Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11398 E. 2023/13528 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11398
- Karar No
- 2023/13528
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : 1-Axa Sigorta A.Ş. vekili Avukat ... 2-... - vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 21.12.2002 HÜKÜM/ KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.04.1997 tarihinde, davalıların sürücü, işleten ve trafik sigortacısı olduğu taksinin karşıdan karşıya geçen davacı yayaya çarpması ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını, tedavi gördüğünü, tedavi giderleri olarak International Hospital’a ödenen toplam tedavi gideri 1.349.89 TL'nin ödeme tarihi itibarıyla 17.655 DM'ye tekabül eden bu ücretin 13.187,93 DM kısmını davacının sandığının karşıladığını, davacının ödemek zorunda kaldığı tedavi ücretinin 4.477,07 DM olduğunu, olay tarihinde 45 yaşında olan davacının çalışma hayatını 65 yaşına kadar sürdürebileceği dikkate alındığında 20 yıllık gelir kaybının olacağını belirterek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere 8.088.250.659 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu 2.685.313.644 TL ile sınırlı olmak üzere her üç davalıdan müteselsilen ve 25.000.000.000 TL manevi tazminatın da davalı sürücü ... ve işleten ...’den müteselsilen olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderlerinden sorumlu olmadıklarını, sorumluluklarının, kusur oranında ve azami 400.000.000 TL ile sınırlı olduğunu; 24.04.1997 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davacı için Alman Hastalık Kasası (AOK)'un yaptığı 124.243,39 DM'lık tedavi giderinin poliçedeki azami teminat olan 400.000.000 TL'nin 26.09.2000 tarihinde ödendiğini, manevi tazminatın poliçe teminat kapsamı dışında bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacı vekilinin tedavi giderleri, kazanç kaybı ile ilgili tazminat sebepleri ve manevi tazminat talepleri yanında istenen faize de itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiş ve vekili bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde; davadan yeni haberdar olduğunu belirterek zamanaşımı itirazında bulunmuş, aracın müvekkiline ait olduğunu, ancak müvekkili tarafından diğer davalı ...'ın abisine kiralandığını, kira bedellerinin banka hesabına aylık ödendiğini, kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, taleplerin fahiş olduğunu, olayda kusurlarının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.12.2015 tarihli ve 2002/12 Esas, 2015/438 Karar sayılı kararı ile; davalı ... hakkındaki davasının husumetten olmak üzere davalı ... ve Axa Sigorta A.Ş adına açılan davanın reddine, davacının davalı ... hakkındaki davasının kısmen kabülü ile 5.897,24 TL kazanç kaybı ile 264,56 TL tedavi ve diğer giderler bedeli toplam 6.161,80 TL'nin davalı ...'dan 25.04.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, 2.000,00 TL manevi tazminatın ise 25.04.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarihli ve 2016/17488 Esas, 2019/6928 Karar sayılı ilamı ile; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Kazalı taksinin kaza tarihinde uzun süreli olarak kiralık verildiğinin ispatına yönelik ... vekilince dosyaya yeterli delil sunulmadığı gibi, mahkemece de bu yönde verilen kararın eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğu, davalı ... vekilinden, kazalı taksinin dava dışı 'a kiralanmasına yönelik taraflar arasında imzalanmış kira sözleşmesinin olup olmadığı sorularak, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde malik ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, kira ilişkisinin başladığı iddia olunan 1996 yılından itibaren ticari taksi ile ilgili vergi ve trafik cezalarının kim tarafından ödendiği ilgili vergi dairesinden sorularak, davalı ve dava dışı kişi arasında 3. kişileri bağlayacak güçte, uzun süreli kira sözleşmesi ilişkisi olup olmadığı, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı hususları araştırılarak, sonuca göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, eksik inceleme ile karar verildiği ve davacı vekilinin dava dilekçesindeki maluliyet yönünden tazminat talepleri ile kazalı araçla ilgili trafik poliçesindeki sakatlanma ve ölüm ile ilgili teminat klozu göz önüne alınarak, davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talepleri ile ilgili değerlendirme ve hesaplama yapılmak üzere aktüer bilirkişiden ek rapor aldırılarak, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, poliçedeki tedavi giderine ilişkin teminat limitinin tamamının ödendiği şeklindeki yanılgılı değerlendirme ve gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.04.2023 tarihli ve 2019/632 Esas, 2023/102 Karar sayılı kararı ile; davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 25.000,00 TL nin 25.04.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ile ...'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının davalı ... şirketi adına açılan davasının reddine, davacının davalılar ... ile ... hakkındaki davasının kısmen kabulü ile 5.897,25 TL kazanç kaybı ile 264,56 TL tedavi ve diğer giderler toplamı olan 6.161,80 TL'nin davalı ... ve ... 25.04.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; kararın gerekçesi ile hüküm kısmının açıkça çelişkili ve birbirine zıt olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davacı vekili; sigorta şirketi hakkında davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, önceki kararın zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesindeki “ölüm ve yaralanma klozu” dikkate alınmadan davanın sigorta şirketi hakkında reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulduğunu, bozma ilamına uyan mahkemenin bozmanın gereklerini yerine getirmediğini, maddi zarar bakımından teselsül hükümleri uyarınca hüküm kurulmadığını, dava dilekçesinde davacının maddi zararının sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tüm davalılardan ve manevi zararının ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan teselsül hükümlerine göre tahsiline karar verilmesi talep edildiğini, mahkemece manevi tazminatın teselsül ilkesi doğrultusunda hüküm altına alındığını, fakat aynı ilkeyi sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 400 TL ile sınırlı kalmak üzere, maddi tazminat hakkında uygulamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketli tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacı yayanın yaralanması nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 298 inci maddesi ikinci fıkrası ile geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Anayasa’nın 141 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin 2 nci fıkrası "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz." hükmünü haizdir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda; mahkeme, gerekçe kısmında; davalı ...'in aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı üçüncü şahsa kiraya verdiğinden sorumluluğun kalmadığını, neticeten kira sözleşmesinin yazılı olma şartının bulunmadığı ve davalının dönemsel para transferleri göz önünde bulundurulduğunda kira sözleşmesinin bulunduğu kanaatine varıldığını belirtmiş fakat bu gerekçe ile uygun olmayacak içerikte davalı ... hakkında da davanın kısmen kabulüne karar vererek hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratmıştır. Bu hususlar yukarıda açıklanan ilkelere aykırılık oluşturduğundan hüküm ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekili ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davalı ... vekili ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme hükmünün BOZULMASINA, 2. (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davalı ... vekili ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde davalı ... ve davacıya iadesine, Dosyanın karar veren mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.