Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9589 E. 2024/1081 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/9589
Karar No
2024/1081
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/125 E., 2020/35 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... 3. ... Entegre Et Tesisleri Turizm İnş. Nak. Mad. Paz. İth.İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2. ... DAVA TARİHİ : 05.09.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında Mahkemede görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 04.07.2014 tarihinde davacı şirkete ait, davacı ... ' in sevk ve idaresinde ve davacı ...' ın yolcu olduğu aracın davalı ... yönetimindeki ve davalı ...' a ait araç ile çarpışması sonucu oluşan trafik kazasında araçta hasar oluştuğunu, aracın değerinin düştüğünü ve aracın kullanılamaması sebebiyle davacının zarara uğradığını, davacı sürücü ve yolcunun kazada yaralandığını ve manevi zarar doğduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL araçta oluşan değer kaybından dolayı, 2.000,00 TL kiralamadan dolayı toplam 5.000,00 TL maddi tazminat ile davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 06.08.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle toplam maddi tazminat talebini 10.020,00 TL' ye artırmıştır. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ...' a ait, davalı ...' in sevk ve idaresindeki araç ile davacı şirkete ait araç arasında 04.07.2014 tarihinde kaza meydana gelmesi sebebi ile davacıların oluşan zararlarının zorunlu mali mesuliyet sigortası tarafından karşılanmış olduğunu, davacıların dava dilekçesinde belirledikleri araç değerini kabul etmediklerini, aracın şirketin getir götür işlerinde kullanılan bir araç olması sebebiyle hırpalandığının kuvvetle muhtemel olduğunu, ispatlanamayan bir değer üzerinden dava açılarak ücret talep edilmesinin hukuk ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, otomobil kullanıldığı andan itibaren 2. el otomobil olması dolayısı ile ayrıca değer kaybına uğradığını, değer kaybının belirlenmesinde, salt kazanın göz önünde tutulması aracın fiyatının bu şekilde belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.12.2015 tarihli ve 2014/747 Esas, 2015/664 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kısmen kabulü ile, 6.540,00 TL değer kaybı, 1.440,00 TL araç mahrumiyeti olmak üzere toplam 7.980,00 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.12.2018 tarihli ve 2016/4168 Esas, 2018/12781 Karar sayılı ilamı ile; davalılar vekilinin temyiz itirazının ... ve ... için kurulan manevi tazminata ilişkin hükümlerin kesinlik sınırının altında kaldığından bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek "...Mahkemece hükmün gerekçesinde davaya konu aracın değer kaybının 6.500,00 TL, olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen; kararın hüküm fıkrasında bu maddi tazminat kalemi yönünden 6.540,00 TL'na hükmedilmiş olması çelişkili olup, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan ve bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan (10.04.1992 gün, 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere) hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre, dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde davaya konu kazalı aracın fatura fiyatının 58.000,00 TL olduğunu, kazadan sonra karşı aracın sigortacısı tarafından 14.000,00 TL ayrıca, hurdaya çıkan araç için 32.000,00 TL olmak üzere toplam 46.000,00 TL ödendiğini, aracın güncel fiyatının 70.000,00 TL olduğunu, bu nedenle zararının oluştuğunu, yeni araç alınana kadar araç kiralamak zorunda kaldığını beyanla, değer kaybı ve araç kiralamadan kaynaklanan zararlarının tazminini talep etmiştir. Dilekçe ekinde sunulan araç satış sözleşmesinden kazalı aracın 18.08.2014 tarihinde 32.000,00 TL bedelle satıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 28.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamiri ekonomik ise tamir süresi ve aracın pert total sayılıp sayılmayacağı hususlarında değerlendirme yapılmadığı gibi, değer kaybı hesaplamasında aracın dava tarihi itibarıyla 2. el fiyatının esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamada araçta oluşan değer kaybı 6.540,00 TL, kaza tarihinden aracın satış tarihine kadar kiralama bedeli ise 1.440,00 TL olarak hesaplanmıştır. Dosyada alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, tarafların dosyaya sundukları tüm bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları ile davalıların bilirkişi raporuna itirazları da gözetilerek, davacı aracının modeli, yaşı, kaza sonucu meydana gelen hasar durumu, km'si, kullanım tarzı vs de gözönünde bulundurularak, dava konusu aracın tamiri ekonomik ise, tamir masraflarının hesaplanması ve değer kaybının az yukarıda açıklanan ilkelere göre belirlenmesi, ekonomik değilse; (pertle ayrılması halinde) aracın yaşı, modeline göre kaza tarihindeki hasarsız 2'ci el piyasa değeri ile sovtaj (hasarlı hali) bedelinin tespiti ile ikinci el değerinden sovtaj düşülerek zararın tesbiti ayrıca aracın tamiri ekonomik ise tamir için geçen süredeki kaybın (ikame araç bedeli) yada perte ayrılması halinde aynı nitelikte araç alınması için makul süre ile sınırlı ikame araç bedelinin belirlenmesi için İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan gerekçeli, ayrıntılı, denetime imkan verecek itirazları karşılayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sürücü ...'in % 100 kusurlu olduğu, bozma ilamı doğrultusunda Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden alınan rapor 18.11.2019 tarihli raporda; davaya konu kaza sonucu araçta oluşan hasar onarım bedelinin 14.000 TL olduğu ve araç onarımının ekonomik olduğu, araç tamir süresinin 15 gün olduğu, araçta oluşan değer kaybının 5.000,00 TL, araç ikame bedelinin 1.125,00 TL olduğunun bildirildiği, söz konusu raporun ayrıntılı ve gerekçeli ve hüküm kuryama elverişli olduğu, manevi tazminata ilişkin evvelki hüküm kesin olduğundan yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL değer kaybı, 1.125,00 TL ikame araç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; davacıların zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını, değer kaybının nasıl belirlendiğinin belli olmadığını, aracın 2. el olması sebebi ile zaten değer kaybına uğramış olduğunu, değer kaybından sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, müvekkili davalıya sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkili aleyhine temsil ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili aleyhine şikayet olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın, davacıların maliki, sürücüsü ve yolcusu olduğu araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazasında araçta oluşan değer kaybı ve aracın kullanılamaması sebebiyle doğan zararın tazmini ve yolcu ve sürücünün manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,54 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin değerlendirme bölümünün aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemece verilen ilk hükümde davacı ... ve davacı ... için manevi tazminata hükmedilmiş, kabul edilen kısım yönünden de vekalet ücretine karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan davalılar vekilinin manevi tazminatlara ilişkin temyiz istemi Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilen manevi tazminat miktarları temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, Mahkemece 11.02.2020 tarih 2019/125 Esas 2020/35 Karar sayılı ilamı ile davacılar ... ve ... yönünden ilk karar ile hükmedilen manevi tazminatlara ilişkin kısım yönünden mahkeme hükmünün kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden hüküm kurulmadığı bildirilmiş ancak hüküm kısmında davacılar ... ve ... kendilerini vekil aracılığı ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınmasına ve bu davacılara verilmesine karar verilmiştir. Bu karar sadece davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, diğer davalı ise temyiz etmemiştir. Bu durumda kesinleşmiş hüküm nedeniyle davacılar ... ve ... yönünden manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak yeniden hüküm kurulmadığından mahkemece davalı ... lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu göz önüne alınarak yeniden vekalet ücretine karar verilmemesi gerekirken, davacılar ... ve ... lehine yeni bir vekalet ücreti belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle temyiz istemlerinin kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 8. Bendinin "davacılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden vekil lehine belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalı ...' den alınarak davacılar ... ve ...' a verilmesine, davalı ... lehine verilen hüküm kesinleştiğinden bu davalı yönünden yeniden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9589, K. 2024/1081, T. 05.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-9589-e-2024-1081-k-8ac7d2919b3a