar ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVA TARİHİ : 12.02.2015 HÜKÜM/KARAR : Asıl ve birleşen davanın kabulüne, İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2021/248 Esas 2022/346 Karar Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılmıştır. Yerel mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.05.2014 tarihinde davacı yayaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın çarpması neticesi davacının yaralandığını ve malul kaldığını, iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 126.739,34 TL' ye ıslah etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davada davacının maluliyeti nedeniyle uğradığı zararın hesaplandığını, asıl davada talep edilen kısmı aşan 138.117,24 TL' nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile açtığı bu belirsiz alacak davası ile ilk dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya sebebiyet veren aracın plakasının ve varlığının tespit edilmesi halinde davalı kurumun sorumluluğu doğacağını, kazanın davacının iddia ettiği şekilde oluştuğunun ispat edilmesi gerektiğini, davalı kurum yönünden yetkili mahkemelerin İstanbul mahkemeleri olduğunu, kazaya karıştığı iddia edilen plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ve davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlarının bulunup bulunmadığı, kusur oranlarıyla birlikte Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenecek kusura ilişkin bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet oranın da ATK raporu ile belirlenmesi gerektiğini, davacı kurum aleyhine kaza tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2020 tarih, 2015/80 - 2020/510 Esas ve Karar sayılı kararıyla; "24.05.2014 tarihli olay yeri görgü tespit ve araştırma tutanağında; şahısla yapılan şifahi görüşmede kendisinin olay yerinde yürüdüğü esnada plakasını bilmediği beyaz ford marka araçtan iki kişinin inip kendisini darp ettiklerini,daha sonra şahısların araca binerek aracı kendi üzerine sürerek ayaklarının üzerinden geçtiklerini beyan ettiğini,olayı gören bilenin olmadığı,olay yerinde iz ve emarenin bulunmadığı,olay yerini gösterir kamera kayıt cihazının da bulunmadığına ilişkin tutanak düzenlendiği,davacının 09/06/2014 tarihli polis merkezi amirliğinde verdiği ifadesinde ise;olay yerinde yaya olarak giderken aracın kendisine çarptığını,çarpma neticesinde kendisi yere düşünce, araçtan iki kişinin inerek kendisini kollarından tutarak yol kenarına bıraktıklarını,kendisini darp eden kimsenin olmadığını beyan ettiği, dava dilekçesinde de bu şekilde anlatıldığı,yargılama aşamasında alınan trafik bilirkişisi raporları,atk raporu ve aktüer raporunun tamamen davacı beyanına göre oluşturulduğu,bilirkişilerin de bu durumu raporlarında belirttikleri,ispat yükü davacıda olup yukarıda da belirtildiği üzere davacının beyanları arasında dahi çelişki oluştuğu, başka hiçbir delil olmaması hususları bütün olarak değerlendirilerek çelişki dolayısıyla salt davacının beyanlarına göre davanın ispatlandığına ilişkin mahkememizde kanaat oluşmadığından..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 3.Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarih, 2020/623 Esas, 2021/281 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun "...Yapılan bu açıklamalar ışığında; gerekirse davacının uyuşmazlık konusu hususlar hakkında isticvap edilerek beyanı alınmak suretiyle 24.05.2014 tarihinde düzenlenen adli rapordaki fizik muayene bulguları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, olayın meydana geliş şekli ve yeri göz önünde tutularak, davacıda oluşan yaralanmanın, araç çarpması sonucu gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususlarının davacının beyanları ile karşılaştırılmak suretiyle doktor bilirkişi ve trafik bilirkişisi tarafından değerlendirilerek kazanın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumları konusu ayrıntılı, denetime elverişli şekilde aydınlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. gerekçesi ile kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararındaki hususlar doğrultusunda işlem yapılarak asıl davanın kabulüne, 126.739,34 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 138.117,24 TL tazminatın ilk dava tarihi olan 12.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması neticesinde yaralandığını ispatlayacak bir delilin dosyaya sunulmadığını, kazanın gerçekliğine ve anlatılan şekilde olduğuna dair davacının beyanı dışında herhangi bir delil de bulunmadığını, bölge adliye mahkemesinin ilamında belirtildiği gibi ayrıntılı ve denetime elverişli şekilde inceleme yapılmadığını, davacının savcılıktaki beyanlarına dayanarak kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının davasını ispat edemediğini, araca tam kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, kazaya karışan aracın türü ve özelliklerinin belirlenmesine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, yargılama kapsamında müterafik kusur sebeplerinin tartışılması ve hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat dışı olduğunu, temerrüt tarihinin hatalı olarak belirlendiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Öte yandan dosya kapsamından alınan kusur raporlarıyla faili meçhul sürücü tam kusurlu olarak kabul edilmiş ise de bu kapsamda kusur oranının tayinine yönelik olarak bir delil bulunmadığından işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun toplanan tüm delillere rağmen kesin olarak tespit edilemediği durumda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığından zararın yarı yarıya paylaştırılması gerekirken..." faili meçhul araç sürücüsüne tam kusur verilerek tazminatın bu doğrultuda hesaplanması usul ve esas bakımından hukuka aykırı olup, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerindedir. Keza, asıl dosya bakımından temerrüt dava tarihi itibariyle, ek dava bakımından anlaşamama tutanağının düzenlendiği 18/03/2022 tarihi itibariyle gerçekleştiği halde, hükmolunan tüm tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve esas bakımından hukuka aykırıdır. " gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden davanın kabulüne, 126.739,34 TL maddi tazminatın 12.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, 13.116,09 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 18.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bölge adliye mahkemesinin tehlikeler eşit varsayıldığından zararın yarı yarıya paylaştırılması gerekir şeklindeki içtihatlara dayanarak davacıya da %50 kusur atfedilmesi gerektiği belirtilerek hesaplanan tazminatın yarı oranında düşürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirtilen içtihadın dava konusu talep ile ilgisi bulunmadığını, yapılan kusur incelemelerinde araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunun tespit edildiğini, birleşen davada kabul edilen miktara asıl dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinde de hata bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazasında yayanın sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi . KARŞI OY Dosya kapsamından, davacının plakası tespit edilemeyen bir aracın kendisine çarptığını, iki kişinin kollarından tutarak kendisini kenara çektiğini ve ardından kaçtıklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır. 12.04.2019 tarihli bilirkişi raporu, 28.11.2019 tarihli ATK raporu, 16.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının beyanına göre plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. İsticvap yoluyla beyanı alınan davacının belirttiği şekilde kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğu kabul edildiğine göre, kazanın oluş şeklinin de davacının beyan ettiği şekilde kabul edilmesi ve kusur indirimi yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3032, K. 2024/8346, T. 30.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-3032-e-2024-8346-k-a40da921b186