Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2691 E. 2023/6867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2691
Karar No
2023/6867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/356 E., 2022/723 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Ret ... vekili ile davalı vekili Taraflar arasında görülen haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı mirasçıları ..., ... ve ... vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili ve çocuklarının nakliyecilik yaptıklarını, aynı zamanda 2 yıl öncesine kadar davalı kooperatifin üyesi olduklarını, davalı tarafından Fethiye 2. İcra Müdürlüğünün 2006/3509 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkili tarafından imzaya itiraz edildiğini, Fethiye İcra Hukuk Mahkemesince takip dayanağı bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığına karar verildiğini, takip nedeni ile müvekkili ve ailesinin ticari itibarının zedelendiğini, icra takibi dolayısıyla müvekkiline ait çekici ve dorse haczinden dolayı 8 ay boyunca çalıştırılamadığını, bu süre içinde tek gelir kaynaklarından mahrum kaldıklarını, gelir elde edemeyince başka borçları dolayısıyla da takiplere maruz kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; davalıya karşı Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/350 E. sayılı dosyası ile açılan tazminat davasının devam ettiğini, araçların çalışmamasından dolayı meydana gelen zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, 25.02.2010 tarihli raporda kazanç kaybının 40.750,00 TL olduğunun rapor edildiğini belirterek bilirkişi raporuna göre eksik talep edilen 10.750,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsilini ve 40.000,00 TL ticari reeskont faizinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş; 24.07.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz alacağı talebini 81.669,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının borcuna karşılık verdiği senedi, müvekkilinin icraya koyduğunu, normal haciz işlemleri uygulandığını, müvekkilinin davacıya zarar verme kastı ile hareket etmediğini, haciz işlemlerinin davacının iflasına neden olmadığını, davacının haksız olarak kooperatiften para tahsil etmeye çalıştığını, davacının kötü niyetli olarak imzası kendisine ait olmayan senet verdiğini, kooperatifin başka üyeleriyle böyle bir sorun yaşanmadığını, imzanın davacının oğlu ...'e ait olduğunu, davacı, kooperatif üyesi ise de işlerini oğulları aracılığıyla yaptığını, manevi tazminatın şartları oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.06.2010 tarihli ve 2007/266 Esas 2010/469 Karar sayılı kararıyla; "...takip dolayısıyla araçların 240 gün yedieminde kaldığı ve bu süre içerisinde çalıştıralamadığı, davacı tarafın maddi zarara uğradığı, davacının ticari itibarının sarsıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL maddi 5.000,00 TL ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 16.11.2011 tarihli ve 2010/12335 Esas, 2011/11928 Karar sayılı ilamıyla; "Dava konusu icra takibinin dayanağını oluşturan senet ile ilgili olarak Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/248 Esas sayılı dava dosyasında davacı ile oğlu hk dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı açılan kamu davasının henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza mahkemesindeki davanın sonucu beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.11.2020 tarihli ve 2012/350 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak asıl davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL maddi tazminat ile 81.669 TL ticari reeskont faizin tahsiline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 16.06.2021 tarihli ve 2021/706 Esas, 2021/3102 Karar sayılı ilamıyla; "Asıl davaya yönelik yapılan incelemede; davaya konu icra takibinin bonoya dayalı yapıldığı, davacı tarafından imzaya itiraz edilmesi sonucu Fethiye İcra Hukuk Mahkemesinin 2006/268 E., 2007/91 K. sayılı kararı ile takibe konu senetteki imzanın davacı borçluya ait olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının haksız hacizde kötü niyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir. Davacının davalı kooperatif ile üyelik ilişkisi de dikkate alındığında salt davacıya zarar vermek amacıyla haciz işlemlerinin yapıldığı, başka bir ifade ile takibin haksız ve kötü niyetli olduğu söylenemez. Şu durumda mahkemece, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Mahkemece hükme esas alınan 04.03.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda dava konusu edilen çekici ve dorsenin haczedildiği süre içinde davacının uğradığı gelir kaybı hesabında araçların çalışamayacağı sürelerin de göz önüne alınarak tespitte bulunulduğu belirtilmiş ise de bu hesabın hangi bilimsel veriler ve bilgiler esas alınarak düzenlendiği, dolayısıyla denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece araçların nitelikleri, çalışma koşulları ve dönemleri, haftanın her günü çalışamayacağı hususu ve olay tarihi de nazara alınarak zararın kapsamı hakkında ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak maddi zararın hesaplanması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Davalı vekilinin birleşen davaya ve birleşen davadaki ıslaha karşı süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, ancak mahkemece bu hususta da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından ileri sürülen bu def'inin, yargılama sırasında ya da hükümde karşılanması ve olumlu veya olumsuz bir karara bağlanması gerekmektedir. Zamanaşımı def''i değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun değildir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "29.08.2022 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulü gerektiği, takibin haksız ve kötü niyetli yapıldığı kabul edilemeyeceği için manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, birleşen dava yönünden takip tarihi 2006 olmasına rağmen dava tarihinin 24.11.2017 olduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği" gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 18.847,51 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat talebinin reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları ..., ... ve ... vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı mirasçıları ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; kazanç kaybının defterlere göre hesaplanamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ceza davası devam ettiğinden dava açılamadığını, beraat kararı ile haksız eylem olduğu kesinleşince dava açabildiklerini, zamanaşımının dolmadığını belirtmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; haczin haksız olmadığını, tescil muris adına olsa da oğulları tarafından işletildiğinden davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, hesaplamanın varsayıma dayalı olduğunu, davacı tarafın kazancını ticari defterleri ile reel olarak ispat etmesi gerektiğini, davacı mirasçısı ... tarafından mirasın reddi kararı alındığını, dosyada taraf teşkilinin sağlanamadığını belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının davacı hakkında başlattığı icra takibinin dayanağı bonodaki imza davacıya ait olmadığı halde uygulanan haksız haciz nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 72 ve 131 inci (818 sayılı Kanun'un 41 ve 60 ıncı) maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve 170 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle "bozmadan sonra gerçek veriler esas alınarak hesaplama yapılmış olmasına" göre usul ve kanuna uygun olup davacı mirasçıları ..., ... ve ... vekili ile davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı mirasçıları ..., ... ve ... vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz giderinin temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2691, K. 2023/6867, T. 23.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-2691-e-2023-6867-k-db1fd6c62825