Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1083 E. 2023/9374 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1083
Karar No
2023/9374
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/160 E., 2022/24 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 05.10.2012 tarihinde, müvekkillerinin oğlu ... idaresindeki davalılardan ...'e ait tescilsiz ve plakasız motosikletle, diğer davalıların işleten, sürücü ve trafik sigortacısı oldukları motosikletin çarpışması sonucu ...'in vefat ettiğini belirterek, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 07.07.2015 tarihli dilekçesiyle 49.803,76 TL olarak talebini ıslah etmiş, 21.10.2015 tarihli dilekçe ile talebini 64.572,35 TL olarak ıslah ederek harcını yatırmıştır. II. CEVAP Davalı ... ve sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; yetkiye, kusur ve hasara itiraz ederek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.03.2016 tarihli ve 2013/33 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davacı baba Sabri için 25.583,34 TL, davacı anne ... için 24.220,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, (bu tahsilat yapılırken sigorta şirketi açısından yapılacak tahsilatlarda faiz başlangıcı 13.05.2013 olup poliçe limitiyle sorumludur.), davacı ... ve ... için ayrı ayrı 6.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, ...'e karşı açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve sigorta şirketi dışındaki davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.03.2019 tarihli ve 2016/8045 esas, 2019/3070 karar sayılı ilamıyla; oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olan 13.05.2013 olarak esas alınmasının uygun bulunmasına göre, davacılar vekilinin diğer, davalılar ..., ... ve ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacı vekili, 11.05.2015 tarihli hesap raporuna karşı 07.07.2015 tarihli dilekçe ile“...rapora itiraz ettiklerini ve yeni bilirkişi raporu aldırılmasını talep ettiklerini, itirazın kabul edilmemesi halinde maddi tazminat miktarını 39.803,76 TL olarak ıslah ettiklerini...” beyan etmiş, ıslah harcı yatırmamıştır. Dosya, yeniden rapor alınmak üzere farklı bir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen 08.02.2016 tarihli rapora göre davacı vekili tarafından maddi tazminat talepleri ıslah edilmiş ve süresinde ıslah harcı da yatırılmıştır. Mahkemece, davacı vekili tarafından ıslah harcı yatırılmadığından geçerli olmayan ilk ıslah dilekçesine göre karar verilmesi doğru değildir. Olay tarihi, tarafların kusur durumları gibi hususlar da dikkate alındığında, davacılar için takdir edilen manevi tazminatın az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.10.2019 tarihli ve 2019/55 Esas, 2019/107 Karar sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile davacı baba Sabri için 30.897,88 TL, davacı anne ... için 29.292,40 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, (bu tahsilat yapılırken sigorta şirketi açısından yapılacak tahsilatlarda faiz başlangıcı 13.05.2013 olup poliçe limitiyle sorumlu olmasına), davacı ... ve ... için ayrı ayrı 14.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, ...'e karşı açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.03.2021 tarihli ve 2020/3803 esas, 2021/2881 karar sayılı ilamıyla; davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ıslah dilekçesi 05/10/2015 tarihli hesap raporuna göre yapılmış olup, uyulmasına karar verilen bozma ilamımızda maddi hata sonucu 08.02.2016 tarihli rapora göre davacı vekili tarafından maddi tazminat talepleri ıslah edilmiş ve süresinde ıslah harcı da yatırıldığı belirtilmiştir. Mahkemece de bozma sonrası verilen kararda 08/02/2016 tarihli raporda hesaplanan tazminat bedellerine hükmedilmiş ise de hüküm kurmaya elverişli ve dosya kapsamına uygun olan 05.10.2015 tarihli rapora göre sunulan ıslah dilekçesine göre hüküm kurulması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.... Yukarıda belirtilen hususlar ve olay tarihi, tarafların kusur durumları gibi hususlar da dikkate alındığında, davacılar için bozma sonrası takdir edilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı gereği 05.10.2015 tarihli raporda hesaplanan miktarlara göre karar verildiği, manevi tazminatın TBK 56 ıncı maddesi ve emsal kararlar dikkate alınarak belirlendiği gerekçesiyle; davacıların maddi tazminat talebinin kabulüne, davacı baba ... için 33.012,99 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı anne ... için 31.559,36 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, (bu tahsilat yapılırken sigorta şirketi açısından yapılacak tahsilatlarda faiz başlangıç tarihinin 13.05.2013 olarak tespit edilmesine,) davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine, davacı Baba ... için 22.500 TL, davacı anne ... için 22.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların davalı ... aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararı 2022 yılı içerisinde verildiğinden yeniden değerlendirilmeye ilişkin değişen ekonomik şartlar ve 2022 yılı asgari ücret dikkate alınarak hesap yapılması ve sonucuna göre karar verilmesini, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, harç hesabında davacılar aleyhine hatalı hüküm kurulduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... temyiz dilekçesinde; tek geçim kaynağının çiftçilik olduğunu, manevi tazminatın yüksek belirlendiğini, maddi tazminata esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 05.10.2012 tarihinde davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı kaza sonucu davacıların oğlunun vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığından davalı ...'nun tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Mahkemece bozma öncesi 09.10.2019 tarihli kararda davacılar lehine kabul edilen miktarlar üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bozma sonrası temyize konu eldeki kararda da davacılar lehine kabul edilen miktarlar üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, her dava birbirinden bağımsızdır. Bu durumda, kabul edilen miktarlar üzerinden her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekirken; mahkemece davacılar lehine hükmedilen toplam tutar üzerinden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 inci maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ...'nun tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 6 ıncı bendindeki ''....hesaplanan 9.194,41 TL'' ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ''...davacı ... için 5.100 TL, davacı ... için 5.100 TL...'' ibaresinin yazılmasına, 7 inci bendindeki ''....hesaplanan 6.650,00 TL'' ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ''...davacı ... için 5.100 TL, davacı ... için 5.100 TL...'' ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1083, K. 2023/9374, T. 18.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-1083-e-2023-9374-k-d5624649f143