Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12803 E. 2024/3209 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12803
Karar No
2024/3209
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/421 E., 2022/160 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi

Taraflar arasında görülen kasten yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nun 25.09.2007 tarihinde, evinin yakınında ve davalının da görev yapmakta olduğu Polis Kriminal Laboratuvarı’nın arkasında bulunan boş arsada oyun oynayan arkadaşlarını izlemekteyken top oynayan çocuklara kızan davalının davacıyı kolundan tutarak ittirmesi sonucu davacının duvardan düştüğünü ve sol kolunun kırıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24.04.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 12.410,21 TL’ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.06.2015 tarihli ve 2021/124 Esas, 2021/3861 Karar sayılı kararıyla; iddia, savunma ve toplanan delillere göre davanın kısmen kabulü ile davacı ...'nun refakat ve bakım giderleri nedeni ile 1.257,46 TL, yeşil kart kapsamı dışındaki harcamaları nedeni ile 75,00 TL, okula bir yıl geç başlaması nedeni ile hayata bir yıl geç başlayacak olması nedeni ile 11.077,75 TL olmak üzere toplam 12.410,21 TL maddi tazminatın 25.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL’nin 25.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 29.06.2021 tarihli ve 2021/124 Esas, 2021/3861 Karar sayılı ilamı ile "...Somut olayda; davacı küçük ... kaza tarihinde 7 yaşında olup hükme esas alınan 04.12.2013 tarihli Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporuna göre davacı küçüğün sürekli maluliyetinin olmadığı, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. Hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan 30.06.2014 tarihli raporda, 3 ay geçici iş gücü kaybına uğrayan davacının refakat ve bakım giderlerinden kaynaklanan maddi zararının 1.257,46 TL, yeşil kart kapsamı dışındaki muhtemel giderlerinin 75,00 TL olduğu; 16.03.2015 tarihli ek raporda ise haksız fiil sonucu 3 ay için geçici iş göremezlik kaybına uğrayan davacının okuluna bir yıl geç başlaması nedeniyle hayata bir yıl geç başlayacağı ve buna ilişkin yapılan hesaplama sonucu 11.077,75 TL maddi zararının olacağı belirlenmiştir. Mahkemece, davacı ...’nun haksız fiil tarihinde henüz 7 yaşında olduğu ve geçici iş göremezlik zararının bulunamayacağı hususunun gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Dosya kapsamına göre davacının kusurlu davranışlarıyla dava konusu olaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarından davalı yararına indirim yapılması gerekirken mahkemece, bu yön gözetilmeksizin karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına, davacıların tüm ve davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyulduğu, ancak dosyada gider avansının bulunmadığı, bu nedenle davacı vekiline 16.03.2022 tarihli 2 nolu celsede eksik gider avansını (150,00 TL) tamamlaması için iki haftalık kesin süre verildiği, usulüne uygun ihtara rağmen eksik gider avansının davacı tarafça yatırılmadığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, davacı ...'nun ve annesinin yargılama devam ederken vefat ettiğini, davacının babasının hükümlü ve kısıtlı durumda olduğunu, mahkemece ara karar ile verilen kesin sürenin geçerliliğinin bulunmadığını belirtmiştir.

C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kasten yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 46 ve 47 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8 ve 28 inci maddeleri.

3. Değerlendirme Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (6100 sayılı HMK 114,1/d maddesi).

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8 ve 28 inci maddelerine göre her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur.

Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK 28/1 inci maddesi). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkân yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir.

Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen yani mirasçıları da ilgilendiren mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.

Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK 55 inci maddesi).

Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK 43/1, 513/1 inci maddeleri). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir.

Dosya kapsamından; mahkemenin 16.03.2022 tarihli ara kararı ile davacı vekiline, dosyadaki eksik gider avansının tamamlanması için iki haftalık kesin süre verildiği ve bu süre içinde eksiklik tamamlanmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği, ancak davacı ...'nun yargılama devam ederken 02.08.2019 tarihinde vefat ettiği ve davacı ...'nun ölümü sonucu vekil ile arasındaki vekalet ilişkisinin sona erdiği, bu nedenle 16.03.2022 tarihli ara karar tebliğinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu durumda mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçılık belgesinin getirtilmesi ve mahkemece verilen 16.03.2022 tarihli ara kararın mirasçılarına usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, mirasçılara vasi atandığının anlaşılması durumda vasiye tebligat yapılması, mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımının sağlanması, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12803, K. 2024/3209, T. 28.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-12803-e-2024-3209-k-a5ab02b615a3