Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2421 E. 2023/11008 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2421
- Karar No
- 2023/11008
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/687 Esas 2019/1574 Karar BİRLEŞEN BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2015/928 ESAS SAYILI DOSYASI HÜKÜM/KARAR : Kabul/Direnme Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir. HGK'nın 28.12.2022 tarih 2021/(17) 4-203 Esas 2022/1940 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak, davalı vekilinin Özel dairece incelenmeyen tazminat hesabına yönelik temyiz itirazları için dosya Dairemize gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirkete zorunlu trafik sigortalı davalının işleteni olduğu çekici tipi aracın 14.06.2014 tarihinde davalının çalışanı dava dışı ...’un sevk ve idaresinde iken park hâlindeki bir çok araca çarparak hasar verdiğini, sürücünün tam kusurlu ve güvenli sürüş yeteneğini kaybedecek kadar alkollü olduğunu, ehliyetini kaybetmemek için olay yerinden kaçtığını, müvekkilinin hasar gören üç araç için toplam 12.659,65 TL ödediğini, ödenen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız yere itiraz edildiğini beyan sürerek takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davada belirtilen nedenlerle park hâlinde olan ve zarar gören araç sahibinin başvurusu üzerine ödenen 3.795 TL’nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın şirketin bilgisi ve izni dışında dava dışı sürücü tarafından garajdan alınıp götürüldüğünü ve daha sonra müvekkilinin kendi imkânları ile yaptığı araştırmalar sonucu terk edilmiş hâlde bulunduğunu, sürücünün mahkemeye alkollü olduğunu beyan etmediğini, ancak her nasılsa sigortaya alkolü olduğunu belirten yazı verdiğini, yazının şirketi zarara uğratmak amacıyla verildiğini, dava dışı sürücü hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve sanığın eyleminin sabit görüldüğünü, araç çalınmış olduğundan rücu şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; birleştirilen dava dilekçesi ve eklerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, asıl talebin dava dışı sürücüye yöneltilmesinin gerektiğini, asıl davada belirtilen gerekçelerle rücu şartları oluşmadığının kabulünün gerektiğini, kusur ve hasar durumunu da kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/37 E., 2016/296 sayılı kararı ile; 14.06.2014 tarihinde saat 06.00 sıralarında davalı araç sürücüsü dava dışı ...'un, sevk ve idaresindeki araç ile sokakta park hâlinde bulunan araçlara çarparak hasar göremelerine sebebiyet verdiği, kazanın oluşumunda davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, kazanın münhasıran sürücünün almış olduğu alkolün etkisi ile meydana geldiği, münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelen kazalarda sigorta şirketinin sigorta ettirene rücü hakkının bulunduğu, her ne kadar davalı şirket tarafından, talep olunan bedelden sorumlu olmadığı, aracın bilgisi dışında çalışanı tarafından alındığı, husumetin dava dışı sürücüye yönlendirilmesi gerektiği beyan edilmiş ise de; dava dışı sürücünün davalı şirketin çalışanı olup, davalı şirket tarafından tır şöförü olarak işe alındığı, aracın davalı şirket tarafından sürücüye rızası ile teslim edildiği, bu hususun ceza mahkemesi dosya içeriği ile sabit olduğu, dava dışı sürücü hakkında görevi kötüye kullanma eylemi nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği, bu durumda davalı şirketin, davacıya olan sorumluluğundan kurtulamayacağı ancak kendi çalışanına rücu edebileceği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne asıl dava dosyasında; davalının Bursa 19. İcra Müdürlüğünün 2014/11889 E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının 12.659,65 TL asıl alacak, 220,83 TL işlemiş faiz, icra gideri, vekâlet ücreti ile 12.659,65 TL asıl alacağa, takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte sınırlı olarak iptaline, birleşen davada davalının Bursa 20. İcra Müdürlüğünün 2015/6394 E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının 3.795 TL asıl alacak, 270,87 TL işlemiş faiz, icra gideri, vekâlet ücreti ile 3.795 TL asıl alacağa, takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte sınırlı olarak iptaline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarihli ve 2018/5638 E., 2019/225 K. sayılı kararı ile;“…Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada davacı ... şirketinin davalının çalışanının sevk ve idaresindeki, davalıya ait araçla park halindeki birden çok araca hasar verdiğini belirterek, hasar gören araçlar için ödediği hasar bedelini icra yoluyla talep ettiği, davalının itirazı üzerine duran takiplerin devamı için de eldeki davayı açtığı görülmüştür. Davalı taraf ise çalışanının sevk ve idaresindeki aracın kendilerinin izni ve haberi olmaksızın alındığı, sürücü hakkında Gemlik 1. Asliye Ceza Mahkemesinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılama yapıldığı, mahkumiyetine karar verildiği savunmasında bulunmuştur. O halde, sürücünün ceza mahkemesinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkum olması, söz konusu mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması, ceza mahkemesi kararı ile aracın şirket izni olmadan garajdan alındığının belirlenmesine bu durumda davalı malikin kusuru bulunmadığının ve sigorta şirketinin davalı malike rücu edemeyeceğinin anlaşılması karşısında mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli ve 2019/687 E., 2019/1574 sayılı kararı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulduğu, ZMSS Poliçe Genel Şartları’nın 4. maddesine göre, kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiği sabit olduğundan sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı bulunduğu, gasp ve hırsızlık iddiası ile sigorta ettirenin bu suçların işlenmesinde kusurunun olmadığını ispat ederse ancak o zaman rücudan kurtulabileceği, Genel Şartlar’da gasp ve hırsızlık hâlinin tahdidi olarak sayıldığı, sigorta ettirenin olayda emniyeti suistimal vardır diyerek ve kendisinin bu suçun işlenmesinde bir kusurunun olmadığını iddia ederek sorumluktan kurtulamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2022 tarih 2021/(17) 4-203 Esas 2022/1940 Karar sayılı ilamı ile "... hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibarıyla sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması, tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü, sigortacıya düşmektedir. Somut olayda davacı ..., Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca, sürücünün alkollü bulunduğunu, kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini bilirkişi raporu ve hasar dosyasında yer alan diğer somut deliller ile kanıtlamıştır. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece yukarıda açıklanan hususlara değinilerek rücu koşullarının oluştuğu gözetilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir..." denilerek direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin tazminat kapsamına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı sürücü hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiğini, bu anlamda davalının izni ve bilgisi dışında aracın dava dışı ... tarafından alınması akabinde meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, olayda rücu koşullarının gerçekleşmediğini, sürücünün beyanına itibar edilerek alkolün etkisi altında araç kullandığının kabulünün doğru olmadığını, tazminat hesabına ilişkin raporu kabul etmediklerini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının işleteni olduğu aracın sebep olduğu hasar nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427 vd maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91,95 ve 107 nci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, tazminat miktarına yönelik hesaplamanın yerinde olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.