Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1323 E. 2025/8138 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1323
Karar No
2025/8138
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI: 2020/1651 E- 2022/1868 K Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalılardan ... aleyhine icra takibine başlandığını ve kesinleştiğini, dosya borcunun tahsili için araştırma yapıldığını ancak icra dosyasının semeresiz kaldığını, davalının mernis adresinde borçlu ve borca ait hacze kabil mal bulunamadığının haciz tutanağı ile sabit olduğunu, ...'nun bazı taşınmazlarının ablası diğer davalı ...'e satım gibi gösterdiğini, davalı ...'nun diğer davalı ...'e devretmesi işleminin İİK.nun 278 maddesi gereğince bağışlama olarak telakki edilmesi ve anılı işlemlerin ise batıl olacağını belirterek dava konusu taşınmazın satışının iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacağın gerçek bir alacak olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2020 gün, 2018/113 E- 2020/170 K sayılı ilamı ile "alacağın gerçek olmadığı kanaatine varıldığından açılan davanın reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2022 gün, 2020/1651E- 2022/1868 K sayılı kararı ile "davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b/1 madde hükmü uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığını, süresi geçtikten sonra talep dilekçesi verdiğini ve dosyanın taraflarına ait olmayan dosyaların celbini talep ettiğini, davalıların İİK 277 ve devamı maddelerine aykırı şekilde davrandıklarını ve alacaklılarından mal kaçırdıklarını, tarafların kardeş olmaları, tapudaki satış bedelinin oldukça düşük olması birlikte değerlendirildiğinde dava konusu tapu satış işlemlerinin İİK 278 ve devamı maddeleri gereğince iptal edilmesi gerektiğini, davalılar hem geçmişte hem de halen ortaklaşa hareket etmek suretiyle müvekkilinin hakkına ulaşmasını engellemeye çalıştıklarını, bu hususun dosya içerisinde mübrez ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/2161 Esas sayılı dosyası ile sabit olduğunu, ilk derece mahkemesince, icra takibine konu senedin dayanağı olan protokolün resmi şekilde yapılmadığı sebebiyle geçersiz olduğunu, her zaman düzenlenebileceği ile birlikte davanın başında dayanılmaması ve hayatın olağan akışına aykırı olduğuna mütedair hatalı yorumlarla haklı davanın reddedildiğini, en temel hukuki ilke olan “sözleşme serbestisi ilkesine” aykırı olduğu gibi esasen dava dosyasında bulunan gerek protokol gerekse senet başlı başına tarafların birbirinden hak talep edebilmesine hukuki açıdan imkan verdiğinden kararın kaldırılması gerektiğini, sunulan dekontların hiçbirisinde yapıldığı iddia edilen ödemelerin dava konusu olan muvazaalı tapu devirlerine ilişkin olduğu yönünde bir ibare bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı yasanın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının alacağının adi nitelikte düzenlenmiş 10.10.2012 tarihli gayrımenkul satışına ilişkin protokol olduğunun, bu protokol gereğince davacı tarafından davalı borçluya elden 1.150.000,00 USD nin ödendiğinin iddia edilmiş olmasına, bu adar yüksek bir meblağın ne şekilde ödendiğinin ispat edilememiş olmasına ve bu kadar yüksek bir meblağ verilmiş olmasına rağmen takibin vade tarihinden 4 yıl sonra takibe konu edilmiş olmasına, davalı borçlu ile davalı 3. Kişi olan ... arasında husumet olduğunun, davalı 3. Kişi ve dava dışı anneleri tarafından davalı borçlu aleyhine uzaklaştırma kararlarının alındığının anlaşılmasına göre davacının, dava konusu alacağının gerçek bir alacak olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1323, K. 2025/8138, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-1323-e-2025-8138-k-59efc9757a35