Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10684 E. 2024/23 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10684
- Karar No
- 2024/23
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/29 E., 2023/138 K. DAVALILAR :1-... (Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) vekili Avukat Muzaffer Sevan Telli Çakmak, 2-... vekili Avukat ..., 3-... DAVA TARİHİ : 30.06.2006 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararının Dairece onanmasının ardından mahkemece verilen tavzih talebinin kabulü kararının Dairece bozulması üzerine; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda talebin reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar tarafından yapılan su hattı kazısı sırasında, dava dışı TEDAŞ 'a ait yüksek gerilim hattı kablosunun koparıldığını, kabloya yakın mesafeden geçmekte olan telefon hatlarına yüksek gerilimin yüklendiğini ve bunun etkisiyle ... Santrali'nin tamamen devre dışı kaldığını, sistem kartlarının yandığını, çalışamaz ... geldiğini ve müvekkilinin gelir kaybına uğradığını belirterek oluşan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir II. CEVAP Davalı Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davalının kusuru bulunmadığını, kuruma ait su tesisatı ve boruların davacı şirketin kablolarının yanından geçmediğini, olayın dava dışı TEDAŞ'ın tesisatının davacıya ait tesisatla teması sonucu meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tespit sonucu düzenlenen raporda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, meydana gelen olayda tüm kusurun gerilim hattının döşenmesinde kusurlu olan TEDAŞ ve davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; kepçe operatörü olarak kazı yaptığını, kendisinin söz konusu yerden kabloların geçtiğini bilmediğini ve bu konuda bilgilendirilmediğini, bağlı olarak çalıştığı... İnşaat yetkililerinden ... isimli kişinin kazılacak yerleri göstermesi üzerine kendisinin kepçe ile kazı yaptığını ve bu nedenle hiçbir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.01.2010 tarih ve 2006/221 Esas, 2010/24 Karar sayılı kararıyla "...davanın kısmen kabulüne, 41.706,08 TL'nin davalılardan müteselsilen (dayanışmalı olarak) alınıp davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, alacağa haksız fiil tarihi olan 09.03.2006 tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi uyarınca ticari işlerde uygulanan değişken oranlı avans faiz oranının uygulanmasına,..." karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2014 tarih, 2012/4328 Esas, 2014/8480 Karar sayılı ilamıyla; "...hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş davalıların temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.10.2015 tarih ve 2015/47 Esas, 2015/708 Karar sayılı kararıyla, "...1-Açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 39.188,79 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 4-Alacağa haksız fiil tarihi olan 09.03.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca ticari işlerde uygulanan değişken oranlı avans faiz oranının uygulanmasına,..." karar verilmiştir. C. Dairenin İkinci Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23.01.2017 tarih, 2016/15376 Esas, 2017/443 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve hükme esas alınan 18.09.2015 tarihli bilirkişi raporundan bilirkişinin işçilik bedeli düşüldükten sonra davacı zararını 38.781,669 TL olarak tespit ettiği anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından verilen kararda bilirkişi raporunun esas alındığı belirtilmiş ve 39.188,79 TL'ye hükmedilmiş olmasına rağmen raporla hüküm arasında oluşan 407,13 TL miktarındaki farkın nereden kaynaklandığı konusunda bir açıklama da yapılmamış olup raporda bulunan zarar miktarı ile ve hükmedilen tazminat miktarının örtüşmemesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Karar Düzeltme İstemi Daire kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 02.05.2019 tarih, 2019/348 Esas, 2019/2535 Karar sayılı ilamıyla; "...Dairemizce yeniden yapılan incelemede; hükme esas alınan 18.09.2015 tarihli bilirkişi raporu ile hüküm arasında oluşan 407,13 TL farkın transmisyon bedelinden kaynaklandığı ve bu hususun kararda gerekçelendirildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bozma ilamının ikinci bendinde; raporda bulunan zarar miktarı ile hükmedilen miktarın örtüşmediği, farkın nereden kaynaklandığının da açıklanmadığı belirtilmiş ise de; bu belirleme maddi hataya dayanmaktadır. Açıklanan nedenle, davalılar yararına olan ikinci bendin bozma ilamından çıkartılması gerekmiştir. Öte yandan; Mahkemenin 27.01.2010 günlü ilk kararı davalı ... tarafından temyiz edilmemiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2014 gün, 2012/4328 Esas, 2014/8480 Karar sayılı ilamında davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazları reddedilerek karar, temyize gelen davalılar... (...) ve ... yararına bozulmuştur. Mahkemenin 27.01.2010 gün, 2006/221 Esas, 2010/24 Karar sayılı ilk kararı davalı ... yönünden kesinleşmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra, adı geçen davalı yönünden davacı aleyhine olacak şekilde yeniden hüküm kurulması usul ve yasaya uygun değildir. Kararın açıklanan bu nedenle bozulması gerekirken, davacının davalı ...'a yönelik temyiz itirazlarının reddi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle davacının karar düzeltme isteminin HUMK’un 440-442 maddeleri uyarınca kabul edilmesine ve hükmün değişik gerekçe ile davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 05.12.2019 tarih ve 2019/547 Esas, 2019/681 Karar sayılı kararıyla, "...1-Davacı tarafça açılan davada mahkemece verilen 27.01.2010 gün 2006/221 Esas-2010/24 Karar sayılı ilk karar ile davalı ... yönünden karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, 2-Mahkemece verilen son kararda belirtildiği şekilde açılan davanın miktar açısından kesinleşmesi nedeniyle bu hususta karar tesisine yer olmadığına, 39.188,79 TL'nin davalılar ... ve ... yönünden kabulü ile, haksız fiil tarihi olan 09.03.2006 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan değişken oranlı avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. F. Dairece Verilen Onama Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... (Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) vekili ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2020 tarih, 2020/2188 Esas, 2020/2353 sayılı ilamıyla; "...Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre tarafların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına..." karar verilmiştir. G. Mahkemece Verilen Tavzih Kararı Mahkemece davacı vekilinin tavzih talebi üzerine; "...05.12.2019 tarihli hükmün; 4. ve 8. bentlerinde düzeltme ve eklemeler yapılarak"... 4-Davacı tarafça harç, tebligat, posta, ve bilirkişi ücreti olmak üzere yapılan 1.617,00 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre 1.240,00 TL'sinin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 4.660,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,.." dair hükümde düzeltme yapılmıştır. H. Daire Bozma Kararı Mahkemenin, tavzih talebi üzerine verdiği kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... (Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2022 tarih, 2021/20642 Esas, 2022/10786 Karar sayılı ilamıyla; "... Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme yada çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hakim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise yada uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir. Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hal, tereddüt yada çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak, tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unuttuğu bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz. Tavzihin amacı hükmü değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak yada hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddüdü gidermek yada birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur yada hükümdeki çelişkiler giderilir. Bu kapsamda tavzih yolu ile taraflara yüklenen hak ve borçlar azaltılıp artırılamaz. Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece davacı vekilinin tavzih dilekçesinin bir nüshasının cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilmesi, cevap verildiği takdirde bu dilekçenin de tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunması gereğinin yerine getirilmediği, aynı şekilde talebin ve tavzih kararının içerik olarak da tavzihle hükümde belirtilen hak ve borçların sınırlandırılamayacağı gibi genişletiletip değiştirilemeyeceği de gözetilerek, hükmün tavzihe açık olup olmadığının da değerlendirilmediği, mahkemenin hükmün tashihine dair kararının belirtilen yönleriyle usul ve yasaya uygun düşmediği görülmüş, bu durum bozmayı gerektirmiştir...." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. I. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; "...davalı Muğla Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (...) vekili tavzih talebine ilişkin cevap dilekçesinde: mahkemece verilen kararda "müşterek ve müteselsil" ifadesinin yer almadığını, bu durumda davalı borçluların ilamda aleyhlerine hükmedilen alacaktan eşit şekilde (yarı yarıya) sorumlu olduğunun Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinlik kazandığını, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/547 E. 2019/681 K. sayılı 05.12.2019 tarihli kararının onanmasının ardından maddi hatanın düzeltilmesi ve hükmün tamamlanmasına dair 22.12.2020 günlü ek kararı 4 ve 8 fıkraları "müştereken ve müteselsilen" ifadesi eklenmek suretiyle esasen değiştirilerek düzeltildiğini, Yargıtay bozma ilamında da görüleceği üzere davalıların sorumluluğunun müşterek ve müteselsil olup olmadığı hususunda verilecek karar, davanın geldiği aşama itibariyle maddi hataya konu olabilecek bir karar olamayacağından ve taraf hak ve alacaklarını genişletici etkisi olacağından tavzih talebini kabul etmediklerini bildirmiştir. Yargıtay bozma ilamında belirtilen usuli eksiklikler giderilmiş, tavzihle hükümde belirtilen hak ve borçların sınırlandırılamayacağı gibi genişletiletip değiştirilemeyeceği, mahkemece verilen ilk kararın da bu şekilde kesinleştiği dikkate alınarak talebin reddine karar verilmiştir...." gerekçesiyle davacı vekilinin hükmün tavzihine yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin tavzih talebinin reddine dair kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek, tavzih talebinin reddi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalılar tarafından yürütülen kazı çalışması sırasında davacıya ait yer altı kablolarının zarar görmesi nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304 ve 305 inci maddeleri ile geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Her ne kadar ek karar niteliğindeki tavzih kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra dosyanın mahkemece yeni bir esasa kaydedilmesi usul ve kanuna uygun değilse de bu durum mahallinde düzeltilebilir nitelikte hata olduğundan bozma sebebi yapılmamıştır. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre, mahkemenin 05.12.2019 tarih ve 2019/547 Esas, 2019/681 Karar sayılı hükmünün tavzihi talebinin reddine dair kararı usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.