Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/814 E. 2023/6530 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/814
- Karar No
- 2023/6530
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1980 E., 2021/1961 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/252 E.-2021/307 Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Av. ... geldi, davalılar adına gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.05.2023 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl ve birleşen davalar yönünden temyiz sınırı bağımsızlığını koruyan her bir dava için ayrı ayrı belirlenecektir Dosya içeriğine göre birleşen dava ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı anne ve baba oğullarının vefatı nedeniyle 50.000,00 er TL manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davacılar yönünden reddedilen ve temyize konu edilen miktarlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 78.000, 00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davaya yönelik temyiz istemi adli yardım talepli olarak davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle; davacılar vekilinin adli yardım talebinin kabulü ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. I. DAVA 1. Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile davacılar desteğinin kullandığı motosikletin karıştığı 13.03.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların oğlunun vefatı nedeniyle belirsiz alacak olarak 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile davacılar desteğinin kullandığı motosikletin karıştığı 13.03.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasından davacıların oğlunun vefat nedeniyle davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, destek pay oranının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre ayrılmasını, hesabın aktüer sıfatına sahip bilirkişi tarafından yapılmasını, SGK ödemesi varsa mahsubunu, desteğin koruyucu tertibat takıp takmadığının tespiti ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisinin kazaya kendi kusuru ile sebebiyet vermesi, davaya konu kazada başkaca kusur atfı kabil kişi veya kurumun bulunmaması ve açılan davaların mahiyeti gereği kusura dayalı bir dava olması sebebiyle davacıların davalılardan herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yaşanan kazada trafik bilirkişisi raporu, Ankara ATK raporu ve kaza tespit tutanağı göz önünde bulundurularak verilen kararda...'nin asli kusurlu, ...'in ise herhangi bir kusurunun olmadığının tespit edildiğini, yerel mahkemece kusur tespitinin İTÜ veya Karayolları Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, mahkemenin karar vermesine elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınması gerektiğini, yerel mahkemece hüküm tesis edilirken olayı bizzat gören görgü tanıklarının dinlenmediğini, yeniden kusur raporu aldırılmadığını, davanın esasına ilişkin iddialar değerlendirilmeden çok kısa bir süre içinde gerekli incelemeler yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar desteğinin sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalının zorunlu trafik sigortalısı olan aracın çarpışması sonucunda zarar meydana geldiği, desteğin kusurunun yansıtılamayacağı durumun, desteğin içinde bulunduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı olup desteğin kusurunun 3. kişi olan davacılara yansıtılamayacağına dair Yargıtay'ın emsal kararını bu olayda uygulama olanağı bulunmadığı, davalının ortaya çıkan zarardan kendi kusuru oranında sorumlu olduğu, olaya ilişkin tululan kaza tespit tutanağından, ceza dosyasında Ankara Adli Tıp Kurumundan alınan rapordan ve İlk Derece Mahkemesi tarafından Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapordan mütevefa ...'ın %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kusur tespitinin İTÜ veya Karayolları Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, mahkemenin karar vermesine elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınması gerektiğini, yerel mahkemece hüküm tesis edilirken olayı bizzat gören görgü tanıklarının dinlenmediğini, davalı araç sürücüsünün kontrolünde olan aracın şerit içerisinde değil şerit dışında seyrettiğini ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, ayrıca destek kusurlu olsa dahi kusurun davacılara yüklenemeyeceğini, davacıların tazminata hak kazandığını, manevi tazminata hak kazandıklarını belirterek Bölge Adliye Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan araç ile desteğin sürücüsü olduğu aracın karıştığı 13.03.2020 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle asıl davada ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve birleşen davada manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; kaza tespit tutanağı, soruşturma aşamasında düzenlenen kusur raporu ve eldeki dava dosyasında düzenlenen Adli Tıp Kurumu kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun tespit edilmesi karşısında, davalı tarafın kusurunun bulunmadığına yönelik kabulde isabetsizlik bulunmamasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda dökümü yazılı onama harcının adli yardım talebi kabul edilip temyizde haksız çıkan temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.