Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3259 E. 2025/3089 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3259
- Karar No
- 2025/3089
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1836 E., 2021/2387 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/361 E., 2019/415 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 01.12.2015 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi düzenlendiğini, davalılardan ... ve dava dışı ..., ..., ... Un ve İrmik Sanayi A.Ş. ve ... İnşaat Turizm Tekstil Sağlık Gıda Tarım Nakliyat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin belirtilen sözleşmenin müteselsil kefili olduklarını, kredi borcunun süresi içinde ödenmediğini, bunun üzerine kredi borçlusu ve müteselsil kefiller aleyhine Ankara 22. İcra Dairesi'nin 2017/21438 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçluların maliki oldukları taşınır ve taşınmazların takibe konu alacağı karşılayacak düzeyde olmadığını, bu aşamada davalı borçlu ...'ın adına kayıtlı bulunan Ankara, ..., ... Mahallesi 27745 ada 4 parsel sayılı taşınmazı üzerinde bulunan 21 numaralı bağımsız bölümü 02.08.2016 tarihinde 219.000,00 TL bedel ile diğer davalı ... firma çalışanı ...'a muvazaalı olarak devrettiğini, davalı ...'ın, borçlunun içinde bulunduğu ekonomik durumu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğunu belirterek taşınmazın davalı borçlu ... tarafından diğer davalı ...'a devrine ilişkin tasarrufun, İİK.nun 277 ve devamı maddeleri gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı alacaklı tarafça geçici ya da kesin aciz belgesi sunulmadığını, davacı alacaklı tarafın, borç nedeniyle ipotek aldığını, bunun dışında borçluların diğer mal varlığı üzerine haciz koydurduğunu, henüz bunların satışının istenmediğini, tasarrufa konu işlemin borcun doğumundan önce yapıldığını, devir işleminin firma çalışanına yapılmasının, işlemin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği gibi, müvekkilinin de, borçlunun ekonomik durumunu ve alacaklılarına zarar vermek kastını bilebilecek durumda olmadığını, sadece firma çalışanı olduğunu, borçlu ile arasında herhangi bir yakınlık bulunmadığını, firmaların özellikle içinde bulundukları ekonomik durumu çalışanları ile paylaşmadıklarını, satış bedelini aynı gün diğer davalı ...'ın hesabına havale ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin geçerliliğinin bulunmadığını, davacı alacaklı tarafça geçici ya da kesin aciz belgesi sunulmadığını, devir işleminin yapıldığı tarihte müvekkili hakkında başlatılan bir icra takibi bulunmadığını, bağımsız bölümü sattığı tarihte ekonomik yönden güç durumda bulunmadığını, diğer davalı ...'ın satış bedelini banka havalesi yolu ile ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değerinin 282.000,00 TL olduğu, tapuda gösterilen satış bedeli ile, satış tarihindeki rayiç bedeli arasında fahiş fark bulunduğu, İİK.nun 278/II-1, 2 maddesine göre, akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde olduğu ve iyiniyet ve bedel farkı gözetilmeksizin iptale tabi bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça satış bedelinin aynı gün banka havalesi yolu ile ödendiği savunmasında bulunulmuş ise de, davalı ...'ın SGK Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik Merkezi yazılarından anlaşılacağı üzere, o tarihte dava dışı borçlu ... Un ve İrmik Sanayi A.Ş.nezdinde işçi olarak çalıştığı, 3.399,38 TL brüt maaş aldığı, banka havalesi yolu ile gönderilen miktarın gerçekten davalı ...'a ait bir para olup olmadığının belli olmadığı, davalı ...'ın işi ve aldığı aylık maaş nazara alındığında, böyle bir meblağı biriktirmesinin, bunun dışında dava dışı borçlu ... Un ve İrmik Sanayi Anonim Şirketinin kredi borcuna müteselsil kefil olan ve muhtemelen dava dışı borçlu ve diğer müteselsil kefiller ile arasında ortaklık ya da ticari bağ bulunan davalı borçlu ...'ın işçi sıfatıyla çalışan diğer davalı ...'a bağımsız bölüm satmasının da hayatın olağan akışına ve ekonomik gereklere aykırı olduğu, davalı ... ile davalı borçlu ... ve diğer borçlu ve müteselsil kefiller arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu göz önünde tutulduğunda, davalı ... ...'ın, borçlunun içinde bulunduğu ekonomik durumu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, öte yandan dava açıldıktan sonra davalı ...'ın bağımsız bölümü üçüncü bir şahsa sattığı, bu durumda ...'ın, İİK.nun 283/2 maddesi gereğince, bağımsız bölümü elinden çıkardığı tarihteki rayiç değerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacı tarafın İİK.nun 283/2 maddesi gereğince talep etmiş olduğu 346.000,00 TL miktarın, Ankara 22.İcra Dairesinin 2017/21438 esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibinde, takibe konu asıl alacak ve fer'ileri ile birlikte sınırlı olmak üzere davalı ...'dan alınarak, davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tasarrufa konu edilen taşınmazın akitte gösterilen değeri ile temlik tarihindeki gerçek değer arasında misliyle fark olduğu, borçlu ile üçüncü kişi arasında birinci derece akrabalık bulunduğu, borcun doğumundan sonra davaya konu tasarruf işlemlerinin yapıldığı, temlik tarihi ile dava tarihi arasında beş yıllık hak düşürücü süre dolmadan eldeki davanın açıldığı, İİK'nin davalı borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak temlik yaptığını bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda olduğu gözetilerek dördüncü kişiye temlik edilen tarihteki değer üzerinden tasarrufun iptaline karar verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...'ın istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'ın davalı borçlu ...'ın içinde bulunduğu ekonomik durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olmadığını, davalı ...'in sadece firma çalışanı olduğunu, devir işleminin gerçekleştiği tarihte davalı ... adına açılmış herhangi bir icra takibinin de olmadığını, dava konusu taşınmazın satış tarihinde aynı vasıflara sahip taşınmazların satış bedellerinin ilgili tapu kaydından sorularak aradaki farkın incelenip karar verilmesi gerekirken bilirkişinin belirlediği rayiç bedelin baz alınarak eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, Mahkemenin dava konusu bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değerinin 282.000,00 TL ile bağımsız bölümün tapuda gösterilen satış bedeli olan 219.000,00 TL, arasındaki 63.000,00 TL farkı fahiş kabul ederek, satış işleminin bağışlama hükmünde olduğu gerekçesiyle yasaya, hukuka ve hakkaniyete aykırı karar vererek müvekkilinin mağdur edildiğini, satış bedelinin aynı gün banka havalesi ile ödendiğini, banka dekontunun ise mahkemeye sunulduğunu, davalı ...'ın 2001 yılının 5. ayından itibaren SGK lı olarak çalışmaya başladığını, 2013 yılının nisan ayında evlendiğini, 12 yıl bekar olup ailesi ile birlikte oturduğunu, birikimlerini altın, dolar cinsinden yaptığını ve banka havalesi yolu ile gönderilen miktarın gerçekten davalı ...'a ait bir para olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. (İİK.m.277) Bu husus, dava şartı olup, hâkim görevi gereği yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetmek zorundadır. Somut olayda, dava dayanağı olan icra takip dosyasında İİK'nun 105. maddesinde belirtildiği şekilde borçlu davalı ...'ın adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmamıştır. Bu durumda, davalı borçlunun aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.