Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2500 E. 2023/13374 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2500
Karar No
2023/13374
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3576 E., 2022/2355 K. Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Kabul-Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 5. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki zorunlu deprem sigortası sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. D AVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.01.2020 tarihinde Elazığ'da meydana gelen deprem sonrası davacının taşınmazının ağır hasar gördüğünü, ilgili taşınmazın zorunlu deprem sigorta poliçesi ile davalıya sigortalı olduğunu, taşınmaza ağır hasar raporu verildiğini, davalı tarafından davacıya 2.542,05 TL kısmi ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin zararı karşılamakta yeterli olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL tazminatın deprem tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini 109.971,05 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesince; davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden red kararı verilmesi gerektiğini, hasar talebinin eksper raporlarına göre belirlendiğini, sigortalanan taşınmazın taşıyıcı kolonlarının hasarlanmadığını ve rizikodan önceki haline onarım ile getirilmesine mümkün olduğunu, binanın yapısal sorunları nedeniyle yıkılıp yeniden yapılmasının iyileştirme niteliğinde olup zorunlu deprem sigortası kapsamında olmadığını, bu nedenle zarar ile deprem arasında doğaldan bir illiyet bağı olmadığını, sigorta poliçesindeki teminatın amacının deprem nedeniyle oluşan gerçek zararın giderilmesi olduğunu ve bu teminatın üst limiti niteliğinde olduğunu, avans faiz talebinin yersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif sonrası bilirkişi heyetinden alınan rapora göre, davacının taşınmazında meydana gelen hasarın depremin etkisiyle oluştuğu, zararın zemin kaynaklı olmadığı, serbest piyasa rayiçlerine göre birim maliyeti değerinin 1.500,00 TL olduğu, taşınmazın projedeki brüt alanın 123,00 m2 olduğu, brüt alana göre yeniden yapım maliyetinin 184.500,00 TL olduğunun belirtildiği, sigorta poliçesine göre taşınmazın yüz ölçümünün 129.00 m2 olarak bildirildiği ve poliçenin bu metrekare üzerinden düzenlenerek sigorta bedelinin tespit edildiği, projedeki brüt metrekare ile poliçedeki brüt metrekarenin birbirlerinden farklı olduğu, ancak sigorta bedelinin 114.810,00 TL olduğu, taşınmazın tam zayi olduğu, bu durumda davacı sigortalının gerçek zararının binanın yeniden yapım maliyeti kadar olduğu, yeniden yapım maliyetinin de sigorta bedelinden yüksek olduğu dikkate alındığında aşkın sigortanın söz konusu olmadığı, bu nedenle tazminat miktarının hesaplanmasında sigorta bedelinin hükme esas alınmış olduğu, poliçe teminatı üzerinden poliçede belirtilen %2 muhafiyet indirimi ile davacı tarafa davalı kurum tarafından yapılan kısmi ödemenin mahsup edilmesi ile tazminat bedelinin hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 109.971,80 TL alacağın 26.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının hasar bedelinin eksper raporlarına göre belirlendiğini, buna göre belirlenen bedelin davacıya ödendiğini, aşkın sigortanın uygulanmamasının hatalı olduğunu, hesaplamanın hatalı yapıldığını ve eksik incelemeye dayandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile deprem nedeniyle gerçekleşen rizikonun sözleşmenin teminatı kapsamında olduğu, riziko tarihi itibari ile yapılan gerçek zarar tespitinde sigortalının gerçek zararının sigorta bedelinin üzerinde olduğu, bu durumda taşınmazın tam zarara uğraması nedeniyle sigorta bedelinden sözleşmede belirtilen muafiyet oranının ve sigortacı tarafından yapılan kısmi ödemenin mahsup edilerek bakiye kısmın sigortalıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hasar bedelinin eksper raporlarına göre belirlendiği iddia edilmiş ise de depremden kaynaklı zararın tespiti ve hasar bedeli özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden deprem ile zarar arasındaki illiyet bağı yönünden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, hesaplamanın yerinde olduğu, kısmi ödemenin mahsubu ve poliçedeki muafiyetin dikkate alınmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, hesaplamanın hatalı yapıldığını, davalı kurum tarafından kabul edilen birim başı metrekare fiyatları esas alınmaksızın deprem tarihi itibariyle piyasa rayiçleri esas alınarak binanın gerçek brüt yüz ölçümü üzerinden hesaplama yoluna gidildiğini, aşkın sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıya ait davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutta deprem nedeniyle oluşan hasar bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 vd. maddeleri, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Dava, DASK sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nın "Tazminatın Hesabı" başlıklı B.3.1 inci maddesi "Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır. Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Davaya konu edilen deprem 24.01.2020 tarihinde meydana gelmiş olup ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigorta bedeli olan 114.810,00 TL'den %2 muafiyet ile davalıca ödenen 2.542,00 TL'lik kısmi ödemenin mahsup edilmesinden sonra bakiye kalan 109.971,80 TL'ye hükmedilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda; yeniden yapım bedeli hesaplanırken yıpranma payının değerlendirilip değerlendirilmediği anlaşılamamaktadır. Bu yönüyle hükme esas alınan 15.07.2021 tarihli bilirkişi raporunun tazminatın hesaplanması hususunda hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının yeni bir bina yaptıracağı varsayılarak maliyet hesabı yapıldığına göre; mevcut binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilerek hesaplanan tazminattan yıpranma payı düşülmelidir. Şu durumda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın olay tarihindeki verilerine göre yeniden yapım bedeli hesaplanmalı, mevcut binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilip hesaplanan tazminattan yıpranma payı düşülerek gerçek zarar kapsamı belirlenmelidir. Şu durumda; yıpranma payı da dikkate alınarak belirlenen bağımsız bölümün yeniden yapım maliyeti üzerinden sigortalı konutun tam zayi olması nedeniyle poliçedeki %2 muafiyet ile kısmi ödemenin düşülmesiyle belirlenecek tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesinin davalının istinaf itirazının esastan reddine karar vermesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bozma neden ve şekline göre bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2500, K. 2023/13374, T. 12.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-2500-e-2023-13374-k-72b145a30b33