Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1383 E. 2023/9690 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1383
Karar No
2023/9690
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1967 E., 2022/1933 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/650 E., 2021/213 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar dava dilekçesinde; davacılardan Deniz'in annesi, Embiye'nin kızı ...'ın rahatsızlığı nedeniyle Çekirge Devlet Hastanesine başvurduğunu, davalıların Çekirge Devlet Hastanesinde görevli doktorlar olduğunu, davalı doktorların hastaya kanser teşhisi koyduklarını, davalı doktorların yanlış teşhis ve tedavileri sonucu hastaya kanser tedavisi uygulandığını ve hastanın ameliyat edildiğini, hastanın 19.06.2004 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın ölümünde davalı doktorların kusurlu olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacıların her biri için 10.000,00’er TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 490.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların aynı talep ve konu ile ilgili açmış oldukları davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların yakını ...'a yapılan tıbbi tedavi ve operasyonlarda herhangi bir kusur ve ihmal bulunmadığını, hastanın sağlığına kavuşturulması için gerekli bütün özen ve tedavinin titizlikle uygulanmış olduğunu, bu hususun ceza yargılaması sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu, Yüksek Sağlık Şurasının raporları ile sabit olduğunu, ceza davasında yapılan yargılama sonucu beraat kararı verildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların aynı talep ve konu ile ilgili açmış oldukları davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların yakını ...'a yapılan tıbbi tedavi ve operasyonlarda herhangi bir kusur ve ihmal bulunmadığını, hastanın sağlığına kavuşturulması için gerekli bütün özen ve tedavinin titizlikle uygulanmış olduğunu, bu hususun ceza yargılaması sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu, Yüksek Sağlık Şurasının raporları ile sabit olduğunu, ceza davasında yapılan yargılama sonucu beraat kararı verildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 3. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın, hizmet kusuru nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesinin ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturduğu bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup davanın o kurum aleyhine açılması gerektiği, (T.C. Anayasası 40/3, 129/5, 657 Sy. K. 13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemelerin emredici hükümler içerdiği diğer yandan sorumluluk hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olmasının zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminat olduğu, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2017/882 E.,2019/4237 K., 30.09.2019 tarihli kararı) davaya konu edilen olayda; Çekirge Devlet Hastanesinde doktor olarak görev yapan davalıların, görevi sırasında ve görevinden dolayı davacıları zarara uğrattığının ileri sürüldüğü, davalı doktorlar kamu görevlisi olup Anayasa’nın 129/5 ve Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1. maddesi uyarınca doğrudan kendisine karşı dava açılmasının mümkün olmadığı, davanın idari yargı yerinde ve idareye karşı açılması gerektiği gerekçesiyle; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar istinaf dilekçesinde; müteveffanın yanlış teşhis ve tedavi sonucu hayatını kaybettiğini, davalıların kusurlu olduğunu, hastanın tetkik sonuçları gelmeden ameliyat edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılardan Embiye'nin kızı, Deniz'in annesi Türkan'ın vefatından sorumlu olduğu iddia edilen davalılar hakkındaki şikayet sonucu yapılan yargılamada Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1021 Esas, 2011/771 Karar sayılı dosyasında davalılar hakkında beraat kararı verildiği, kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2012/32191 Esas, 2013/6164 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, davacıların davalılar hakkındaki tazminat taleplerinin ise Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/659 Esas 2015/79 Karar sayılı dosyasında husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2015/5374 Esas, 2015/12736 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve 2016/3215 Esas 2016/8118 Karar sayılı ilam ile karar düzeltme taleplerinin de reddine karar verildiği, Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/212 Esas 2019/359 Karar sayılı dosyasında ise, aynı sebeplerle Sağlık Bakanlığı ve Çekirge Devlet Hastanesine karşı açılan davada Sağlık Bakanlığına karşı idari yargıda dava açılabileceği, Çekirge Devlet Hastanesinin tüzel kişiliği olmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçtiği, davacıların aynı gerekçelerle Bursa 2. ve 1. İdare Mahkemelerinde de davalar açtığının görüldüğü, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesinin ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturduğu, bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup davanın o kurum aleyhine açılması gerektiği, (T.C. Anayasası 40/3, 129/5, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) bu konuda yasal düzenlemelerin emredici hükümler içerdiği, diğer yandan sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olmasının zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminat olduğu, davaya konu edilen olayda olay zamanı Çekirge Devlet Hastanesinde doktor olan davalıların görevlerini gereği gibi yerine getirmediği belirtilerek tazminat isteminde bulunulduğundan davanın idari yargı yerinde ve idareye karşı açılması gerektiği, davalılara husumet yöneltilemeyeceği, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı doktorların yanlış teşhis ve tedavileri sonucu vefat ettiği iddia edilen hastanın desteğinden yoksun kalan ve manevi zarara uğrayan davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ıncı maddeleri, T.C. Anayasası 40/3, 129/5 inci maddeleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacıların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1383, K. 2023/9690, T. 25.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-1383-e-2023-9690-k-948145ea5fa8