Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11888 E. 2023/14031 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11888
- Karar No
- 2023/14031
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/825 Değişik İş, 2022/906 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
Taraflar arasında İtiraz Hakem Heyeti kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece bozma kararı verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalının itirazının reddine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak yeni hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre,temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 26.09.2019 tarihinde meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle davacıya ait taşınmazın ağır hasar gördüğünü, riskli yapı olduğunun yetkili kurumca saptanıp tahliyesine karar verildiğini, davalı tarafından yapılan 2.026,17 TL'lik ödemenin gerçek zararı karşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.001,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, bozma sonrası talep 06.06.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle 67.749,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksper tarafından belirlenen kısmi hasar için 6.077,02 TL'nin ödenmesiyle sorumluluklarını son bulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile (taleple bağlı kalınarak) 40.001,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetininin bozma öncesi kararı ile davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 08.11.2021 tarih 2021/17549-2021/8333 sayılı kararı ile ''... Davacı taraf, davacıya ait olup davalı nezdinde zorunlu deprem sigorta poliçesiyle sigortalı olan 11 nolu bağımsız bölümün deprem nedeniyle ağır hasar gördüğünü ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş; davalı ise, depremin doğrudan sebep olduğu zarar bedelinin eksperce belirlenmesi üzerine gerekli ödemeyi yaptığını savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, 18.12.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu benimsenerek, depremin doğrudan etkisiyle oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; davalının bu karara itirazı da İHH tarafından reddedilmiştir. Davacıya ait konutun deprem nedeniyle ağır hasar gördüğü ve riskli yapı haline geldiğinin, AFAD ile Çevre Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilip ilan edildiği; anılan bu karar gereği de Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı'nın 12.03.2020 tarihli tebligatı ile binanın tahliyesine karar verildiği, ağır hasarlı ve riskli yapının yıkımının gerçekleştirileceği hususlarının bildirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Resmi kurumlar tarafından yapılan bu tespitler de dikkate alındığında, sigortalı konutun bulunduğu binanın yapımının gerçekleştirildiği 2000-2006 yılları arasındaki dönemden bu yana zaman içinde binada oluşan yapısal bozulma ve yapım eksiğinin mi yoksa depremin doğrudan etkisinin mi zarara neden olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktasıdır. Açıklanan bu uyuşmazlığın çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği her tür izahtan uzaktır. Teknik değerlendirme yapılırken de, depremin meydana geldiği yer (merkez üssü), depremin şiddeti, sigortalı konutun bulunduğu yer ile depremin merkez üssü arasındaki mesafe vs. gibi birçok verinin detaylı irdelenmesiyle sonuca ulaşılması gerekli olup, anılan bu değerlendirmeler, konusunda uzmanlığı bulunan jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından yapılmalıdır. Hakem Heyeti tarafından benimsenen 18.12.2020 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi heyetinin 1 inşaat mühendisi ve 1 jeofizik mühendisinden oluştuğu görülmektedir. Anılan bilirkişi raporunda; "depremin meydana geldiği Marmara Denizi açıkları ile İstanbul merkezi arasındaki mesafenin 67,59 km olduğu, ana depremden sonra 150 artçı depremin daha meydana geldiği, belirlenen bu hususlara göre sigortalı yerin depremden dolayı etkilenmiş ve hasar görmüş olmasının mümkün olabileceği; resmi kurumlar tarafından binanın riskli yapı olarak tespiti ile dava konusu deprem arasında illiyet bulunduğu" şeklinde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda, deprem ile binanın riskli yapı olarak tespiti arasında illiyet bulunabileceği ihtimal olarak bildirilmiş ve kesin bir şekilde tespit yapılmamış olduğu; ayrıca, deprem merkez üssü ile İstanbul merkezi arasındaki mesafe gibi genel- soyut ifadelere yer verilip, davacıya ait sigortalı taşınmazın konumu ve etkilenme derecesi hakkında somut değerlendirmeler yapılmadığı; depremin şiddetini belirleyen yeryüzüne yakınlık (yerin ne kadar altında gerçekleştiği) vs. ile sigortalı konuta olan mesafeye göre etkilenme derecesi konularında hiçbir değerlendirme yapılmadığı; tespitlerin sadece dosya üzerinden yapılan incelemeye dayalı ve yüzeysel olduğu görülmektedir ki bu nedenlerle, esas alınan rapor yeterli bir rapor değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Açıklanan nedenlerle; dava konusu sigortalı konutun bulunduğu 8 katlı binada yer alan tüm konutlar için aynı gerekçelerle davacının tazminat talep ettiği ve her bir konuta ilişkin istemin farklı tahkim dosyasında incelendiği gözetilerek, dosyaların birbiri ile irtibatı da sağlanıp diğer dosyalarda alınmış raporların dosyaya kazandırılması ve binaya ait yapı ruhsatı- proje vs. belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra; konusunda uzman farklı 2 jeoloji mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden (bina yıkım işleminin gerçekleştirilmemiş olması halinde yerinde inceleme de yapılarak), yukarıdaki açıklamalar ışığında sigortalı konutun riskli ve ağır hasarlı olarak tespitine neden olan hasarlarının, davaya konu deprem olayının doğrudan etkisiyle mi yoksa binanın yapısal özellikleri (yapım eksiği) ile zaman içinde ortaya çıkan yapısal bozulmaları nedeniyle mi meydana geldiğinin tespiti, depremin doğrudan etkisiyle hasarın oluştuğunun (zararın ZDS teminatında olduğunun) saptanması halinde ise, ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; hasarın ZDS teminatı kapsamında olduğunun tespiti halinde, davacıya ait taşınmazın yapım yılının (1990 mı yoksa 2000 mi) netleştirilmesi ve davaya konu deprem tarihi olan 2019 yılına göre hasar bedelinin hesap edilmesi, poliçedeki % 2'lik muafiyet bedeli düşümünde poliçe hükümlerinin dikkate alınması gereğini gözetmeden, doğrudan sigorta bedeli üzerinden muafiyet ve ödeme düşümü ile sonuç tazminatı belirleyen raporun benimsenmesi de doğru değildir. '' gerektiği gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararı bozulmuştur.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı itirazının reddine kararın kaldırılarak yeni hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile 67.749,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın “Zaman Aşımı” başlıklı C.7 maddesi: “Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler, sözleşmenin sona ermesinden itibaren iki yılda zaman aşımına uğrar.” hükmü uyarınca zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerektiğini, kuruma usulüne uygun bir şekilde başvurulmadığından davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme/hatalı değerlendirmeye dayalı olup araştırılması talep edilen kalemlere yer vermediğini, somut olayda binanın yıkılmasına karar veren kamu otoritesinin yalnızca yıkıma karar verdiğini, binanın deprem öncesi durumu ile deprem sonrası durumu arasındaki deprem güvenliği farklılığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, başvuranın konu meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumuna ilişkin beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı hususu araştırılmaksızın kurum aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, başvuru öncesi tanzim edilen eksper raporları doğrultusunda ödeme yapıldığını, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılması yasal olarak iyileştirme olup DASK kapsamında olmadığını, başvuranın talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması, bu hallerin mevcut olması halinde başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, sigortalının kasti olarak beyan yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle %50 oranında indirim yapılması gerektiğini ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıya ait, davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutta deprem nedeniyle meydana gelen hasar talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30 uncu maddesi, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın C.7 nci, A.3.6 ncı maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen İtiraz Hakem Heyeti kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bozma ilamına uyulmakla bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereklerini yerine getirme yükümlülüğü doğar. Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin bozmadan önceki kararında 40.001,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve bu davalı yararına bozulmuştur. Bozma sonrası kararda ise 67.749,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bir önceki karar davacı tarafça temyiz edilmediğinden bozma öncesi hükmedilen 40.001,00 TL yönünden karar kesinleşmiştir. Bu durumda, davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu İtiraz Hakem Heyetince gözetilmelidir. İtiraz Hakem Heyetince, bozmadan sonra davalı yararına usuli müktesep hakka aykırı olarak daha yüksek miktar tazminata karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine,
25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.