Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4294 E. 2023/10096 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4294
- Karar No
- 2023/10096
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/154 Değişik İş - 2022/156 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-6207 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Davalı vekilinin itirazının reddi, davacı vekilinin itirazının kabulü, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılması ile başvurunun kısmen kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/173444 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün 31.07.2016 tarihinde yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarptığını, davacının kaza nedeniyle yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 4.500 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 500 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 81.012,40 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kaza nedeniyle davacının sürekli maluliyeti bulunmadığını, tarafların kusur durumlarının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı ve rapor ücretinden sorumlu olmadığını, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosuna belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının %10 oranında sürekli maluliyeti olduğunun ve 30 gün bakıcıya ihtiyacı olduğunun tespit edildiği, konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporuna göre sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %25 kusurlu olduğu, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlendiği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 50.307,62 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 325,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 50.632,87 TL tazminatın 04.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, davacı tarafından tedavi giderinin tahsili amacıyla açılan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/958 Esasa sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün %40 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, hükme esas alınan kusur raporu ile Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporu arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; hesaplamaya esas alınan iş göremezlik raporunun hatalı olduğunu, medikal firma tarafından düzenlenen raporda davacının sürekli maluliyeti olmadığının tespit edildiğini, hükme esas alınan rapor ile medikal firma rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, progresif rant yönteminin esas alınmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli iptal kararının eldeki uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, %1,8 teknik faiz esas alınarak davanın zararının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden davalının sorumlu olmadığını, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri gözetilerek ve uzman hekimler tarafından düzenlendiği, görüş mahiyetinde olan medikal rapor ile yetkili hastane tarafından düzenlenen maluliyet raporu arasında çelişkiden söz edilemeyeceği, davacının zararının Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde belirlendiği, davalının bakıcı giderinden sorumlu olduğu, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin esas alınmasının yerinde olduğu, bu nedenlerle davalı vekilinin itirazının reddine karar verildiği, davacı vekilinin itirazları yönünden bilirkişi heyetinden alınan çelişki giderici raporda sigortalı araç sürücüsünün %35 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu kusur durumuna göre davacının zararının Heyetçe belirlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 70.430,67 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 455,35 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 70.886,02 TL tazminatın 04.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınan iş göremezlik raporunun hatalı olduğunu, medikal firma tarafından düzenlenen raporda davacının sürekli maluliyeti olmadığının tespit edildiğini, hükme esas alınan rapor ile medikal firma raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, progresif rant yönteminin esas alınmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli iptal kararının eldeki uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, %1,8 teknik faiz esas alınarak davanın zararının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden davalının sorumlu olmadığını, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaya olan davacıya çarpması sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından aynı olaya ilişkin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/958 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı, davalının Sompo Sigorta A.Ş. olduğu, mahkemece 05.12.2019 tarihli 2019/989 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrasında "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Somut olayda, aynı olaya ilişkin davacı tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/958 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı dikkate alındığında 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerekirken başvurunun kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.10.2023 gününde Başkan ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacının davaya konu trafik kazasındaki yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebinde bulunduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin karara itirazının reddine davacının itirazının kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, sayın çoğunluk tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/14 üncü maddesi gereği uyuşmazlığın daha önce mahkemeye intikal ettiği ve bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulduğu görülmektedir. Davacı, tedavi giderlerinin karşılanması için daha önce Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/958 Esas sayılı dosyasında talepte bulunmuş, bu davanın kabulüne (miktar itibariyle kesin olarak) karar verilmiştir. Bu nedenle, tarafları- konusu- dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar bulunmadığı, eldeki davaya konu edilen zarar kalemleri (sürekli iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri) ile mahkemeye intikal eden davadaki zarar talebinin (tedavi gideri) birbirinden tamamen farklı olduğu ve aynı uyuşmazlığın mahkemeye intikal ettiğinden bahsedilemeyeceği gözetilerek davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesiyle karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun 5684 sayılı Kanun'un 30/14 üncü maddesi gereği usulden red kararı verilmesi şeklindeki bozma kararına katılmıyorum.