Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13370 E. 2024/2063 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13370
Karar No
2024/2063
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2003/374 E., 2023/210 K. DAVA TARİHİ : 27.03.1998 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ...ile davalılar... ve diğerleri vekili Avukat ... geldiler, diğer davalılar adına gelen olmadı. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 26.02.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 1997/126 E. sayılı dosyasından borçlu ... aleyhine icra takibi başlattığını, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığını ve buna ilişkin olarak aciz vesikası düzenlendiğini, ancak davalı borçlunun kendisine ait dava konusu 43 nolu apartman dairesini davalı ...'a, 44 nolu daireni ise diğer davalı ... ...’a 11.06.1996 tarihinde sattığını, borçlu ...’un 20 seneye yakın davalı ...’ın yanında çalıştığını, diğer davalının ise ...’ın avukatı olduğunu, her iki dairenin de satış tarihinin davacının takip tarihinden 6 ay önce olduğunu, satış işleminin muvazaalı olduğunu, danışıklı işlemler yaptıklarını, borçlu ve davalıların kötü niyetli olduklarını belirterek davalı ... tarafından alacakları zarara uğratmak kastı ile yaptıkları temliki tasarrufların İİK. 277. maddesi hükmü gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. 2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi bilmediklerini, davalı ...’un müvekkili ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu şirkette ve bağlı şirketlerde çalıştığını ve 08.12.1995 tarihinde işten ayrıldığını, davalı ...’un eşi ...’un işlerinin bozulması üzerine borç verdiğini ve dava konusu dairelerin borca karşılık olarak satın alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.02.2002 tarihli ve 1998/113 Esas, 2002/41 Karar sayılı kararı ile; davalı borçlu ...'in davacıya verdikleri senetten önce davalı ...'ın kurucusu olduğu ... İnş. ve Tic. A.Ş.ye 2.100.000 mark borçlu olduğu, bu nedenle dava konusu 2 adet taşınmaza ipotek konulduğu, sonradan rayiç bedel üzerinden satışı yapılarak ipoteklerin kaldırıldığı, bu nedenle aralarında muvazaa bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 18.09.2002 tarihli ve 2002/3326 Esas, 2002/3957 Karar sayılı ilamı ile; "... İİKnun 277 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenen iptal davalarına konu olan tasarruflar kural olarak geçerli tasarruflardır. Yasada sıralanan nedenler sabit olduğunda tasarrufa konu mallar üzerinde cebri icraya devam edebilmesi için tasarrufların iptali gerekir. Bu nedenle ...'ın gerçekten alacaklı olması davanın reddine gerekçe yapılamaz. Hükme esas alınan bilirkişi raporu 05.03.1996'da 27 Milyara ipotek edilen taşınmazlar için 8 Milyar TL değer takdir edilmiş olmakla inandırıcı değildir, yeniden teşkil edilecek bilirkişi kuruluna satış tarihi itibarı ile değer takdiri yaptırılması zilliyetliklerin devir tarihi ve satış bedeli ile gerçek değerin araştırılması sureti ile oluşacak sonuç doğrultusunda bir karara varılması gerekirken noksan araştırma ve hatalı değerlendirme ile davanın reddi yerinde olmamıştır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davalıların yakın ilişki içerisinde oldukları, davalı 'in diğer davalı ...’ın şirketi olan... Holding ... nin uzun süreli çalışanı olduğu, diğer davalı ... ın ise ...'ın avukatı olduğu, bozma ilamından sonra dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazların tasarruf tarihlerindeki değerlerinin 5.000.000 ve 5.500.000 TL olduklarının tespit edildiği halde bu taşınmazlar üzerinde, taşınmazların değerinin yine çok üzerinde ...'ın organik bağı olan ... ... lehine 04.03.1996 tarihinde bu şirkete hiç borcu olmadığı halde 27 milyar TL (eski TL) ipotek tesis edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı borçlu ...'un 11/06/1996 tarih 2389 yevmiye numaralı işlemi ile davalı 3.şahıs ... lehine İstanbul caddesinde bulunan 309 pafta 1962 ada, 29 parselde kayıtlı kargir apartmanın 78/3192 arsa paylı 3. Kat, 44 nolu meskenin devrine ilişkin tasarruf işleminin, davalı borçlu ...'un 11/06/1996 tarih 2389 yevmiye numaralı işlemi ile davalı 3.şahıs ... lehine İstanbul ili caddesinde bulunan 309 pafta 1962 ada, 29 parselde kayıtlı kargir apartmanın 94/3192 arsa paylı , 43 nolu meskenin devrine ilişkin tasarruf işleminin, davalı ... 29/09/1998 tarih 0769 yevmiye numaralı işlemi ile davalı diğer şahıs ... lehine İstanbul ili ... Taşocağı caddesinde bulunan 309 pafta 1962 ada, 29 parselde kayıtlı kargir apartmanın 94/3192 arsa paylı B blok 3. Kat, 43 nolu meskenin devrine ilişkin tasarruf işleminin İİK 278/3-2 ve 280.maddeleri gereğince, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 1997/126 Esas sayılı dosyasındaki alacağın tahsili için ve işbu alacak ile sınırlı olmak üzere ayrı ayrı iptali ile, bahsi geçen icra dosyasındaki alacağını karşılayacak miktarda haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararına uyulması ile müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, borçlu ... aleyhine alınmış geçerli bir aciz vesikası bulunmadığını, ...in müvekkillerine olan borcunun 25.01.1996 tarihli protokolden kaynaklandığını, bu protokole istinaden talep edilen borç paranın verildiğini ve bu borcun teminatı olarak 05.03.1996 tarihinde davaya konu ...’de bulunan 43 ve 44 numaralı bağımsız bölümler üzerine ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. lehine ipotek tesis edildiğini, davacının alacağının ise tesis edilen ipotekten dahi sonra doğduğunu, bilirkişi raporuna göre gerçek satış değeri 5.000.000.000 TL ve 5.500.000.000 TL olan iki taşınmaz üzerine 27.000.000.000 TL tutarlı bir ipotek tesis edilmesi konusunda kanuni bir engel bulunmadığı gibi dava konusu tasarruf işleminin yapıldığı 1990’lı yıllardaki yüksek enflasyon ortamında taşınmazın güncel değerini birkaç kez aşan ipotek bedelleri veya ipotek limitlerinin kabul edilmesinin yaygın bir uygulama olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararına uyulması ile müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, borçlu ... aleyhine alınmış geçerli bir aciz vesikası bulunmadığını, ...in müvekkillerine olan borcunun 25.01.1996 tarihli protokolden kaynaklandığını, bu protokole istinaden talep edilen borç paranın verildiğini ve bu borcun teminatı olarak 05.03.1996 tarihinde davaya konu ...’de bulunan 43 ve 44 numaralı bağımsız bölümler üzerine ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. lehine ipotek tesis edildiğini, davacının alacağının ise tesis edilen ipotekten dahi sonra doğduğunu, bilirkişi raporuna göre gerçek satış değeri 5.000.000.000 TL ve 5.500.000.000 TL olan iki taşınmaz üzerine 27.000.000.000 TL tutarlı bir ipotek tesis edilmesi konusunda kanuni bir engel bulunmadığı gibi dava konusu tasarruf işleminin yapıldığı 1990’lı yıllardaki yüksek enflasyon ortamında taşınmazın güncel değerini birkaç kez aşan ipotek bedelleri veya ipotek limitlerinin kabul edilmesinin yaygın bir uygulama olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığının incelenmesi, satılan taşınmaz üzerinde, ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü gerektiği, bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da gözönünde tutulması gerektiği, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılması gerektiği, keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmeli, öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda mahkemece; davalıların yakın ilişki içerisinde oldukları, davalı'in diğer davalı ...’ın şirketi olan... Holding ... nin uzun süreli çalışanı olduğu, diğer davalı ...'ın ise ...'ın avukatı olduğu, bozma ilamından sonra dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazların tasarruf tarihlerindeki değerlerinin 5.000.000 TL ve 5.500.000 TL olduklarının tespit edildiği halde bu taşınmazlar üzerinde, taşınmazların değerinin yine çok üzerinde ...'ın organik bağı olan ... ... lehine 04.03.1996 tarihinde bu şirkete hiç borcu olmadığı halde 27 milyar TL (eski TL) ipotek tesis edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından, davalı borçlu ...'un daha önce davalı 3.kişi ...'a ait olan ... İnş. ve Tic. A.Ş.'de çalıştığı, davalıların beyanlarına göre davalı ...'ın davalı borçlu ...'a borç para verdiği, bu borç nedeniyle aralarında 25.01.1996 tarihinde protokol düzenledikleri ve protokol gereğince bu borç nedeniyle dava konusu taşınmazlara ipotek konulacağının kararlaştırıldığı ve dava konusu taşınmazlar üzerine davacının icra takibine konu ettiği senedin düzenlenme tarihi olan 08.03.1996 tarihinden de önce 05.03.1996 tarihinde ... İnş. ve Tic. A.Ş. lehine ipotek tesis edildiği, bu ipotek alacaklarının ödenmemesi üzerine de, davalı ...'ın alacaklarına karşılık olarak öncelikle dava konusu 44 nolu meskeni satın aldığı, 43 nolu meskenin ise yine davalı ...'ın alacaklarına karşılık olarak önce ...'ın avukatı ve aynı zamanda ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin vekili olan ...'a devredildiği, ondan sonra yine davalı ...'ın satın aldığı ve taşınmazların üzerindeki ipoteklerin de terkin edildiği anlaşılmaktadır. Davalı 3.kişi ...'a ait olan ve temsilciliğini davalı ...'ın yaptığı şirket lehine kurulmuş ipotek olduğundan, davalı ... ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucunda da alacağını alabileceğinden, borçlunun muvafakati ile davalı 3.kişi ...'a ait olan ve temsilciliğini davalı ...'ın yaptığı şirketin bu ipotek alacaklarına karşılık dava konusu taşınmazları davalı ...'ın devralması mutad ödeme şeklidir. Bu halde, davalılar arasındaki muvazaa olgusu ispatlanamadığından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... Mirasçıları vekili ve davalı ... Mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'a iadesine, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ... ve diğerlerine verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13370, K. 2024/2063, T. 26.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-13370-e-2024-2063-k-ec52f6065ad8