Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2817 E. 2024/4671 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2817
- Karar No
- 2024/4671
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/157 E., 2022/610 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete kasko sigortalı aracın müvekkili davacı tarafından aracı satın almak istediğini beyan eden (meçhul) isminin ... olduğunu söyleyen kişiyle birlikte kontrol (test) edilmesi için kendisine teslim edilen ve tamirhane işleten diğer davalı tarafından deneme sürüşü sırasında araç anahtarının meçhul kişiye teslim edilmesi sonucunda çalındığını, davalıların zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 7.000,00 TL'nin yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare ıslah dilekçesi vererek davalı ... hakkındaki tazminat taleplerini 15.000,00 TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, müvekkili şirketin adresinin dava dilekçesinde Beyoğlu İstanbul olduğunu, bu nedenle dosyanın Beyoğlu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesinin gerektiğini, davacının talebinin teminat dışında kaldığını, aracın hırsızlık nedeniyle değil emniyeti suistimal yolu ile çalındığını, dosyadaki tutanaklardan ve ifadelerden de anlaşılacağı üzere söz konusu aracın ... isimli şahsa sigortalının ve diğer davalının rızası ile teslim edildiğini, söz konusu suçun emniyeti suistimal - dolandırıcılık olduğunu ve poliçede emniyeti suistimal ve dolandırıcılık için teminat verilmediğini, bu nedenle de davacı tarafın davasının esastan reddinin gerektiğini, davacı tarafın hasar talebinin genel şartlarda belirtilen teminatlar kapsamına girmediğini, davacı tarafın aracının tamirat için bırakılmadığını, sadece aracını satmak isteği için diğer davalıya kontrol amaçlı götürdüğünü, olayın tamirhanede gerçekleşmediğini, tamirhane dışında gerçekleştiğini, aracın tamir işlemi de olmadığından davacı tarafın belirtilen kloza dayanak dava açamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR Mahkemenin 04.04.2013 tarih ve 2008/407 Esas, 2013/72 Karar sayılı kararı ile davacının ve davalı ...'nın olaydaki fiilleri ve davranışları birlikte değerlendirildiğinde kusurlarının eşit oranda olduğu, aracın değerinin 15.000,00 TL olduğu, %50 kusura isabet eden 7.500,00 TL'den davalı ...'ın sorumlu olması gerektiği anlaşılmakla davacının davalı ... şirketine yönelik davanın reddine, diğer davalıya yönelik davasının kısmen kabulü ile 7.500,00 TL'nin olayın meydana geldiği 23.08.2008 itibaren işleyecek yasal (talep nazara alınarak) faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı davacı vekili, davalı ... vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 16.12.2013 tarih ve 2013/16250 Esas -2013/17663 Karar sayılı ilamı ile "...Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1-)Davacı vekili davalı şirkete kasko sigortalı aracı müvekkilinden (sigorta ettiren) satın almak istediğini beyan eden (meçhul) kişiyle birlikte davacının aracın kontrol (test) edilmesi için davalı ...'ya ait tamirhaneye gittiklerini, araç anahtarının burada davacı tarafından davalı ...'a teslim edildiğini, davacının işyerinde kaldığını, davalı ... ile meçhul kişinin birlikte deneme sürüşüne çıktıklarını ve sonrasında araç anahtarının davalı ... tarafından meçhul kişiye teslim edilmesi nedeniyle aracın meçhul kişi tarafından çalındığını ileri sürerek dava açmış olup, davalı ... şirketi vekili, rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığını, diğer davalı ise olayda kusur ve sorumluluğu bulunmadığından davanın reddini savunmuşlardır. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu olay nedeniyle davalı ... ve dava dışı şahıs hakkında Dolandırıcılık Suçuna Yardım Etme eylemi nedeniyle açılan ceza davası sonunda, Gebze 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/252 E., 09.3.2012 tarih ve 2012/262 K. sayılı kararıyla, suç sübuta ermediğinden sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararın katılan (davacı) tarafından temyiz edildiği ve dosyanın halen temyiz incelemesinde olup (Yargıtay 15.Ceza Dairesi 2013/28599 Esas) hükmün kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu'nun 53.maddesi (6098 S.TBK'nun 74.maddesi) uyarınca, ceza yargılamasında belirlenen maddi olgunun hukuk mahkemesi için bağlayıcı olacağı açıktır. Bu durumda, ceza davasına ilişkin hükmün neticesi eldeki davanın esasına etkili olacağından, mahkemece, ceza davası neticesinin beklenmesi, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-)Bozma neden ve şekline göre temyiz edenlerin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı ile aracını satın almak isteyen dava dışı meçhul şahsın birlikte Gebze ilçesinde bulunan davalı ...'ya ait oto tamirhanesine gittikleri, davalı ... ile dava dışı şahsın deneme sürüşüne çıktığı, davacının araca binmediği, davalı ...'nın eyleminin aracı kontrol etmekten ibaret olduğu, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla mahkeme bağlı değil ise de; olayın oluş şekli, ceza dosyaları, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin onama ilamı, taraf ve tanık beyanları ile dosya getirtilen tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından aracın davalıya ait tamirhaneye bırakıldığının ispat edilemediği, olayın aracı satın almak isteyen dava dışı meçhul kişiye zilyetlik devredildikten sonra deneme sürüşü esnasında gerçekleştiği dolayısıyla rizikonun teminat dışında kaldığı, davalı Kumaran Sarıkaya'nın eyleminin aracı kontrol etmekten ibaret olduğu, davalının kusurunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebebleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'in 41 LC 656 plaka sayılı Daihatsu marka arabasını satmak için 23.08 2008 tarihinde arabayı almak isteyen ... isimli şahısla buluştuğunu, bu şahsın arabayı bir tamirhaneye götürüp baktırmak istediğini söylediğini, ikisi birlikte arabayı kontrol ettirmek amacı ile aracı satın almak isteyen kişinin talebiyle tanıdığını söylediği Gebze’de bulunan OTO 41 isimli tamirhaneye götürdüklerini, tamirhanenin sahibi olan davalı ...'nın, aracı önce tamirhanesinde kontrol ettiğini, aracı kontrol ettikten sonra aracın yürüyen aksamında problem olup olmadığına bakmak istediğini, bunun üzerine müvekkili davacının aracın anahtarını tamirhane sahibi olan ...’ya verdiğini ve şoför koltuğuna da davalı oturup, tamirhane etrafında ... ile birlikte kontrol sürüşüne çıktıklarını, kendileri ile birlikte gelmek isteyen davacıya ise “Sen burada otur, bekle” dediklerini, aradan 20 dakika geçtikten sonra tamirhanenin sahibinin yürüyerek tamirhaneye geldiğini, müvekkili davacının arabasının nerde olduğunu sorduğunda; "...’ın eşini almaya gitmek istediğini ve anahtarı ona teslim ettiğini" söylediğini müvekkilinin uzun bir süre tamirhanede beklediğini ancak arabasının geri gelmediğini, yani davacıya ait aracın 23.08.2008 tarihinde ... isimli şahıs tarafından, davalı ...’dan anahtarı alınarak götürüldüğünü, bunun üzerine müvekkilinin hemen polise müracaat ettiğini ve Kasko Sigorta Poliçesi gereği teminatını alabilmek için Ak Sigorta acentesine başvurduğunu, ancak diğer davalı ...'nin hasarın oluş şeklinin poliçe teminatları dışında olması nedeniyle talebini reddettiğini, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, poliçedeki, istisna düzenlemeye göre; “Kanunen geçerli bir belge karşılığında otopark, servis/tamirhane, oto yıkama ve gibi işletmelere teslim edildiği ispatlanan aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu meydana gelecek hasarlar sigortalı tarafından mevzuata uygun işlemlerin yerine getirilmesi ve yasal tahkikatın başlatılması şartı ile teminat kapsamındadır.” dendiğini, aracın çalınması olayının bu istisna duruma girdiğini, burada aracın tamirhaneye sadece tamir için bırakılması zorunluluğunun aranmadığını, kaldı ki; müvekkilinin aracını tamirhaneye hiçbir sebep yokken götürmediğini, ekspertiz amaçlı götürüldüğünü, tamirhane sahibi tarafından ekspertiz işlemi sonunda verilen belge, söz konusu olayda araç işlem tamamlanmadan, yürüyen aksamlarının kontrol edilmesi için test sürüşü esnasında çalındığından verilmediğini, aracın yürüyen ve duran aksamlarının kontrol edilmesi için tamirhaneye bırakıldığına ve tamirhane sahibine teslim edildiğine ilişkin tamirhane sahibi davalı ...’nın polis merkezinde verdiği imzalı ikrarını içeren ifadesi bulunduğunu, söz konusu istisna düzenlemede esasen ispat amacıyla belge istendiğini, tamirhane sahibi davalı ...’nın ikrarını içeren yazılı ifadesinin olayı ispat ettiğini, ayrıca olayın hemen akabinde Cumhuriyet Savcılığı’na da suç duyurusunda bulunulduğunu, ...'nın aracın sahibinden izinsiz anahtarı başkasına vermesi nedeniyle hukuki sorumluluğunun bulunduğunu, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretini kabul etmediklerini kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Somut olayda, davacının maliki olduğu, davalıya kasko poliçesi ile sigortalı aracını satmak üzere sahibinden.com isimli siteye ilan verdiği, isminin ... olduğunu söyleyen şahıs ile telefonda görüştükleri, 23.08.2008 tarihinde buluştukları, alıcı sıfatıyla gelip arabayı bir tamirhaneye götürüp kontrol ettirmek istediğini söyleyen dava dışı ... (meçhul kişi) ile birlikte, Gebze'de bulunan Oto 41 isimli sahibinin diğer davalı ... olduğu tamirhaneye götürdükleri, davalı ...'ın aracın yürüyen aksamında problem olup olmadığına bakmak ve bu sebeple kontrol sürüşü yapmak istemesi üzerine davacının aracın anahtarını tamirhane sahibi olan ...’ya verdiği, davalı ... ile ... isimli şahsın araç ile test sürüşüne çıktıkları, aracı ...'ın kullandığı, davacının araca binmediği tamirhanede onları beklediği, yaklaşık 20 dakika sonra, tamirci ...'ın yürüyerek geri döndüğü, aracın nerede olduğu sorulduğunda, ...'ın eşini almaya gitmek istediğini ve anahtarı ona teslim ettiğini söylediği, bir süre bekledikten sonra davacının aracının çalındığı şikayetiyle suç duyurusunda bulunduğu ve aracın bedelinin tahsili için de eldeki tazminat davasını açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece bozma öncesi verilen kararda davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, sigorta şirketi yönünden olayın poliçe teminatı dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ve davalı ... tarafından kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince dava konusu olay nedeniyle davalı ... ve dava dışı şahıs hakkında dolandırıcılık suçuna yardım etme eylemi nedeniyle açılan ceza davası sonunda, Gebze 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/252 E., 09.3.2012 tarih ve 2012/262 K. sayılı kararıyla, suç sübuta ermediğinden sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararın katılan (davacı) tarafından temyiz edildiği ve dosyanın halen temyiz incelemesinde olup (Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/28599 Esas) hükmün kesinleşmediği, ceza davası neticesinin beklenmesi, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Gebze 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/252 E., 09.3.2012 tarih ve 2012/262 K. sayılı dosyasında sanık ...'ın meçhul failin eylemine bilerek katıldığına dair iddianın soyut ithamdan ibaret olduğu, şüphenin sanık lehine yorumlanması ilkesinden hareketle hakkında yeterli delil bulunmayan sanığa atılı dolandırıcılık suçuna yardım etme suçunun sübuta ermediği gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, anılan karar Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nce onanarak kesinleşmiştir. Yine aynı eylem nedeniyle davalı ... hakkında açılan güveni kötüye kullanma, hırsızlık ve dolandırıcılık suçu nedeniyle açılan davada Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2016 tarih 2014/229 esas 2016/1109 karar sayılı ilamı ile aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm bulunmasından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davalı ... yönünden Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 25.11.2021 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacının aracını satın almak isteyen dava dışı meçhul şahsa denemesi için verdiği, birlikte Gebze ilçesinde bulunan davalı ...'ya ait oto tamirhanesine gittikleri, davalı ... ile dava dışı şahsın deneme sürüşüne çıktığı, davacının araca binmediği, davalı ...'nın eyleminin aracı kontrol etmekten ibaret olduğu, davacı tarafından aracın davalıya ait tamirhaneye bırakıldığının ispat edilemediği, olayın aracı satın almak isteyen dava dışı meçhul kişiye zilyetlik devredildikten sonra deneme sürüşü esnasında gerçekleştiği dolayısıyla rizikonun teminat dışında kaldığı, davalı Kamaran Sarıkaya'nın eyleminin aracı kontrol etmekten ibaret olduğu, davalının kusurunun ispat edilemediği gerekçesiyle her iki davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Ancak yapılan değerlendirme ile varılan sonuç hatalı olmuştur. Olay tarihinde yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi (6098 sayılı TBK'nın 74 üncü maddesi) “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmüne amirdir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Somut olayda dosya kapsamındaki tüm ifade ve delillerden dava konusu aracın davalı ...'ın işyerine getirildiği ve ...'ın tamirci sıfatıyla kontrol sürüşü yapmak üzere aracın anahtarını aldığı, ... isimli şahıs ile araca bindikleri, aracı davalı ...'ın sürdüğü, sonrasında ise araç anahtarını, dava dışı ...'a teslim ederek tamirhaneye yürüyerek döndüğü, bu andan sonra da aracın bulunamadığı ve davacının şikayetiyle cezai soruşturmanın başladığı sabittir. Davalı ... hakkında ceza mahkemesince delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş olması nedeniyle ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimi yönünden bağlayıcılığı olmayacaktır. Şu halde, davalı ...'ın kendisine kontrol amaçlı olarak teslim edilen aracı, davacı araç malikinin rızası olmadan başka bir şahsa vermesi nedeniyle meydana gelen zarardan sorumluluğunun bulunduğunun kabul gerekir. Bununla birlikte, dava konusu araca ilişkin olarak, 28.01.2008 başlangıç ve 28.01.2009 bitiş tarihli kasko sigorta poliçesi incelendiğinde; son sayfasında düzenlenen Özel Şartlar başlıklı 3 üncü maddesinde " Kanunen geçerli bir belge karşısında otopark, servis, tamirhane, oto yıkama vb. işletmeye teslim edildiği ispatlanan aracın çalınması sonucu meydana gelebilecek hasarların sigortalı tarafından mevzuata uygun işlemlerin yerine getirilmesi ve yasal tahkikatın başlatılması şartı ile teminat kapsamında olduğu belirtilmiştir." mahkemece davacı tarafından aracın davalıya ait tamirhaneye bırakıldığının ispat edilemediği, bu sebeple olayın sigorta özel şartlarındaki teminat kapsamında kalmadığı gerekçesi ile sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, aracın davalı ...'ın tamirhanesinde kendisine kontrol sürüşü için teslim edildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, bu hususun tarafların zaten kabulünde olduğu bu halde aracın teslim işleminin ispatı için belgeye gerek olmadığı da açıktır. Açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre; olayın poliçe teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek davalıların davacının zararından sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin, davalılar vekilleri lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendine açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.