Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/7730 E. 2023/5576 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7730
Karar No
2023/5576
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/4314 E- 2022/293 K HÜKÜM/KARAR : Reddine /Yeni Hüküm Kurulmasına İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/222 E- 2019/191 K

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,25.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davalı ... vekili Avukat .....ve davalı ... vekili Avukat .... geldi, davacı adına gelen olmadı. Davalılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.04.2023 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2017/ 9435 sayılı dosya ile icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlunun adına kayıtlı "İstanbul ili, Beyoğlu İlçesi, Sütlüce Mah. 2754 ada, 3 parselde kayıtlı bulunan dükkan vasıflı taşınmazın" mal kaçırma saiki ile davalı ...'a, ondan da diğer davalı ...'ye devredildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptal konusu tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığını, müvekkilinin, dava konusu gayrımenkulü iyi niyetle satın alan kişi olduğunu, dava konusu gayrımenkulü ipotek yükü ile beraber satın aldığını, bedelin bir kısmının peşin, geri kalan kısmının ise gayrımenkulün kredi borcunun müvekkili tarafından ödendiğini, davalı borçlu ile aralarında herhangi bir yakınlık, iş ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin davalı borçludan başkaca bir gayrımenkulü de satın aldığını, dava konusu gayrımenkulü işletmek maksadı ile satın aldığını ancak ekonomik sebeplerden ötürü diğer davalı ...'ya devrettiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı borçlu ... ile aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığını, iyi niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

3. Davalı ...'ye dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davaya herhangi bir cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmadığı anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 09.07.2019 tarihli ve 2017/222 esas ve 2019/191 karar sayılı kararıyla; dosyada bulunan tüm belgeler, tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından iddia edilen hususların ispat edilemediği, davalılar ... ve ... yönünden de satış işleminin gerçek olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın, müvekkilinin alacağına kavuşmasına engel olmak amacıyla kötü niyetli olarak devredildiğini, taşınmazı 487.052,274 TL bedelle satın aldığını ileri süren davalı 3'üncü kişinin resmi senette yazılı bedelden başka bir bedel ödediğini yazılı kanıtla ortaya koyamadığını, taşınmazın o günlerdeki sürüm değerinin çok altında satıldığını, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonunda 12.8.2015 tarihi itibarıyla bedeli 600.000,00 TL olduğu anlaşılan taşınmazın pek aşırı fark oluşacak biçimde davalı 4'üncü kişi ...'ya satıldığını, davalıların yaptıkları devirlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Yapı ve Kredi Bankası AŞ tarafından 13.04.2018 havale tarihli yazıyla ...'nün kredi borcunu ... tarafından kapatıldığı bilgisinin belirtilmekle birlikte yazı ekinde gönderilen 20.07.2015 tarihli dekontun incelenmesinden, davalı borçluya ait kredi borcunun 20.07.2015 tarihinden önce kapatılmadığı, kredinin 1'inci taksit tarihinin 11.11.2013, son taksit tarihi ise 09.04.2015 tarihi olduğu, davalı borçlunun kredi borcunun ödenmesine ilişkin davalı 3'üncü kişi ... vekili tarafından dilekçe ekinde sunulan 3 ayrı dekontun ise kredi borcunun tamamına ilişkin olmayıp bir kısım taksitlerin ödenmesine dair olduğunun anlaşılması karşısında davalı 3'üncü kişi ... devir tarihi itibarıyla 450.000,00 TL sürüm değeri bulunan dava konusu taşınmazı 487.052,27 TL bedelle satın aldığını kanıtlayamamıştır. Bununla birlikte ipotekle yüklü taşınmazın bedelinin, devir tarihinden sonra ödenmesi taşınmaz satışları bakımından olağan ödeme niteliğinde de değildir.

Diğer yandan, sürüm değerinin 600.000,00 TL olduğu saptanan dava konusu taşınmazı davalı 3'üncü kişi ...'dan, bedeller arasında aşırı fark oluşturacak biçimde 12.08.2015 günü 270.000,00 TL bedelle satın alan davalı 4'üncü kişi ... cevap dilekçesinde, taşınmazı daha yüksek bedelle satın aldığına dair savunma getirmemiş, bu konuda kanıt ileri sürmemiştir. Bu itibarla davalı borçlu ile davalı 3'üncü kişi arasındaki güven ilişkisi de gözetildiğinde sürüm değerinin çok altında satış suretiyle devredilen dava konusu taşınmazın devirlerine ilişkin işlemlerin, malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yapıldığının ve borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer taraflarınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğunun kabulü ile tasarrufların iptaline karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine hükmolunması isabetli değildir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar verilmiş ve yeniden hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; söz konusu gayrımenkulün bankadan çekilen kredi ile satın alındığını,4. Kişi yönünden bedel farkının iptal sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, davacının iddialarını ispat edemediğini, davalı ...'nın davalı borçlunun durumunu bilen kişilerden olduğunun da ispat edilememiş olduğunu, gerrçek bir satış olup, gayrımenkul kaydındaki ipoteğinde müvekkili tarafından kaldırıldığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; söz konusu gayrımenkulün davalı ...'ya devredilmiş olduğunu, ...'nın da kredi çekerek bedelini ödediğini, davalılar arasındaki satışın gerçek olduğunu, dava konusu gayrımenkulün ipotek borcu ile beraber satın alındığını, kredi borcunun da ödendiğini, herhangi bir kötü niyetin bulunmadığını beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteminden kaynaklanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme 1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin ve ... vekilinin aşağıdaki bent dışında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.

İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır.

İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir.

Somut olayda, davacı alacaklı tarafından dava konusu gayrımenkulün tapuda davalı borçlu tarafından düşük bedel ile davalı ...'a ondan da davalı 4. kişi ...'ya devredilmiş olduğu, dava konusu gayrımenkulü kaydında yer alan ipotek yükü ile davalı borçludan satın alan davalı ...'ın bir kısım kredi taksitlerini ödediği, Yapı Kredi Bankasından gelen cevabı yazıda kredi borcunun davalı ... tarafından 20.07.2015 tarihinde kapatıldığının bildirildiği, buna göre davalı ... yönünden İİK 278/2 de belirtilen dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan fark olmasına ilişkin iptal sebebinin gerçekleşmediği anlaşılmıştır.

Ancak dava konusu gayrımenkulün ticari işletme niteliğinde bir dükkan olması, davalı ...'ın söz konusu gayrımenkulü devralarak işletmeyi devam ettirmesi, aynı binada yer alan ve davalı ... adına bulunan başkaca bir gayrimenkulü de satın aldığının tespit edilmiş olması karşısında davalı ...'ın hem davalı borçlunun durumunu bilen kişi olduğu( İİK madde 280/1) hem de dava konusu devir işleminin İİK 280/3 hükmü gereğince de iptale tabi olduğu görülmektedir. Bu itibarla adı geçen davalı yönünden kurulan hüküm sonucu itibari ile doğrudur.

Buna karşın Mahkemece davalı 4. kişi yönünden varılan sonuç doğru değildir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'nın da dava konusu gayrımenkulü gerçek değerinde satın aldığının ispat edilememiş olması gerekçesi ile davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. Tasarrufun iptali davalarında davalı 4. Kişi yönünden iptale karar verilebilmesi için salt bedel farkı yeterli olmayıp davalı 4. Kişinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun, yani kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispat edilmiş olması gerekmektedir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı ... ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından ispatlanamamasına göre, davalı ... yönünden davanın redddine, davalı ... yönünden ise dava konusu gayrımenkulün davalı ... tarafından davalı ...'ya devredildiği tarihteki gerçek değeri olan 600.000 TL'nin İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2017/9435 sayılı dosyadaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. (2) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ve ...'a verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'a iadesine,

Dosyanın HMK 373/2 hükmü gereğince kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde oybirlliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/7730, K. 2023/5576, T. 25.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-7730-e-2023-5576-k-c254d148ba5b